KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Durum ve seçenekler

Yayın Tarihi: 19/06/22 11:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Kıbrıs Sorunu ile bir ömrü geçirdiğimizi bilen biliyor. Sorunu anlamaya çalışarak… Çünkü bizim tarafta çok popüler olan o “ iki toplum gardaş gibi geçiniyordu, emperyalizm bizi böldü” iddiasının gerçek olmadığını bilmek için, ferasete ihtiyaç yoktu. Öyle idiyseydi, daha dünyada emperyalizm, Akdeniz’de de İngiltere yokken çıkan 1804 çatışmasını nasıl izah edecektik?

Rumca bilmememiz, meseleyi anlamak bakımından büyük bir eksiklikti. Sonunda Rum tarafında yaşayan bir Türk ve bir hayli de çalışmaları Türkçe’ye tercüme edilmiş Rum yazarı da okuyunca, sorun kafamızda berraklaştı!

İşin aslı şuydu: Elbette ki bu çatışmanın ana nedeni, bu adada son beş yüz yıla yakın zamanı birlikte yaşayan iki ayrı kimlikten kaynaklanıyordu. İki bin yıldır burada yaşayan yerleşik bir kültür geliştirmiş, Elence konuşan ve Ortodoks Hristiyan ve iyi eğitimli olan, dindar bir kimlik ile son beşyüz yılı bu adada geçiren, çoğunluğu henüz göçebe, Türkçe konuşan, kendine göre biraz da Şamanizm kalıntısı ögeler taşıyan bir islamiyete inanan, kötü eğitimli ve dine mesafeli bir diğer kimlik, son derecede objektif koşullar ve nedenlerle, burada bir gün bile “gardaş” olmamışlardı; olabilecek miydiler?

Ana neden yukarıdaki paragrafta gizlidir ama bunun yanında bir de onun kadar önemli ikinci etken var! O da şu:

19.yy’ın ilk çeyreğinden başlayarak, milliyetçilik çağı geldiğinde, (elbette ki önce Rumlar’a) Kıbrıslı Rumlar, çağın modasına uygun olarak kendi ulus devletlerine katılmaya kalkınca, adadaki bu nüfusça küçük, eğitim ve üretim bakımından zayıf ve yetersiz “toplum”u hiç hesaba katmadılar. Azdı, cahildi, zayıftı… Yunanistan’ın bağımsızlığını dış dünyanın desteği ile kazanması örneğine bakarak, “dünyayı ikna etmekle” bu işi başarabileceklerini, sandılar. Hangi Rum yazardan okuduğum şu anda aklımda değil ama bir tanesi bunu şöyle anlatıyordu: “ Biz sandık ki herkesi bizim haklı olduğumuza inandırırsak, bu iş biter! Haklı olup olmamamız değil, önemli olan buydu: Başkalarını haklı olduğumuza inandırmak!”

Yüz yıla yakın bir zaman, “bunlar önemsiz bir misafir toplulukturlar, beğenmezlerse geldikleri yere gitsinler” deyip, kendini de inandırdıktan sonra, 1958 Haziran- Ağustos’daki direniş karşısında Makarios’un hayretlere düştüğünü Kızılyürek anlatıyor. Buna bir kılıf yaramak gerekiyordu! “İngilziler bunları destekledi” lâkırdısı işte o zaman popüler oldu. Kilise kendi cemaatına yüz yıldır yedirdiği kendi yanlış tahlilini gizlemek üzere, buna sarıldı. “Bu az, fakir, cahil Türkler, gene da önemsizdirler ama ah o gahbe İngiliz!” Yalnız kilise de değil, solu da dahil tümüne yakını…

Bunu söylemenin alt yapısı vardı… Çünkü gerek Kavanin meclisinde, gerekse devlet mekanizması içinde, Türkler ve İngilizler, gerçekten de iş birliği yapmış bulunuyorlardı… Neden? A) Kendini senden farklı, başka hissetmese, nasıl sömürgeci ile iş birliği yapmış? O senden “başka” biri işte… B) Senden çekinmese neden bir başkası ile işbirliği yapıyor? Besbelli ki senden çekiniyor… Hani da arfostu gardassimou idiniz?

1974’e böyle geldik…

74 sonrasında ise durum daha da vahim bir hal almıştır çünkü şimdi Rum orta öğretiminde, Kıbrıslı Türkler’in varlığının bile konuşulmadığını yazıyor, Rum yazarlar. Kocca bir yeni nesil, bizim buraya 1974’ten sonra Türkiye’den göçmen olarak geldiğimizi sanıyormuş!!! Tümü, tümümüzün… Hem Kıbrıslı (iyi) hem de Türk, (kötü) nasıl olunabilirmiş? Bitişik dahi yazsanız…Bu bakımdan bizimle paylaşmak istedikleri hiçbir şey de yok…

Hele devlet?

Bütün Rum liderlerin bir yandan federasyondan bahsedip( çünkü “başkalarını” kendilerinin haklı olduğuna ikna edecekler) öte yandan yumurtalar her kapıya geldiğinde endek göndek bin tane gerekçe uydurmaları da bundan… ( Çünkü bir federasyon anlaşmasını önce kendi genç kuşağına anlatması mümkün değil, çok açıldılar, hep beraber…)

Bu durumda, ortada ne kalıyor? O paradigmaya teslim mi olalım? “Madem gelmiyorsunuz, biz de kendi yolumuza bakacağız” mı diyelim ?

Siz bakmayın birkaç tane sol lafazanlık eden lümpen Kıbrıslı Türk’e… Durum ve seçenekler bunlardır…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları