KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Dur diyecek olan sizsiniz…

Yayın Tarihi: 20/04/22 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bu yazı, 29/01/22 tarihinde bu köşede yayınlandı… Seçim olalı, daha bir hafta geçmişti. Başlığı da Seçim Üstüne Az Kuru idi…

Üstünden Şubat ve Mart ayları geçti, Nisan daha hükmünü sürüyor, bitmedi. Okuyalım:

“Geçen hafta sonu yapılan erken genel seçimde sandığa gitmeme hakkımı kullandım. Organize bir boykot kampanyasının parçası olmadım ama neden oy kullanamayacağımı da anlattım: “Bu mevcut sistemle her gün de seçim yapsanız, istikrarlı bir hükümet kuramazsınız. Bunu söyleyen ne bir aday ne de bir parti var! Onun için hiçbirini ciddiye almıyor, aralarında tercih yaparak suç ortağı ya da figüran olmayı reddediyorum” dedim…

Yıllardan beridir, bu mevcut sistemimizin, mecliste denetleme yapmayı fiilen imkansız kılan bir sistem olduğunu,  çünkü yürütmenin başının aynı zamanda çoğunluk grubu başkanı da olarak meclise de hakim bulunduğunu, meclisin iki görevinden biri olan denetlemenin, fiilen denetlenmesi lâzım gelenin emrine verilmiş bulunduğunu yazıyorum. Meclisin asıl görevi olan yasama yapmanın da fiilen milletvekillerinin değil, memurların eline bırakılmış bulunduğunu, vekilin sadece hükümetin getirdiği yasa önerilerini kabul veya reddetmek üzere parmak kaldırmakla  görevlendirilmiş bulunduğunu anlatıyorum. Sorumlu ama yetkisiz milletvekilleri ile yetkili ama sorumsuz memurlar üretiyor bu sistem. Dönüp bakınca bu konuda bulabildiğim en eski yazım 1996 tarihli… Daha da eskisi var ama bu bulabildiğim.

Derken efendim, itile kakıla “ben nasıl seçilirim?” sorusuna cevap bulmak üzere, seçim yasası üzerinde oynana oynana, o bizim “her şeye yetkili ama sorumsuz” dediğiniz yürütme de bakın ne hale gelmiş?

Geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Sucuoğlu dedi ki:  "Bu seçim sistemi ile %50 oy da alsan, 23-25 vekil çıkarın, koalisyona mahkumsun…" (Bkz. Salı günkü Kıbrıs Postası)

Varılan nokta budur:

Küçümen particikler de bu karışıklık içinde %5-7 oy alıp, 2-3-4 vekilciği ile hükümet ortağı oluyor. Büyük partiye o küçümencik haliyle şantaj yaparak hem her istediği adamı istihdam eder, terfi ettirir, ihaleyi kotarır… Mısmıl bir düzen olsa rüyasında göremeyeceği yetkiler kullanır... Hiç sorumluluğu yok! Kimseden korkusu da yok... Hükümette olmak sayesinde, kullandığı yetkilerle ertesi seçim de 3-5 oy uydurup, yine birkaç milletvekili çıkarır nasılsa... Yine koalisyon ortağı... "Dön baba dönelim, Hacılar'a gidelim...”

Yürütme de bir büyük parti ile adeta konfederal ortağı bir iki %5-6’lık particiğin elinde payimal oluyor. “Meclise egemen” dediğimiz yürütme de bu…

Bunun suç ortağı olmayı reddettim, figüranı da…

"İktidar ve istikrar için %50+1 oy alan bir başkanlık sistemi gerekir" denilince bunların neden ırzlarına göz dikilmiş gibi hallendiklerini görüyor musunuz?  Çünkü küçümenlerinin hiçbir biçimde öyle bir oy alacak ne bir birikimleri, ne projeleri ne de ihtimalleri var... Böyle küçücük küçümencik iktidar oluyorlar! O sistemde rüyasını bile göremezler… Öbür iki "büyük" partinin de "derin parti" kısmı karşıdır. Çünkü %51 ile gelen başkanı 200 oy ile kurduğun parti meclisindeki 15-20 kişi idare edemez ... "Hade yürüyün işinize halk memnunsa ben bağımsız çıkar gene kazanırım" der... Müesses nizam, alt üst olur... İktidar gücünü kullanan, yalnız halka karşı sorumlu olur... İbrikçibaşılar işsiz ve işlevsiz kalırlar.

Onun için sisteme asla laf söylemezler, “sen ben bizim oğlan” durumu idare ederler Başkanlık Sistemi dediğinde diktatörlük olur diye yalan söylerler... Sanki de tarihin gördüğü en acımasız diktatörler, Başkan iken hoplayıp diktatör olmuşlar! Hitler, Mussolini, Salazar Başkan mıydılar? Başbakandılar... O başka bir meseledir... Önceden yazdık bunları... Sırası gelsin yine yazarız... Parlamenter sistem, meşruti krallığın, Başkanlık cumhuriyetin sistemleridirler. Saranıza uğrattırtmayın dürtüp dürtüp de…

Bazı UBP’liler ile bazı CTP’liler şimdiden başlamış: “İki sene idare edelim de, erken seçim...”

Başka işimiz yok galiba... Anketçiler ile reklamcılara işleyecek bu memleket? Hem bazı ödenekli gazetecilere?

Hiçbir partiye değil, öncelikle bu sisteme karşıyım.” Demişim iki ay önce… Şimdi hale bakın tozdan dumandan ferman okunmuyor ama iki ay sonra olacakları öngöremeyen bir hayli kifayetsiz muhteris, memleketi alt üst etmekten başka bir şey yapmıyorlar… Bunlara kim dur diyecek?

            Siz…

            Siz demezseniz, sonra diyecek olana saldırmanızın ne kıymeti harbiyesi olacaktır, ne de önemi…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları