KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Parça parça barış değil de galiba parça parça savaş geliyor…

Yayın Tarihi: 12/06/22 11:40
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Tam da Kıbrıslı Rum yazarların Türkçe’ye çevrilmiş Kıbrıs Sorunu konulu kitaplarını tarıyordum. Elimde Grigoris İoannou’nun, Denktaş Güney’de isimli çalışması vardı. Çeviren Dr. Abdullah Korkmazhan, Baranga Yayınları… Yazar, bence çok önemli bir üniversite olan Glasgow Üniversitesi’nde öğretim üyesi, bir süreliğine Kıbrıs Üniversitesi’nde bulunuyormuş… Yani? Önemsiz biri değİl… Birkaç tespiti, dikkat çekiyor…

Öncelikler: Kıbrıs Rum eğitim sisteminde, Kıbrıslı Türkler’den hiç söz edilmiyormuş,diyor. Zira Tum aklına göre, hem Kıbrıslı (yani dost, bizden, Helen) hem de Türk ( barbar, düşman) olunamazm ış. Çocukların aklı buna basamayacağından, hiç söz etmemek, suskun kalmak daha iyi imiş… Bunun sonucunda, Kıbrıs Rum kopilinin aklında, Türk deyince bilmem kaç yüzyıldır burada yaşayan insanlar değil, tümü ile 1974ten sonra gelen “işgalciler” varmış. Yazarın kendi bile burada yüzyıllardır yaşayan Türkler olduğunu, ergenlik yaşında öğrenmiş… Şaşırmış…

Yazara bakarsak, ezici çoğunluktaki Kıbrıslı Rum aklına göre, Kıbrıs bir Helen adası ve Kıbrıslılar da Helenler olduğu için, burada bir federasyon kurulması, “akla aykırı” bir durummuş! Kimle, kim arasında kuracaksınız? Bir taraf var: Kendileri… Başka “taraf” yok ki! “Kendi vatanını” neden ve kim için bölecek ki? “İşgal” kalkar ve “yerleşikler” giderse zaten mesele de bitmiyor mu?

“En azından %75 Rum aklına göre, kısa ve orta vadede, ne federal ne de başka türlü bir çözüm, olmaz,çünkü zihinlerde böyle bir ihtiyaç yok” diyor kendisi…

***

Birinci Dünya Savaşı bittiğinde, İyonya denilen Batı Anadolu kıyısında, 1.5 ile 3milyon arası, Rum yaşamaktaydı. 1914te başlayan savaşa, bitmek üzere iken 1917de giren kopil Yunanistan, bunları gerekçe göstererek, çıktı orayı işgal etti. İşgal etmekle kalmadı, orada yaşayan Osmanlı vatandaşı Rumları, askere de aldı… Tokadı yiyip, kendi defoldu gitti ama o Rumlar Anadolu’da kaldı… Ne var ki Yunanistan üniforması üstünde ele geçirenlere, “esir” muamelesi yapılmadı. Yunan askerleri esir tamam ama Osmanlı vatandaşı olup da Yunan üniforması ile savaşan yerli Rum, vatan haini muamelesine tabi kılındı. BU hale düşünce de Venizelos, Anadolu Rumları ile Mora ve Teselya Türkleri’nin yer değiştirmesini önerdi ve kabul edildi. Bunları Anadolu’dan süren biri yok yani … Yunanistan’ın teklifidir o mübadele… Bu minval üzre, gittiler… Kıyıdaki adalar da o esnada TBMM ordularının elinde bir donanma olmadığından, kabul edildi ki Yunanistan’a aittir ve ama bir daha İyonya kıyısını işgal etmek deliliğini göstermeyeceğinden emin olunmadığından, bazılarına ilelebed asker yerleştirmeyecektir. Yoksa Midlli gibi, Sisam gibi, Kos gibi burnunun dibindekileri kayıkla da çıkıp almak, mümkündü. İstanbul ile meşgul olunmakta bulunulduğu için, dendi ki “ Ayvalık’tan gidiyorlar, Midilli’de olsun bırakalım da barınabilsinler… Ama bir daha da oradan bizi tehdit edemesinler.”

O adalarda Yunan egemenliği, bu koşullarda tanındı…

Şimdi  “Bizim egemenlik haklarımız var, silahlandırırız” dediği mesele de budur. Silahlandırırsın ama ben de orada kimin egemen olduğunu gene tartışmaya açarım… Orada senin egemenliğini hangi koşullarda kabul ettim? Hangi koşullarda vaz geçerim? Onu tartışırım… ir anlaşma bozulursa, anlaşma öncesi duruma dönülmez mi? “Sıkarsa”…

***

Kendi anakarasından 600, Anadolu’dan 2.5 km üzaktaki, 10 km.2 bir kayalığın 40 bin km2 deniz sahası bulunup, 700 bin km2 kıtanın da hiçbir hakkı olmadığını ileri sürerek, “egemenlik hakkımdır mahkemeye de gitmem” diye kostaklanan herif neye dayanıyor biliyor musunuz?

19.yy boyunca “Batı “ Avrupa’da egemen olan, “ Türkler’in Asya’ya sürülmesi” şeklinde özetlenebilecek olan Doğu Sorunu politikasına! Osmanlı’yı paylaşacaklardı.  Büyük savaşı kazandılar ama Anadolu’da kafayı kayaya çarptılar, yapamadılar, sineye çektiler, mecburen…

Şimdi bu zibidiler, kendilerini Roma İmparatoru yerine koyup, Türkiye’yi Akdeniz’den kovmaya çalışıyorlar. Güçleri de yok! Gene ondan bundan yardım dilenerek, ayranı yok içmeye modunda emperyalistçilik oynamaya heves ediyorlar.

Kimse de hatırlatmıyor ki 9 Eylül 1922 günü Mustafa Kemal’in askerleri İzmir’e girdiğinde de körfezde İngiliz ve Amerikan gemileri fink atmaktaydılar. Neye yaradı? Denize atlayan sefil askerlerinizi toplamaya…

Etmeyin… Akıllı olun… Bin yıllık kompleksi aşmanın zamanı gelmedi mi?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları