Entel dantel dedik

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Entel dantel dedik

İçinde yaşadığımız günler, belki de Kıbrıslı Türkler'in beşyüz yıllık kaderini belirleyecek önemde. Ancak ben, politikaya saplanıp kalmak, düşünsel eylemi ertelemek, önümüzdeki süreçte, yaya kalmamıza neden olabilir diye düşünüyorum. Entellektüellikle ilgili olarak yazdığım yazıya, bir eleştiri geldi. Bunu sizinle de paylaşmak istedim. Güncel gündemin dışına çıkmanın, okuru sıktığını elbette biliyorum ama birkaç adım sonrasını da düşünmek zorunda olduğumuza dair inancım da çok kuvvetli.. Buyrun eleştiriyi birlikte okuyalım:

"Yazını okudum büyük kısmına katılıyorum... Ama bir iki ayrıntı hakkında farklı düşünüyorum. Bilirsin ilk ve en önemli entellektüel olarak I. Petro gösterilir. Ve temel olarak da petronun yaptığı Osmanlı'da ki yenileşme hareketiyle aynı şeydir. II.İvan nasıl Rus devletinin hem imparatorluk hem de doğulu yüzüyse Petro'da batılı yüzüdür. Ruslar'da entelejensiya denen "toplumsal sınıfın" faaliyetinin yükselişiyle batı tipi bir devlet oluşması yolu beraber yürüdü. Aslında entelejensiyanın kanı dinden dönen yahudi toplumudur... Ama fakir yahudi yığını değil de orta karar, küçük burjuvazi.... Bell, başlı rus entellektüellerinin hemen hepsi bu gruptandır. Sonuç olarak entelejensiya ile aristokrasi arasında ben çok zayıf bir bağ görüyorum... Aristokrasinin tavrı, O meşhur geriye doğru devrimci tavır değil miydi?

Ben sana Tolstoy örneğinin yanına bir örnek daha eklersem ne demek istediğimi sanırım daha açıkça anlarsın: Balzac... Ya da Marquee de Sade... Bunlar bence Romantik düşünüşün " dark side of the moon"u... Ya da Bakunin'in tavrını da aslında diğerleriyle birlikte değerlendirebiliriz... Gerçek ve madde ile olan bağından çok macera ve maneviyat ile bağını görebiliyorum.

Burjuvazi ve onun kemiği Yahudi burjuvazisi belli bir bir biçimde dünyaya çok daha somut bir biçimde bakmak zorundaydı. Çünkü daha 15.yy da bile Madagaskar'dan mal alıp bir sürü limanda çok ince hesaplarla değiş tokuşlarla Amsterdam'da satıyordu. Bence gerçek, yani zaman ve uzam hakkındaki fikirleri, yorucu, riskli ve inanılmaz bir koordinasyon ve zeka isteyen bu işle beyinlerinde yer yaptı. ( Einstein'ın zaman ve uzam konusundaki şimdiye kadar en doğru tespiti yapması ilginç değil mi?)...

