Cumhurbaşkanı Eroğlu

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Cumhurbaşkanı Eroğlu

Sayın Eroğlu azmin sonucunun bir ifadesi olarak, cumhurbaşksnı seçildi. Siyaseten gidip geldiği durumları düşünürsek, buna iradenin zaferi de diyebiliriz. Hayırlı olsun! Bu aşamada, onu kutlamaktan başka denilecek bir söz, yok…

Ne var ki ortaya çıkan durumun, Kıbrıstürk halkı açısından çok hayırlı olmadığını ileri sürmek için yeterli karinelerin ortada olduğunu da bakan gözler görüyor. Nedir bu durum? Şu:

Sayın Eroğlu'nun cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, partisinde yedi adet genel başkan ve başbakan adayı bulunduğu söylentileri, söylenti olmaktan çıkıp, siyasi bir gerçek halina dönüştü. Ertuğruloğlu'nu da sayarsak, sekiz! Bulunduğu yerden hiç emnun olmayıp, geçmişte Tahsin Ertuğruloğlu ile beraber davranıp, şimdilik suskunluğunu koruyanları hariç tutun, onlar da geriden geliyor! Öte yandan partinin meclisteki milletvekili sayısının da yirmidört'e düştüğünü de hesap edersek, siyasetin ve particiliğin yapısı hakkında birikimi olan herkes, bunun bir minimalizasyon süreci olduğunu anlar. Türkçe söylersek, parçalanma süreci. Yirmibeş milletvekilinin yedi tanesi genel başkan olmaya kalkar, biri ayni sebepten gelişen olaylarla partiden atılır, birkaç tanesi de gizli gizli memnuniyetsizliğini içinde taşırsa, bu pek hayır beklenecek bir durum, olmasa gerek. Sayın Eroğlu'nun resmi ya da gayrı resmi partinin başında olduğu koşullarda, onun iradesi ve delege üzerindeki mutlak hakimiyeti, herkesi hizaya getirmeye yetiyordu. Ama bugünden sonra, görülecektir ki o istese bile, meclis grubuna hakim olması, mümkün olmayacaktır. Cumhurbaşkanı'nın "tarafsız" olması, bir anayasa emri olduğu için, sanıldığı gibi UBP'nin içine müdahalesi de ne parti içinde, ne de toplum nezdinde kabul görmeyecektir. Elini çekeceğini sanmıyorum. Ama kısa zamanda, koşulların değiştiğini, sayın Eroğlu da görecektir. Kaldı ki cumhurbaşkanlığı makamının gereklerinin, ona bu işler için de zaman vereceğinden kuşkuluyum. Zamanı bulsa bile, her taraftan direniş görecektir. UBP, "ufalanma" sürecine girmiştir.

Bunun anlamı, herhangi bir koalisyon veya azınlık hükümeti, bu günden sonra erk sahibi olmak bakımından, bugüne kadar eleştirdiğimiz tüm hükümetlerden de daha zayıf olacaktır. Ve belki de erki kullanmak anlamında, cumhurbaşkanı ile hükümet başkanı, zaman zaman birbirlerine girmek zorunda da kalacaklardır.

Beğenelim beğenmeyelim, Derviş bey; kendi anlayışı düzeyinde, erkti… Yeni başbakanımız, erki kullanamayacaktır. Hem yukarıdan, hem aşağıdan gelecek baskılar, onu engelleyecektir.

Beri yandan, sayın Eroğlu da ne Talât ve ne de Rauf Denktaş gibi, cumhurbaşkanlığının alışılagelen görevlerini yapamayacaktır. Birikimi, yaşam ve siyaset geçmişi, en azından dış politika birikimi ve dil sorunları, Denktaş veya Talât gibi konusuna hakim bir cumhurbaşkanlığı sürdürmesinin önündeki engellerden, bazılarıdır. İç politikayı iyi bilen Derviş bey, oraya yönelse, hükümet ve başbakanın direnci ile karşılaşacaktır bundan sonra; dışa yönelse, anlayışı ve Türk dış politikasına hakim olmadığı için, şimdiye kadarki politikasını uygulasa Türkiye'nin; çözüm çizgisine gelse de kendi tabanının direnişi ile karşılaşacaktır. Ondan Rauf Denktaş ya da Mehmet Ali Talât tarzında bir cumhurbaşkanlığı beklemeyin, çünkü koşulları buna engeldir.

Bütün bunlar ne anlama geliyor?

Erk'i tamamıyla yitirdik… Ne başbakanımız ne de cumhurbaşkanımız, zaten hiç memnun olmadığımız bugüne kadarki başbakanlar ve cumhurbaşkanları kadar bile, egemen olamayacaktır, göreceğiz hep beraber…

Sayın Erdoğan'ın uluslar arası konferanstan bahsetmeye başlamasını ilgi ile izlemek gerek… Belki de Papadopulos'un fantazisi, gerçek olacak; Hristofyas Türkiye hükümeti ile görüşebilecektir. Türkiye gerçekten erken çözümden yanaysa, son yıllarda olanlar dünyaya ve Avrupaya karşı oynanan bir oyunun, yıllar süren bir manevrasından ibaret değilse, olacak olan budur! Yok, hesap Kıbrıs Sorunu'nun Türkiye'nin AB üyeliğinin anahtarı olarak kullanılması iseydi; buzluğa girdik ve çeyrek asır daha bu sorunla yaşamak zorundayız demektir ki, ne biri ne de öteki hayırlı değil işin doğrusu…

Adam daha koltuğa oturmadan şom ağzımızı açtık, uğursuz yorumlar yaptık ama bana gelecek çok da hayırlı görünmüyor işin doğrusu. Yaşayan, görecek…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.