Yine Kıbrıs sorunu üzerine (1)

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yine Kıbrıs sorunu üzerine (1)

Kıbrıs adasında, Osmanlı döneminde ada Rumları ile Anadolu'dan gönderilen Türkler arasındaki ilk ciddi çatışma, 1804'te yaşandı. Dragamon ile müsellimin kendi kafalarına göre vergi koymaları üzerine isyan eden Türkler; Anadolu'dan gönderilen iki tümen tarafından ezildiler, ileri gelen isyancılar kazığa oturtuldu, geriye kalanların bir kısmı Cezayir korsanlarına köle olarak satıldı! Dragamon, Başpiskoposluk başkatibi Kibrianos'un akrabasıydı. Gelip Türkleri ezen iki tümenin masrafı başpiskoposluk tarafından karşılandı! Ada Rumları da Osmanlı birlikleri ile işbirliği yaptı! Osmanlı birlikleri geri gider gitmez, bu defa da onlardan kaçmış olan ada Türkleri, geri dönüp, Karpaz'dan başlayarak önlerine gelen Rum köylerini süpüre süpüre Lefkoşa önlerine kadar yürüdüler. Burada yapılan savaşı bir kez daha yitirip, Osmanlı tarafından bir daha kazığa oturtuldular, kasap çengeline asıldılar, köle olarak korsanlara satıldılar v.s. Aslına bakarsanız, daha 1799'da adada isyan eden Arnavutlar ve yeniçerilerin başına çıkamayan Osmanlı, o esirler Akka kalesine saldırmakta olan Napolyon'a karşı destek aldığı İngiliz donanmasından, elleri değmişken, Kıbrıs'ı da halletmelerini istemişti. Adaya çıkan Amiral John Del Hay, isyanı bastırdıktan sonra komutanı Amiral Nelson'a yazdığı raporda, Rumlar'ın Türkler'i adadan kovmak üzere silahlanmakta olduklarını ve bu silahları topladığını da belirtmişti! Dikkatinizi çekerim: Osmanlı yönetimi altında, Kıbrıs Rumları adadaki Türkler'i kovmak için silahlanıyorlar! Beş sene sonra da Osmanlı iki fırka asker gönderip, Rumlar'la işbirliği yapıyor! Zaten Osmanlı döneminde adayı ziyaret eden bir yazara göre Kıbrıs'ın "gerçek prensi" başpiskopos'tur.

Bana kalırsa, sonra giderek şiddetini artırarak devam eden bu sürtüşmenin altında, Osmanlı İmparatorluğu'nun her tarafınıda olduğu gibi, yerleşik Rumlar ile göçebelikten henüz çıkmış, ya da çıkamamış Türkmenler'in yaşam biçimlerinin, çelişkisi yatmaktaydı. Osmanlı elbette ki yerleşikten yana çıkacaktı, devletin her yerinde olduğı gibi! Çünkü, üretimi o yapıyor, vergiyi o veriyordu. Taa ki o isyan etsin! 1821'de, bu defa Rumlar isyan hazırlığına giriştiler. Hem de kimin yönetiminde? Yukarıda adı geçen Kibrianos'un... Hazret artık başpiskopostur ve Filiki Etheria'nın ilk üyelerinden biridir... Halk ağzında "Küçük Mehmet zamanı" olarak yaşayan 1821 olayları, Rumlar'ın üst perdeden bağırıp çağırmalarına rağmen, (başpiskopos, dört piskopos ve 400 önde gelen zengin Rum asılmış ve mallarına el konulmuştur) İstanbul'un ve padişahın nerede ise direncine karşı gerçekleştirilmiş, idamlar ll. Mahmut'un ayak sürümesine karşın, Lefkoşa ağalarının ısrarı üzerine yaşama geçirilmiş, vali Küçük Mehmet de geri çağrılarak cezalandırılmıştır. Yani, imparaorluk ile yerleşik arasındaki ilişki, yerleşik isyan ettiği halde öyle kolay kolay bozulmamıştır.