Vatansızlık sorunu da bununla başlamadı mı? Birincisi yahudiler zaten vatansızdırlar. Ve en kolay taşınan hazineleri ne idi ? Bilgileri, ve daha önemlisi bağlantıları.... Londra'da karabiberin kaça?, Sudan'da da gümüşün kaça olduğunu bilmezsen bu işi yapabilmen imkansızdır.. İşte bilgi düşkünlüğünün bence geçerli maddi gerekçesi buydu. Aristokrasinin değişen şartlarla bildiğin gibi yaptığı tek şey mallarını satmak oldu... Para-Mal-para ilişkisi, hala daha aristokratik( daha doğrusu "eski düzen") ahlak içinde dışlanmakta değil mi? Soyluluk her halükarda bir değiş tokuş düzenidir, Kapitalist manada bir mübadele değil... Eşleşmeden çok, o bildiğimiz artı değerle birlikte bence entellektüel kavramı da yaşayacak alanı bulur. Çoğaltmanın dışında bence entellektüel bir ortam oluşamaz. Diğer bir yandan da vatansızlık milliyetçilik çağıyla birlikte aslında Kutsala olan bir karşı duruş değil midir? Sorun bir vatan sahibi olmayanlardan başlayıp, bir vatana ihtiyaç duymayanlar haline geldi. 20yy ortalarından itibaren de bu batı entellektüelleri arsında kültürsüzlük şekline büründü. Çünkü artık Kutsal olan Alman olmak, İngiliz olmak değil, protestan ve kapitalist ahlak düzenine bir yerde iddialı bir lafla kültürüne ait olmaktır. Bir başka ilginç durum da bu yaşayış biçimine gerçek anlamda ilk karşı koyan Marx değil midir?... Ama Marx da konuyu Batı kültürü içinde çözmek yanlısıyken 60'larda ki Fransız düşünürler öncülüğündeki ve Amerikalı savaş yorgunlarıyla ( Boston aydın çevresinden sonra Dünya'ya seslenebilen ikinci kuşak aydın olarak ele alınabilecek Harvard beatnik kuşağı) iş dönüp dolaşıp oryantalist bir başkaldırı halini aldı. Japon tahta baskıları, Haikuları, ve düşünce sistemleri 30'lardan beri bütün Avrupa'yı kasıp kavurmadı mı? 60'larda da Hindistan...( Şahsen Marx'ı haklı buluyorum, geri kalanların da Diyalektiği kavrayamamış olduğunu düşünüyorum)

Şimdi diyeceğim o ki entelejensiya Rusya'da gerçek anlamda bu Yahudilerin bir kastıydı. Okumuş prenslerin bu işin içindeki yeri bence sadece maceraperest bir iktidarı geri alma savaşıydı. Açıkçası onlarınki bir aydınlanma savaşı değil bir Platonik Devlet projesiydi. ( Stalin'in zaferi ile geri alınan bürokrat aristokrasi'yi aslında bir de böyle değerlendirmek lazım devrim sonucu aristokratların sadece adı değişir.) Sonra Rusya'nın 19.yy sonu ve 20.yy başında yaşadığı endüstriyel atılımı da es geçmemek gerekir Türkiye için bu tarih herhalde 20.yy sonu olarak verilebilir. Olayı basitçe şu mizansene oturtabilirim:

Devlete hizmet veren falcıların yerine geçen, bilimsel yöntem ve entellektüeller.( Sonuçta bilim pratik olarak üretime hizmet veren teknolojinin ideolojisidir)

İşte bu noktada Enderunlu olmak ile gerçek entellektüellik arasındaki ayrım başladığı konusunda hemfikiriz. Abdülhamit'in falcıları var iken Almanların da İngilizlerin de Doğu Masaları yok muydu? Bilgi akışının Devletten yani Kutsaldan kopması ve özerkleşmesi ile ( Kutsalın özerkleşmesi) Bilgi kutsallaşır. Bu noktada bağımsız ve o dindarlarda görülen küstahlıkla entellektüel yüzünü açığa çıkarır. Nietzche "tanrı öldü " dediği zaman işte bence bunu söyledi.

Çünkü herhangi bir entellektüel faaliyeti yürütmek için mali kaynakların nasıl sağlandığı bence önemli. Açıkçası vasinin kim olduğu önemli. Ya küçük aile servetleri ki bunun doğurgan olması gerekir yani bir ticarethane olmalı ya seni besleyecek bir kurum ya da bazı hallerde zengin bir sevgili... Bizde genelde kurumlar özerk olmadığı için bu kurum her halükarda devlettir. İşte toplamda bence tablo şunu veriyor: Burjuvazi yok, özerk kurumlar yok, çevrede de bağımsız zengin kadın yok... Entellektüel nasıl olacak? Diyebilirsin ki pekçoğu da iyi veya kötü kendi yaptıklarından kazandığı para ile yaşadı ama kime sattı ve ne sattı? 20.yy ortalarına kadar böyle bağımsız bir kültür sanat piyasası olmadı ki... Bilirsin Mozart halk için opera yazmaya başladığında yani Almanca yazmaya başladığında sefil oldu. Ama 100 yıl önceden birşeyi gördü... ( Bu da bence tam bir entellektüel örnek)

