YİNE KIBRIS SORUNU ÜZERİNE 3

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

YİNE KIBRIS SORUNU ÜZERİNE 3

Tarih, Kıbrıs adasında soğuk savaş yılları boyunca devam eden etnik sürtüşmenin devamına, izin vermeyecektir.

İmparatorluklar ulus devletlere, gelişen burjuvazinin ulusal Pazar ihtiyacının bir sonucu olarak evrildi. Ve olaya imparatorluk bürokrasisinin gözü ile bakarak, "bölünüldüğünü" sanan ortalama Türk aydınının sandığının tam tersine, olan bölünme değil, bütünleşme idi... Yerel, kapalı, feodal pazarcıkların yerine, burjuvazi ayni dilin egemen olduğu ve doğal sınırlarla çevrilmiş olan tek, ulusal pazarı bütünleştirmekteydi. Üretim ile politikanın ihtiyaçları çeliştiği zaman, üretimi elinde tutan gücün yengisi, engellenemez! Nitekim bunu anlamayan imparatorluklar, devrildi gitti...

Tarihin bir başka dönüm noktasını yaşadığımız 90 sonrası yıllarda, artık gelişen üretim süreci, genel dünya pazarına ihtiyaç duyduğu için, pazarı büyütmek üzere iki yüzyıl önce kendisinin kurduğu politik sistemle çelişince, gündeme gelen globalizm bu ihtiyacın bir ürünüdür. Şimdi bu ihtiyacı anlayamayan ulus devletlerin buna direnme şansı bulunmamaktadır. Ya mensubu olacaksınız, ya da kölesi! Ya ortağı olacaksınız, ya da pazarı...

Peki, bu şartlarda 74 sonrasında oluşturduğumuz bu düzeni, Türkiye ile işbirliği halinde yaşatmamızın olasılığı var mı? Hayır, yoktur! Çünkü, soğuk savaş koşullarında doğru olan eski politikalar, şimdi yanlıştır... Masada oynanan oyun, değişmiştir. Herkes briç oynarken, siz pastra ile kazanamazsınız... Dünyadan izole olarak geçirilen otuz yıl boyunca, koşullar farklıydı. Bugün dünyadan izole olamazsınız.

İdeolojik nedenleri bir yana bıraksak bile, Türkiye bugün ithalatının % 67'sini batı Avrupa ve ABD'den yapmakta, ihracatının %68ini buralara satmaktadır. Dış ticaret gelirlerinin en önemli kalemi olan turizmde, ülkeye gelen turistlerin %85'i Almanya ve İngiltere'den gelmekte olup; ayrıca Turkiye'nin bu ülkelere olan dışborcu, 120 milyon $ seviyelerindedir. Ordunun bütün silah sistemleri, araç ve gereç ihtiyacı batı teknolojisi tarafından sağlanmaktadır. Bütün bunları terkedip, yeni bir tercihe yönelmek, olanaksıza yakın bir olumsuzluğa sarılmanın ötesinde, akıl dışıdır. Bu akılsızlık galebe çalsa bile, önerilen yaşanabilecek bir durum değildir ayrıca.

TC Turizm Bakanlığı resmi kaynaklarına göre, 2002 yılı içinde Türkiye'ye gelen yabancıların ülkelerine göre yüzde olarak dağılımı şöyledir:

Afrika ülkeleri: % 1.39; Asya ülkeleri: % 8. 87; Toplam Amerika ülkeleri: % 0.19; Okyanusya: %0.00; AB ülkeleri: % 58.12; Toplam Avrupa ve OECD ülkeleri: %62.05.[1] Türkiye'nin turizm gelirlerinin kaynağı işte bu! Ve GSMH içinde bu sektörün payının ne olduğu da ortada!

Peki Türkiye'nin ülkeler arası ticaretinde, acaba durum nedir? Yine ayni resmi kaynaklara, TC Ticaret Bakanlığı'nın resmi web sitesindeki rakamlara göre, 2002 itibarıyla ülke dış ticaretinde, ithalat'ın %64.7'si AB ülkelerinden yapılmakta olup; ihracatın da % 65.6'sı bu ülkelere yapılıyormuş![2]

Ekonomisinin motor gücü olarak Turizm sektörü gösterilen kuzey Kıbrıs, ele alındığında; AB/ABD ekseni dışında kalan, Güney Amerika, Güney Doğu Asya ve Japonya ile bizim aramızdaki iletişim hangi boyuttadır? Bu, maliyetleri nasil etkiliyor? Örneğin, Arjantin ya da Malezya'dan turist "celbetmek" mümkün müdür ve oralarda Kişi Başına GSMH ne kadardır? Buralara gelip harcayacak paraları var mı? Veya, Malezya'dan mal alıp; Peru'ya satmamız mümkün mü? Avustralya'lı turistin, Seyşel adalarına gitmeyip de İngiltere ve İstanbul duraklarını göze alarak bize gelmesi akla uygun mu? Avrupalı turistin, "işgal altındaki Avrupa toprağına" gitmesine izin verecekler mi? ABD'li turist neden Paris'i degil de Girne'yi tercih edecek? Ya da örneğin, Yamaha bize Avrupa'daki merkezi olan Duseldorf üzerinden mal göndermeyi kesip, onlara rest çekerek neden KKTC pazarını, Avrupa pazarına tercih edecek?

Ve Türkiye bu bağlantıları ile böyle bir "yalnızlaşma" politikası uygulaya bilir mi? Görülüyor ki "AB'a girmemek" gibi bir seçenek, bulunmamaktadır. O zaman "herkese rest çekerek KKTC'yi şimdiki gibi yaşatmak" gibi bir politikanın, uygulanabilirliği, yoktur! Tarih ve dünya, işte bunun için bu durumun devamına izin vermeyecektir.



[1] www. tr.gov.turizm web sitesi

[2] -www.tr.gov.ticaret web sitesi

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.