Tarihe dalmamın nedeni şu:

Kıbrıs'ta adanın eski halkı ile Osmanlı döneminde buraya gönderilen Türkler arasındaki, sürtüşmenin tarihi çok eskidir ama Kıbrıs Sorunu diye bir meselenin, dünyayı meşgul etmesi, elli yıllık bir iştir. Neden? Akdeniz'in doğusunda, unutulmuş bir adada birilerinin birbirlerini boğazlamaları, dünyayı yönetenlerin gözünde hiç de önemli bir mesele değildir. Eğer o ada ile ilgili değillerse! İngiliz vali Storrs'un anılarında dediği gibi, Süveyş Kanalı'nı kontrol etmek üzere adaya çıkan İngiliz yönetimi, birkaç yıl sonra Mısır'ın da eline düşeceğini hiç hesap edemediğinden burası ile o kadar ilgilenmiş, Kahire'ye gidip oturunca, burayı ya unutmuş ya da ihmal etmiştir. Ne zamana kadar? ll. Dünya Savaşı sonunda, Orta Doğu'nun her yanından kovulup elinde bir tek burası kalana kadar! İşte tarihin tam da bu noktasında, ll. Dünya Savaşı öncesinde, yani altı yıl önce hiç kimsenin ırgalamadığı Kıbrıs'taki Rumlar'ın Yunanistan'la birleşme arzusu ile Türkler'in buna karşı çıkışları, birdenbire bir dünya meselesi haline geliverdi! En azından yüz yıldır, bu konuda sadece konuşan Rumlar ile onlara sadece konuşarak karşı çıkan Türkler, birden bire hareketleniverdiler! Soğuk Savaş'ın başlamasıyla, Kıbrıs Sorunu diye bir sorun, dünya gündemine geliverdi...

İngiltere adayı elinde tutması bakımından mesele ile ilgiliydi! ABD, Orta Doğu petrolleri üzerindeki mülkiyetini savaş öncesi ile sonrası arasında %60 arttırdığı ve Orta Doğu'daki İngiliz egemenliğini kırmak istediği için o da sorunla ilgiliydi! Rusya ise batı ittifakı içinde bir çıbanbaşı olabilecek böyle bir meselenin devamında sonsuz çıkarlar görmesi bir yana, punduna getirir de burada AKEL iktidara gelirse, Büyük Pedro'dan beri hedeflediği Akdeniz'e inme amacına varabileceği için, hayda hayda ilgiliydi! Efendim, bazılarının hayallerini yıkma pahasına: Yunanistan ve Türkiye, işin başında hiç de ilgili değillerdi! Yunanistan'ı gide gele Makarios ayağa kaldırmıştır, Türkiye'yi de Rauf Denktaş! 1954'te Birleşmiş Milletler'e gidilmesini, Yunanistan'a ABD'nin telkin ettiği; Taksim politikasını ise Türkiye'ye önce İngiltere'nin sonra da CIA şefi Dulles'in telkin ettiği de Nihat Erim'in anılarında kayıtlı! AKEL'i, bağımsızlık fikrinden, ENOSİS politikasına çeviren de Yunanistan Komünist Partisi lideri Zahariadis ki Stalin'in has adamıydı... Bunu da AKEL'in o zamanki lideri Plutis Servas, yüzlerce defa yazıp, söyledi... Belki de birkaç yüzyıldan beri Kıbrıs adasında, yaşam biçimi farklılığından dolayı devam etmekte olan, ulusçuluğun ortaya çıkması ile de ulusçu bir kılıf giydirilmiş (zira ulusçuluk yokken de o vardı) bir sürtüşme, ada dünyayı yönetenlere gerekli hale gelince, birkaç yıl içerisinde birdenbire bir dünya meselesi haline geldi! Çünkü dünyayı yönetenlere, böyle bir mesele gerekliydi!

Soğuk Savaş'ın devamı boyunca, Kıbrıs Sorunu devam etti ise, kimilerimizin sandığı gibi birinin diplomatik hünerlerinden değil, işte bu gereklilikten dolayıdır. ll. Dünya Savaşı öncesinde de bu adada etnik sürtüşme vardı ama böyle bir dünya sorunu yoktu. Ne zaman ki dünyayı yönetenlerin böyle bir soruna ihtiyaçları oldu, o sorun doğdu ve bütün soğuk savaş döneminde de devam etti.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.