Senin de belirttiğin gibi entelejensiya bütünüyle geri kalmış ülkelere ait bir kavram değil bu sebeple . Çünkü anlatmaya çalıştığım gibi entelejensiyanın onunla birlikte ve ona rağmen bir burjuva tarafı var ama ona rağmen.. Bu aydınlanmış gibi buram buram büyücülük kokan ismi alan insanlar bir yandan da toplum tarafından delilere gösterilen eskiden kalma korku ve saygıyı( Şamanları hatırla) birlikte görüyorlar. Mecbur olunca kapısına dayanırlar, hayatları yolundaysa birer münzevi olarak dışlarlar. Entellektüellerin kalesi olan mesleklere bir bak Hekimlik, Avukatlık, ve Sanatçılık bunlar direkt olarak kutsalla bağ kuran meslekler. Türk aydınının durumuna bu noktalardan bakarsak bence resim açık. Entellektüel yaratacak ne şartlar var ne de bunu talep edecek bir yığın. Enderunlular ise bence manastır rahiplerine denk geliyorlar. Bağımsız üniversite olmayan yerde entellektüel mi çıkar. Çok çok bir ton şarlatan çıkar. Bilgi(daha doğrusu enformasyon) üretmeden entellektüelliğin olamayacağı konusunda hemfikiriz herhalde. Pavlov, Eisenstein, Kandynsky, Çehov, gibi adamlar var mı Türkiye'de devrimci enformasyon üretenler? Yok o zaman bana ne Yaşar Kemal'den, Tahsin Yücel'den, Tarık Minkari'den bunlar sadece sıradan büyücülerJ asla "Aydınlanmış" değiller. Sorun bu adamlar daha otomobilden heveslerini alamadılar nerde astro fizikle uğraşacak adam?

( çok dağınık şeyler yazdım ama bu konuda kitap yazılır... Türkiye sakat bir yer bir de entellektüellik gibi karmaşık bir konu da işin içine girince insan neresinden tuacağını şaşırıyor zaten Türkiye'nin neresini tutsan elinde kalıyor.J )

Bir de şunu söyleyim bence entellektüellik olduğu gibi kendi kültürüyle oluşuyor başka şartlar altında da oluşamaz ve Türkiye'de veya başka bir yerde bu tekrarlanmayacak. Türkiye kendi aydın tipini zaten yaratıyor iyi veya kötü olması bence mesele değil kumaş bu... İlgilenmemek en iyisi... Dikkate değer birisi varsa sadece onunla ilgilenmek daha iyi. Yani Bir Fransız maden işçisinden daha aptal bir profesör varsa onun profesör olması bir şeyi değiştirmez ona Fransız maden işçisine nasıl davranacaksan öyle davranırsın.:Dinlemezsin . Bırak ondan sonra İngilizler bizi niye aşağılıyor bizi neden hiç dinlemiyorlar dedikleri gibi bağırsınlar. Ben düzeltilecek bir şey göremiyorum... Bizim sorunumuz olmanın artık dışında çünkü yakında muhatap almaya da gerek kalmayacak.... Bu konuda genel hatları ile düşündüklerim bunlar yorumlarını bekliyorum..."

Bu eleştiriyi okuduğumda eşim, "bu her kimse, yazım tarzı sana benziyor" dedi... Eleştirinin yazarı, oğlum... Uğraş Beratlı... Üşenmezseniz iki yazıyı birlikte okuyup, hangimizin haklı olduğumuza siz karar verin...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.