Dimitri Kitsikis ve Federasyon

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.50

7.66

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Dimitri Kitsikis ve Federasyon

Geçen gün bir arkadaşla konuşuyorum, lâf nerden geldiyse geldi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Bizans yâni Rum etkisine dayandı. Sanırım, epey tarih okudum. Hem değişik, hem de çeşitli kaynaklara baktım. Kütüphanemde tarih kitapları, tıp kitaplarından fazla yer tutuyor. Felsefeyi de geçmiş durumda… Eğer bu bir bilgiyse, o bilgiyle dedim ki " Bence Fatih'e kadar Osmanlı devleti, bir beyliktir. Bizans sarayı ele geçirildikten ve Bizans devlet kültürü ele alındıktan sonra, kısa bir zaman dilimi içinde, imparatorluk olmuştur. Gerçekten de Türkler ile Helenler'in devlet konusundaki iş birlikleri, nerede ise taa 10.yy'a, Anadolu Selçukluları ve Kutalmışoğlu Süleyman Bey'e kadar gider. En önemli Selçuklu veziri Karatay, sultanın Rum dönmesi, dayısıdır! Efendim? Anası da Rum imiş yâni… Kim mi bu Selçuk Sultanı? Alâeddin Keykubat… En önemli Selçuk sultanıdır… Göçebe bir devlet, olsa olsa Cengiz İmparatorluğu gibi olur, ömrü de bir kişi ile bağımlı olurdu. Bunu fark eden Anadolu Türkmenleri, devleti kurmuş ama yerleşik hayata geçerken, devlet düzeni için, yerleşik bir kültürün ögelerini kullanmışlardır. Bunun da en kestirme yolu, sarayı özümsemedir. Özellikle İstanbul'un ele geçirilmesi ile Sultan 2. Mehmet, bu fırsatı çok iyi kullanarak, atalarından kendine miras kalan göçebe devletini, bir dünya imparatorluğuna çevirmiştir. Çandarlı Halil Paşa'nın katli, imparatorluğun ikinci derecedeki Türkmen ailesinin ve özünde de Türkmen aristokrasisinin tasfiyesidir. Gerçi, kuruluştan beri bir Türkmen/Helen işbirliği devam etmektedir. Osman Bey'in Köse Mihal, Evranos bey gibi Rum yoldaşları vardır ama Fatih ile ortaya çıkan, artık Bizans'ın uç beylerini, tekfurlarını devşirmenin ötesinde, Bizans saray mensuplarını özümseme, kendi düzenine uyarlama ve birikimlerini kullanmadır. Tam bir imparatorluk politikası… Nitekim, Çandarlı Halil Paşa'dan sonraki sadrazam, Mahmut Paşa'dır… Hani bugün İstanbul'da semt var adına, o! Saraylı bir Rum dönme… Ardından adı üstünde Rum Mehmet Paşa geliyor… O da dönme… Sonra Koca Mustafa Paşa, o da saraylı bir aileden gelme bir Rumoğlu… Onun da adına mahalle var günümüzde! Bazı "Tükleştirmeci"ler, Tsamadia mahallesinin adını Rumcadır diye değiştirip, Koca Mustafa Paşa yaptılar… Ve bu böyle devam eder ondan sonra da… Taa imparatorluğun son günlerinde bile, Kara Todori Paşa gibi, Muzurus Paşa gibi Rum Dışişleri Bakanları vardır devletin. Maliye bakanları ve elçilikleri, bir yana bırakalım!

İki tane Rum tarihçi vardır ki bu konuda söyledikleri dikkate değer. İlki, bir İstanbul Rumu olan, Stefanos Yerasimos'tur… O der ki: "Tam da Bizans batmak üzere iken, doğudan gelen Türkler'in dinamizmini içselleştirip, 600 sene daha yaşadı!" 19.yy ortalarına gelene kadar, patrikhanenin, padişahı kutsal kabul etmesini bilenler, Osmanlı devletini de kendilerinin de ortağı oldukları bir imparatorluk olarak kabul ettiklerinden haberdar olanlar, Yerasimos'un bu saptamasına, hak verirler.

Öteki önemli Helen tarihçi ise Dimitri Kitsikis… Kendisi Ottawa Üniversitesinde tarih profesörü olan Kitsikis, bir dönem Mao ile yakınlaşmış, sonradan bir süre de Turgut Özal'a danışmanlık yapmıştır. Kitsikis'in "Türk/Yunan İmparatorluğu-Osmanlılar" diye bir kitabı var. Türkçe'de de çıktı (İletişim Yayınları). Kendisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir ortak devlet olduğunu ileri sürerek, iddia eder ki Türkler ve Helenler, işbirliği yaptıkları sürece, birlikte dünyayı yönetmişlerdir. Ne zaman ki bu iki halk 1821'den başlayarak, birbiri ile çatışmaya tutuştu, her ikisi de batının sömürgesi durumuna düştüler. Bu gidişten çıkmanın yolu, Türkler ve Helenler'in, batı merkezli düşünceleri terk edip, tekrar Osmanlı günlerindeki işbirliği anlayışına dönmeleri ve Türkiye ile Yunanistan'ın bir federasyon haline gelmesidir. Türkiye'de Kitsikis'i, bizim gibi birkaç meraklı ve rahmetli Özal gibi uçuk bir adamın dışında kimse dinlemedi, dikkate almadı, kitabını okumadı da! Ama Yunanistan'da, eski Yunanlılar'ın da Asya kökenli, dolayısıyla Türk asıllı olduklarını da iddia ettiği için, fırtınalar çıkardı, söz konusu kitap…

Türkiye/Yunanistan Federasyonu öneriyor adam, baksanıza… Osmanlı gibi oluruz güçlerimizi birleştirirsek, diyor… 1821'den sonra, Helenler Türkler'den nefret etmeye başladılar ağır ağır ama 1921'e gelindiğinde, Türkler bizi halâ seviyor ve neden kendilerine başkaldırdığımızı anlayamayıp, hayretler içinde kalıyorlardı, diyor… Evet… Bence de haklı…

Yunanistan'da bu adama çok kızdılar ve o da geri Kanada'ya gitti…

Şimdi Yunanistan korkunç bir mali krize girdi ya? Türkiye başbakanı, Yunanistan başbakanına, yardım etmeyi, borç para vermeyi teklif etmiş… İstanbul'lu bir köşe yazarı da bundan mülhem, Kitsikis'i hatırlayıp, dün köşesinde onu anlatıyordu…

Keşke, Kitsikis gibilerin sayısı artsa… Her iki tarafta da…

Ve keşke, bazıları da Türkiye başbakanının dinsel inançları ile uğraşmaktan başalıp, uyguladığı politikaları anlamaya, zaman ayırsalar..

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.