GÜNEY'E GÜNEY'E

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

GÜNEY'E GÜNEY'E

1974'ün Kasım ayı başlarında bir gündü! Bizi Gimnasio Lemessos'daki POW Camp'dan, otobüslere bindirdiler. Ben grubun dördüncü adamı olarak, ilk otobüsteydim. Limasolu son görüşüm o gün o konvoy Leymosun sokaklarından geçerken oldu... Bodrumlar bile adam doluydu! Sokaklar kuzeyden kaçan, evsiz, barksız, işsiz, aşsız insanlarla doluydu! Taşkent köyünün ordan geçerken, otobüsün şoförü, yanındaki Rum polis çavuşuna:

- Bak çavuş, dedi. Bizimkiler bu köyün bütün Türkleri'ni öldürmüşler!

Çavuş, gözlerini bana dikti... Başını iki yana sallayarak:

- Bolemo!dedi.. Savaş!

Köfünye'nin önünden geçerken, ana yolun iki tarafında bizimkileri gördük! Çarşaflı kadınlar, genç kızlar... Kükrüyorlardı:

- Kuzeye...Kuzeye...

Otobüsün pencerelerinden, onları sıkılmış yumruklarımız sallayarak yanıtladık!

Carlsberg fabrikasının orada, mola verdik... Otobüsten indim... Birkaç ay önce avlusundaki festivalde biralar içip Elenika müzik dinlediğim o fabrikanın önünden, dağlara baktım! Girne Dağları'na... Güneşin altında, av sonrası dinlenmeye çekilmiş bir aslan gibi yatıyordu dağlar! Bizim dağlarımızdılar artık, onlar!

Derken, konvoy Lefkoşa'ya girdi... Ledra Palas'a dönen çemberde, yüzlerce siyahlar giymiş kadın bekleşiyordu... Boyunlarında bir takım genç erkeklerin büyük boy resimleri asılıydı... Devlet tiyatrosunun önündeki alanda bekleşenleri, bize el salladılar! Çavuş, bunların yakınlarının ne geri geldiğini, ne de ölü listelerinde adlarına rastlandığını söyledi bize...Böyle değişim günlerinde buraya gelir; dönene esirler arasında oğullarının, eşlerinin, sevgililerinin de olmasını umudla bekler, sonra da ümidi bir başka değişim gününe erteler, ağlayarak evlerinin yolunu tutarlarmış! Biz, değiştirilecek olan sondan bir önceki esir grubu idik! O gün de beklediği gelmeyecek olanlara allah kolaylık versin diye düşündüğümü, anımsıyorum!

Limasol'dan gelen esirlerin konvoyu, Ledra Palas'ın arka bahçesine, güney kapısından girdi... Karşıda Rum esirleri getiren Lozan otobüsleri duruyordu... Grubun dördüncü adamı olarak, BM ve Türk yetkililere kendimi ispat edip, imzamı attım ve son değişecek olan Rum esir otobüsünün yanındaki boş otobüse gidip, oturdum. Otelin tepesinden, Rum askerleri bize bakıyorlardı... Yanımdaki otobüste oturan Rum esir, bana el sallayıp camı açmamı işaret etti, açtım...

- Nasısın be badriodi? Dedi...Nasıl geçindiniz? Bizimkiler, size işkence etmedi ya!

- Yok, dedim, etmediler... Yalnız yemek azdı..Üç aydır açım!

- Kaç defa günde yediniz? Diye sordu...

- Üç, dedim...

- E gala, dedi... Üç defa, az da olsa üç defadır...

O anda farkettim, sırtında aylar önce esir düşerken giydiği atlet fanilası vardı... Saçı sakalı birbirine karışmış, perişan bir halde idi ve gülüyordu...

- Oturup konuşalım bu fasaria biter bitmez, dedi... Bu iş, iş değil!

- Olur, dedim... Ben Lefkadi'yim...Gel beni bul bu fasaria bitince, konuşalım...

- İkimiz değil, dedi...Hepimiz konuşmalıyız! Bizi yönetenler, yönetemiyorlar... Yönetebilselerdi, bu hallere mi duşerdik?

- Haklısın, dedim...

Bu arada sırası geldi, o da indi ve gitti kendi otobüslerinden birine girip oturdu... Ne adını sorabildim, ne nereli olduğunu, ne de onu bir daha nerede, ne zaman ve nasıl görebileceğimi...

Değişim tamamlanıp da otobüslerimiz kendi taraflarımıza doğru hareket etmek üzere manevra yaparken, bir kez daha göz göze geldik...Bana el sallıyordu...

Kapı açıldı! Henüz güneye gitmedim... Yirmili yaşlarda iki delikanlı, ellili yaşlarda iki yıpranmış adam olarak karşılaşıp, bizi yönetenlerin nasıl yönetemediğini konuşabilecek miyiz dersiniz? Geçen gece Dereboyu'nda sohbet eden Türk ve Rum delikanlıları görünce, o esir Rum'u düşündüm...

O gece Alman bir dostum bana bir mail attı:

"Cypriots, what a wonderful people you are?" diyordu...

Ağladım...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.