Hasta yatağımdan kalktım

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hasta yatağımdan kalktım

Son bir yılın bedensel ve zihinsel yorgunluğunun üzerine bir de ağır girip eklenince, iflahım kesildi. Seçim gecesinin sabahında düştüğüm yataktan, zor çıktım... O kadar ki sohbetine bayıldığım dostlarımın ziyaretlerinde bile bir köşede bir karış suratla oturup, belki geçirir diye üst üste konyak içmekten başka birşey, yapamadım. İşe de gidemiyorum! Bişey değil, millet de telefona sarılıp; "doktor moralin nasıl?" diye sormaya başladı! Gülmeye de halim yok... Sanırken, bugün akşam üzeri yüzüm güldü!

Bitkin bir halde, kanepeye uzanmışım, sobayı da yanıbaşıma çektim... Bir yandan History Channel'den Soğuk Savaş'la ilgili bir belgesel izliyorum, bir yandan hırkama sarınıp miskinlik ede ede, dalıp dalıp geri geliyorum. Ağzımda metalik bir tad, sırtımda sinsi bir ağrı, kafamda bir ağırlık, burnum tıkalı... Sigaranın bir hediyesi olarak, bir yandan da koh koh öksürmekteyim... Ev telefonunu internete fikse etmişim, birşeyler download ediyorum, cebi de titreşime koydum ki hoplayıp kalkmak zorunda kalmıyayım...

Derken, o insan özgürlüğünün kaatili aygıt, tiril tiril titremeye başladı... Tam da dalıyordum! Uzanıp aldım... Karşımda kim olsa beğenirsiniz?

Ferdi!

CTP-BG Genel Sekreteri, Gazi Mağusa Milletvekili Sayın Ferdi Sabit Soyer, benim için otuz yıldan beri sadece Ferdi'dir... O ünvanları hakketmediğinden değil, fazlası bile ona az gelir ama muhabbetimizi bilen bilir...

"Napan?" diyor...

" Aha hasda oldum be Ferdi... On gündür gribi atlatamadım, üst üste üç defa üşüttüm, ondanır galiba?"

" Neçün makale yazman?"

"Hastayım, halim yok! Bugün bir tane yazdım, takır tukur oldu, hoşuma gitmedi, göndermedim..."

" Haaa... Yaz! Abdülhamid'i da anlat!"

"Peki, yazarım... Merak etme..." dedim ama aldı beni bir gülme... İyi oldum!

Seçim sürecinde Refik Halid'den bahseden iki yazı yazmıştım... Ferdi Sabit, mitingden mitinge, TV'den radyoya koşarken, bunları da okumuş, beni görür görmez;

" O Ahmed Rasim yazılarına devam et ha!" dediydi... Nasıl yorgun, uykusuz ve de aç gezdiğini bildiğim için, o gün düzeltmediydim. Şimdi sorumlulukları daha da artmış ne biçim bir trans halinde yaşadığını çok iyi bildiğimden, "Abdülhamit" derken; padişahtan mı bahsediyor, yoksa yine yazarları mı birbirine karıştırdı? Sormadım, allah bilir halini...

Ama kadim dostum telefonu kapatırken, aldı beni bir gülme dedim ya... Canlandım, kalktım... Ve madem ki o istedi, bir Abdülhamit meselesi anlatayım, dedim...

1876'da, ll.Abdülhamit, tahta yeni çıkmış, bir kısım Istanbul gazetesinde habre "Ordu Moskova'ya" diye başlık atılmasına bakarak, gaza geldi! "Alalım Moskof'tan eski yerleri" marşı işe yarar sanarak, şöyle bir davrandı! Ertesi yıl, Rus ordusu Yeşilköy'de idi... Kıbrıs'ı İngilizler'e vererek, İngiliz donanmasını İstanbul'a getirtti de sarayı öyle kurtardı. Şimdi bazıları, "İngiliz bu işe ne karışır?" derler ya! Aha bu hesapdan, garışır beyim! Sarayı kurtarmanın bedeli olarak, adayı Abdülhamit onlara kendi eliyle verdiydi, güya kira! Lozan'da da tümüyle onlara verildiydi, İsmet Paşa'nın imzasıyla!

O gazeteci makulesi da susup oturduydu, bütün Balkanlar ve Kafkasya'nın üzerine Kıbrıs'ın da faiz olarak elden gitmesinden, neden olduktan sonra! BU işi çözen Berlin Konferansı'nda da Osmanlı Temsilcisi kimdi, biliyor musunuz: Kara Todori Paşa! Bir Rum! Breh... Dışişleri Bakanıydı!

İşte bir Abdülhamit meselesi! Umarım Ferdi de beğenir, siz de...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.