Mitolojiyi insanlar yazar

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mitolojiyi insanlar yazar

Zamanın birinde, Kıbrıs Kralı Kinyras'ın bir kızı olur. Kıza, Miryna adı verilir. Miryna büyüyüp serpildikçe, güzelleşmeye başlar. Sonunda o kadar hoş ve güzel bir genç kız olur ki, görenler seyrine doyamaz. Annesi Kıbrıs Kraliçesi, kızının güzelliğnden o kadar gururludur ki, sağda solda, kızının Afrodit'ten bile güzel olduğunu söyleyip, övünmeye başlar. Sonunda, kraliçenin sözleri, Güzellik ve Aşk Tanrıçası'nın kulağına gider. Afrodit, bu söylentiye çok bozulur ve kızı görmek ister. Miryna'yı gören tanrıça, kızın gerçekten çok güzel olduğunu da fark edince, hırsı kıskançlığa dönüşür. Öyle birşey yapmaya karar verir ki Miryna Kıbrıs'ta yaşamaya devam edemesin ve adanın en güzel kadını sıfatı, kendisinden başkasına layık görülemesin.

Hain Afrodit, Mirina'yı, babası Kral Kinyras'a aşık eder. Kendi babasına. Böylece, kraliçeye " kızın o kadar güzel ki kocan seni onunla aldattı" mesajı verilecektir. Zavallı Kral Kinyras, olup bitenin farkında değildir ama Miryna, kendi babası için, yanıp tutuşmaktadır. Sonunda, bir gece Mirina nedimesi ile anlaşarak, kralın koynuna girmek için, bir oyun yapar. Nedime, akşam yemeğinde krala o kadar çok şarap içirir ki, sonunda Kinyras, sarhoşluktan ne yaptığını bilemez hale düşer. Şaraptan sızan kral yatağına kaldırıldığında, o ne yaptığını bilemez halde uyurken, Miryna da soyunup silkinerek, yatağa kralın koynuna girer. Kinyras, sarhoş halde kızıyla sevişir ve uyuyakalır.

Şaraba eklenen ateşli aşk gecesinin sarhoşluğu ile sabah uyanıp da yanındaki güzelin yüzünü görmeye davranan Kral Kinyras, yanında çırılçıplak uyuyan ve bir gece önce seviştiği kadının kendi kızı olduğunu görünce, beyninden vurulmuşa dönerek, kılıcına davranır. Kızı, oracıkta öldürecektir. Bu esnada uyanan Miryna, yataktan fırlayarak çırılçıplak kaçmaya başlar. Ardında da elinde kocaman kılıcı ile, babası Kıbrıs Kralı Kinyras...

Bu kaçma kovalama, kral kızı yakalayıncaya kadar, sürer. Mirina'yı yakalayan Kinyras, onu öldürmek üzere, tam da kılıcını kaldırdığı sırada, kız aniden bir Mersin Ağacı'na döner ve böylece canı kurtulur.

Miryna masumiyetin sembolü olup, Afrodit'in komplosuna kurban gittiği için, onun canını kurtaran Mersin Ağacı, o zamandan sonra, kutsal kabul edilmeye başlanır.

Kral Kinyras, kendi kızını öldüremeyince, çaresiz sarayına döner. Kız ise artık adada barınamayacağından, buradan ayrılıp, Ege Denizi kıyısında yaşayabileceği bir yer aramaya başlar. Sonunda, bir koyda yerleşmeye karar verir. Burada yerleşir ve etrafına toplananlar, orada bir kent kurulmasına neden olurlar. Kent, önceleri Miryna'nın adıyla anılır. Zaman içinde, "Stin Miryna" "Miryna'dan geliyorum" deyimi, "Smirina" ya, döner. Miryna, ayni zamanda Mersin ağacı da demektir. Kıbrıs ve Doğu Akdeniz ülkelerinde bu ağaca kutsal bazı işlevler atfedilmesinin altında, Yunan mitolojisinin, bu eski söylencesi yatmaktadır.

Miryna, İzmir'de babası ile kurduğu ilişkiden hamile kalmış olduğu için, bir oğlan bebek doğurur. Bu bebek, sonradan Erkek Güzelliği'nin sembolü olarak Kibele zamanındaki Attis'in yerini alacak olan, Adonis'tir. Ne var ki, Afrodit'in, Miryna'ya duyduğu kıskançlık ve hırs, henüz sona ermiş değildir. Kendinden güzeldir diye, yurdundan ve ailesinden ayırdığı Miryna'nın başına gelenler, Afrodit'in yüreğinin soğumasına yetmiş değildirler. Kötülüğünü sürdüren tanrıça, bu defa da Adonis'i elde edip onunla sevişmeye başlayarak, Miryna'yı oğlundan da ayırmayı, becerir. Üstalik, Afrodit Adonis ile buluşup yatıp kalkmak için, kendine mekan olarak, Kıbrıs'ı seçer.Her ilkbahar'da Kıbrıs'ta Adonis'in adından dolayı İdalion (bugünkü Dali) kentinde buluşan aşıklar, Temmuz ayına kadar burada kalıp, sevişir, oynaşırlar. Afrodit, kızından sonra anasını da hırslandırmak istemektedir. " Kızım Afrodit'ten güzeldir" diyen kraliçe'ye verdiği cezalar, yetmemiş, kızın babasından olma oğlu ile adada buluşarak, kraliçenin üzüntüsünün daha da artması amaçlanmaktadır.

Kıbrıslılar, bu aşktan ve olaydan, rahatsız olmuşlardır. Onlar da Afrodit'e bir ders vermek istemektedirler. Afrodit ile sevgilisi Adonis buluşmak üzere bir kez daha adaya gelip, İdalion'a gittikleri bir gün, bir yaban domuzu, Adonis'e saldırarak onu kasıklarından yaralar ve ölümüne neden olur. Adonis'in yaralandığını gören Afrodit, çıplak ayakla sevgilisine doğru koşarken, topuğuna bir diken batar. Tarlalar boyunca, tanrıça sevgilisine koşarken, topuğundan damlayan kan da tarlalarda lekeler bırakır. Böylece Afrodit en büyük aşkını, Mirina oğlunu, kraliçe de torununu kaybeder. Aylardan, Temmuz'dur...

Ama ertesi yıl ve ondan sonraki her yıl bahar gelirken, Kıbrıs tarlalarını kırmızı gelincikler süsler, Afrodit'in topuğundan akan kandan! Adayı her baharda Afrodit ile Adonis'in kötü biten aşkları adına mis gibi kokular sarar... Ve Adonis canlanmaz artık bir kez daha ama her baharda, Kıbrıs tarlalarında sarı papatyalar açar onun o kanamaktan sararmış rengini anımsatmak üzere bize...

Yine bahar geldi... Tarlalarda, Adonis'i görüyor musunuz? İşitiyor musunuz Afrodit'in kokusunu turunç çiçeklerinde? Ve kızıl gelinciklere bakarken, düşünüyor musunuz Afrodit'in kötü biten aşkını?

Ben düşünmeden edemiyorum ve doğrusu ilk defa bu bahar, hikâyenin iyi sonla bitmesini bekliyorum, ne yalan söyleyeyim! Bu bahar mitolojiyi yeni baştan yazmaya heves ediyorum...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.