KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Bu pilav daha su kaldırır

Yayın Tarihi: 03/04/22 13:27
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Geçen gün özel mailimden bir mesaj aldım. Birisi diyor ki: “ Neden eski adamlardan, düşünürlerden ve mesela Lenin’den alıntılar yapıyorsunuz? Bu bağnazlık değil mi? Zaman değişti…” Kulakların Çınlasın Mehmet Çağlar… İyi teori yazdın kendilerine…

Elbette zaman değişiyor ama Lenincilik adına mangalda kül bırakmayan bir parti (AKEL) ve müntesipleri eleştirilirken, kimi argüman alacaksınız?

Ve fakat biliyorum ki bu “yave” gene onların bulup da söyledikleri bir mazarettir. Cevap veremeyince, başka bir şey söyleyemiyorlar. İşi, “felsefeye ne gerek var?” a kadar getirmeye utanmıyorlar. Oysa daha ta 17.03.2018 tarihinde bu sütunda yazmıştım ki:

“Bunlar sol adına “barıccılık” ediyorlar ama Sol, solcu deyince önce her zaman olduğu gibi kavramı tanımlamak lâzım! De Fourier'den tutun, Robert Owen'den geçin, Saint Simon'u anın bunlar yetmez; Marx'da bir durak yapın… Yapısalcılar'ı, post yapısalcıları da ekleyin ve yetmezse gene de biraz da Frankfurt Okulu'nda kıraat eyleyin! Düşünsel anlamda sol; mevcut, egemen düşünce biçimlerinin çok dışında, kendinden önceki düşünce formatları ile hiç anlaşmayan, bir başka felsefe okuludur! Sonra siyaseti gelir… Düşünce sistematiği olmayan sol, olamaz… Onun için hiç alâkası olmayan biri, Marx, Gramsci, Habermass, Horkheimer, Adorno falan okumaya kalktığında hiçbir şey anlamaz, kafası karışır! Hele önceden felsefe okumaya ve düşünmeye hiç zaman ayırmış değilse… Önceden Platon falan okumamışsanız, zaten Marx'ı da anlayamazsınız! Çünkü doğduktan bu yana kulağınıza fısıldanan bütün yargılardan, ön yargılardan, hükümlerden farklı bir düşünce yapısıdır savunduğu! 1870'lerde yazdığı Alman İdeolojisi'nde, bütün bunları anlatıp, "bu yeni ve tamamıyla farklı düşünce sistematiğini anlayıp benimsemeden, ne dünyayı değiştirmek mümkündür, ne de herhangi bir tanımlamayı hakketmek" der… Ardılı Lenin de Ne Yapmalı'da, "bir işçi de bu hareketi yönetebilir ama o düzeye gelene kadar edinmesi icap eden bilgi birikiminden sonra, o artık zaten bir entelektüel olmuştur" diye, yaklaşımını anlatır!

Zulme karşı olmak, adalet talep etmek, fabrika işçisi olmak, savaşı istememek, baş kaldırmış olmak ya da herhangi bir tekkeye asker yazılmış olmak, düşünsel anlamda "sol" diye tanımlanmanıza yetmez yani! Eğer o farklı düşünce sistematiğini öğrenip, benimsememişseniz! Sağın "namütenahi" renklerinden bir olursunuz; gene başkaldırır, gene adaletsizliğe isyan eder, gene hiçbir şeyi beğenmez, gene haktan hukuktan dem vurur, kafanıza gene çaput bağlar, zeytin dalı sararsınız ama sol değilsinizdir. Sol olmanızı belirleyen, talepleriniz değil; "müesses" düşünce biçiminden çok farklı bir düşünce sistematiğini benimsemiş olmanızdır. Tarihteki ilk Turancı siyasi organizasyon, Türkiye Komünist Partisi'dir, deyince bir kısım insanın uplost olmasının sebebi, budur… Siyasi talep değildir, sol ile sağı ayıran; felsefesidir… Yoksa Bolşevik Partisi MK üyesi Sultan Galiev, Ziya Gökalp'ten daha kapsamlı bir Turan fikriyatı geliştirmiştir. Fark ne? Felsefe…”

Demek istiyordum ki “bunlar üç beş mitinge gidip kafaya zeytin dalı sarmakla, “barıccı” oldular ama sosyalist değildirler, o bakımdan “barıccılıkları”nın esasını da AB, ABD çizgisinde Neo Liberalizm oluşturduğu için, ( mamma orada ne yapsınlar?) Kıbrıs Türk Milliyetçiliği ile sorunları var ama Kıbrıs Helen Milliyetçiliği ile sorunları yoktur! Çünkü onlar zaten ABD ve AB’nin adamları… Onlara, Washington ve Brüksel’e hoş görünürlerse, hem bu sorunu çözeceklerine hem de kendilerinin de ongarılacaklarına inanıyor ama söylemiyorlar. Eşitlik’ten de, dönüşümlü başkanlık’tan da egemenliğin ortaklığından da bir saniyede vaz geçebilmeleri, bundandır.

Ayni yazıda, “Kıbrıs Türk Solu'nun "Barış politikasının" temelini, zivaniyaya aşık olmak, Rum kızı sevmek, korkak olmak, Urumsever olmak değil, bu ilkeler oluşturmaktaydı…” demezden önce, Lenin’den de sol felsefenin konuya bakışını aktarmıştım ki ot ile “bot” birbirinden ayrılsın: “Konumuz Ulusal Sorun olduğuna göre, o konuda da yaptığı öneri, " Çoğunluk, azınlık ilişkisinden bağımsız, eşitliğe dayalı; gönüllü birlik"tir. Birincil görev birliği sağlamaktır ama eşitlik bir türlü sağlanamazsa ve gündelik hayat bir ezgiye dönerse, azınlığın ayrılıp kendi devletini kurmak hakkını savunmayan çoğunluk devrimcisine de en aşağılık emperyalizm ajanı muamelesi yapmak, hakkımızdır" der… Kriteri nedir? Azınlığın oyları ile ortaya koyacağı, irade…”

Bu ikinci şık, işlerine gelmiyor! Ne AB’nin, ABD’nin ne de bu müntesiplerin… Onun için Lenin değerden düşürülmeli ki olmaya da birkaç çocuk hakikaten sosyalist olmaya da kalkar sonra…

Üstü kapalı tarihe, felsefeye, her türlü düşünüre saydırdıktan sonra, “ben kendi aklıma bakarım” dedi, oğlancık… Maşallah kendini Platon’dan akıllı sanıyor ama sonra dönüp bana Byron  ve George Bernard Show’dan da vecize döktürdü. Popper’i duymamış besbelli… Liberalizm’in klâsiğine takılıyor, henüz desem, Adam Smith’den de bir şey yazmadı…

Adını yazmamamı da rica etti… Cesur ama o kadar da değil…

Zaten “ben sosyalist değilim ne münasebet” diye de ikrar etti… E o zaman “barıccı””lığının esbabı mucibesi nedir? Hangi fikriyat üzerine bina edilmiştir? Diyecem, yazık olacak…

Bunlara dikkat edin… Bunlar düzene değil, topluma karşıdırlar ne yazık ki…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları