Deniz Baykal-Nesrin Baytok ve Gandi Kemal

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Deniz Baykal-Nesrin Baytok ve Gandi Kemal

Gandhi Kemal, bugün CHP'nin başına geçiyor. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal'dan sonra beşinci başkan mı oluyor? Aradaki karışıklılar dolayısıyla, arada gelip giden emanetçileri saymıyorum. Erdal İnönü de galiba, CHP'nin değil, SHP'nin başkanı idi. Belki de yanlış hatırlamaktayım, olabilir. Hazretin kaçıncı olduğu da o bakımdan çok önemli değil.

Tabii "Gandhi" deyince, Kemal Kılıçdaroğlu ile Mahatma Gandhi arasında ne gibi bir benzerlik olduğunu anlayabilmiş değilim. Öncelikle bunu söylemek lâzım… Gandhi'nin kendisinin varlığı doğrudan doğruya bir isyanın ta kendisi idi. Bu emekli bir memur… O koskoca Britanya İmparatorluğu'nu yıkan adamdı… Bu İstanbul Belediye Başkanlığı'nı bile kazanamamış bir sıra siyasetçisi… Devletin derin güçleri onun karşısında ve peşindeydi, bu kendi doğup büyüdüğü Dersim'deki tenkili bile dile getirmekten korkan bir denge adamı. O, İngiltere'ye başkaldırısını, "sizden tuz bile almayacağız" diyerek, ünlü "Tuz Yürüyüşü" ile, taçlandıran, Güney Afrika'da iyi kazanan bir avukatken, aslına dönmenin sembolü olarak, Hind dokumasından başka hiçbir şey giymeyerek, "bir lokma, bir hırka" felsefesine dönen bir dervişti; bu memuriyetten artırdıkları ile dört beş daire, beş altı arsa da edinerek, dünyalığını da sağlama alan sıradan bir memur!

Filozof deseniz, değil…

Düşünceyi boş ver, şekle şemaile bakalım deseniz… Sıska değil, esmer değil, çıplak değil…

Sivil direnişçi? Hiç değil…

Eee? Neresi Gandhi? Nasıl Gandhi?

Bir Atatürk'ün suratına, gözlerine bakın, bir de bunun… Aradaki farkı, anlarsınız…

Bu, emekli bir müdür; Allah yolunu açık etsin ama vallahi, Baykal bile değil…

"Baykal" deyince… Aklıma Neyzen Tevfik'in Talât Paşa için yazdığı bir dörtlük geliyor ama hem ahlâka mugayir, hem ayıp kaçar ve hem de düşene bir tekme de bizden demek, ters geliyor… Da, hikâye ilginç…

" Komplo" diyor… Yâni, insanın "iyi da bildin" diyesi geliyor. Komplo tabii, ne olacaktı ki? İşin eylemli kısmı hiç ilgimi çekmiyor, neticede evlilik içi ya da dışı iki insanın birbirini sevmesine söylenecek bir lâf yok. Ancak burada asıl mesele, sayın genel başkan eğer sayın Ankara milletvekiline aşıksa, en azından ona aşık olduğuna kadını inandırdıysa ki sayın vekilin, sayın genel başkan karşısında, o kasetteki gibi dolaşmasından, hiç değilse böyle bir durumun varlığı anlaşılıyor; arkadaş çıkıp kendini savunuyorsun da kadını niye savunmuyorsun? Neden sahip çıkmıyorsun? Asıl "vurun kahpeye" işleminin senin yüzünden ona yapılmakta olduğunu neden göremiyorsun? Bu nasıl bir "adam" olmak yahu?

Deniyor ki: " Sevgilisini, milletvekili yaptı?" El hak doğru ama partiler demokrasisinde, genel başkana "yakın" olmak ve bunu kullanmak, sadece onun sevgilisi olmakla yürürlüğe girmez ki! Daha ne "yakın"ları olur genel başkanların, sırf o "yakın" olma hali yüzünden sadece milletvekili değil, bakan bile olan? Yâni, kadıncağızı bu konuda suçlamanın da bir anlamı yok!

Her neyse… Baykal, şanına yakışır bir biçimde gitti ama nefes aldığı sürece, bu hesabın biteceğini kimse sanmasın. "Gandi" Kemal'e de uğurlu olsun. Sayın Baykal'ı siyasi hayatı boyunca "Alevidir" diye hep taciz edenler, Kılıçdaroğlu'nun sadece Alevi değil, üstüne üstlük bir de Zaza asıllı olmasını ne yapacaklar acaba? Çok merak ediyorum…

CHP'ye, yurda, yurtdışı temsilciliklere ve KKTC'ye hayırlı olsun…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.