Ya çakıl taşı ya yes be annem…

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ya çakıl taşı ya yes be annem…

Geçen gün bir yerel gazetede de yayınlandı, gördünüz mü bilmem. Ta başından beri, Kıbrıs Türk Yönetimleri ( Yönetimden başlayarak, her türü ve hepsi ) ile Türkiye hükümetleri, her yıl adaya gönderilecek yardım konusunda, bir anlaşma yaparlar. Bu yıl da yapıldı… Ama bu yılki "mali yardım anlaşması" bir ilki oluşturuyor. İlk olan ne?

İlk defa TC ile KKTC arasındaki mali yardım anlaşması, bir kredi anlaşması niteliğinde. KKTC, TC'den 500 milyon dolar kredi alacak. İlk olan şu: Ve 3 yılı ödemesiz bu kredi, ondan sonra 14 eşit taksitle geri ödenecek! Para da öyle "ablos" verilecek değil… Bu kredinin verimli kullanılması için neler yapılacağı, hangi önlemlerin alınacağı; yâni özetle paranın geri ödenebilirliğinin sağlanacağı da anlaşılmış. "Kreditör" (anlaşmada öyle deniyor), krediyi alanın, bu koşullara uymadığını saptadığı anda, kredi taksitlerinin serbest kalmasını önleyecek…

O koşulların ne olduğunu da bilmeyen yok. Teknik olarak, Cari Kamu Giderlerindeki Açığın Kapatılması deniliyor… Türkçesi, devlete memur doldurulmasına son verilmesi, tatlı emekliliklerin durdurulması, emekli ikramiyeleri, emekli maaşları, diğer devlet giderlerindeki savurganlıklara son verilmesi ve Cemil Çiçek'in aklına taktığı şu bizim öğle siestalarına veda etmek… Hepsi tamam ama öğlen uykusuna nasıl son verecekler bu yaz aylarında o saatlerde elli dereceye varan sıcaklıklar ülkesinde, hiç bilmem!

Genel olarak, devletten devlete; ya da herhangi bir finans kurumundan, herhangi bir yatırımcıya kredi verilirken, geri ödenebilirliğinin sağlanması ile ilgili bir anlaşma yapmak doğal karşılanabilir. Elbette adam verdiği paranın nasıl harcanacağını bilmek ister ki geri döneceğinden emin olabilsin. Bu normal…

Ancak, anormal olan; "bunun ilk defa uygulanıyor olması" diyeceğimi sanıyorsunuz ama o değil! Anormal olan, UBP hükümetinin bunu kuzu gibi onaylaması… Böyle bir duruma girecek olduktan sonra, CTP de yapar, bir yıl daha hükümette otururdu… Böyle yapmayı sindiremediğinden, seçime gitti. Fısıltı gazetesi de seçime neden gidildiğini yaydı. Aslında bu, "herkesin bildiği bir sırdı"! Cari giderleri, yerel kaynaklar karşılayamıyordu. Yardım alabileceğimiz tek kaynak da TC idi… Ve orası da bu bilinen önlemler alınmazsa, parasının batağa gideceğini düşünen Kıbrıs'tan "DA" Sorumlu Devlet Bakanı'nın ısrarları ile o önlemler alınmazsa, yardım etmemekten yanaydı. Bu sebeple, erken seçime gidildi.

UBP ne dedi? " Reçete cebimizdedir…", "biz bilirik…", "bunlar para bulsun becermez, biz ustasıyık…" ! Ahali de "çıkmayan candan umud kesilmez" ya da "göle bir maya çalalım belki tutar" diye, oyunu verdi; UBP 26 milletvekili ile hükümet oldu…

"Bilmeyen" CTP'nin, onaylamamak üzere erken seçime gittiği "önlemler paketini"; "bilen" Derviş Bey'in UBP'si Mart 2010'da gidip imzaladı… Ondan sonra da hazret hoplayıp, cumhurbaşkanı oldu. Üstelik, "uymazsam yardım da verme" diyen bir anlaşma daha yaptı, 3 yıl sonra da geri ödemesine başlayacakmış! Tabii önümüzdeki yılın yardımını da dört yıl sonra, ondan sonraki yılınkini beş yıl sonra, ondan sonrakini altı yıl sonra ödemeye başlayacağı varsayılırsa, beş- altı yıl içinde KKTC bütçesi, değil maaş vermeye, borcunun faizini ödemeye, yetmeyecek; KKTC de ilelebed yaşatılacaksa, artık nasıl yaşatılacak, ben bilmem…

Bu labirentten nasıl çıkılır?

Bir anlaşma imzalayıp, Kıbrıs Sorunu'nun bitirilmesi ile mi? E? KKTC ne olacak?

Yoksa, devleti küçültüp cari giderleri minumum seviyeye indirmekle mi? O zaman da seçimde verilen sözler ne olacak? Derim, bir… Ve iki: Be memleketin istihdam, işsizlik v.b. sorunlarına kısa vadede nasıl çare bulunacak diye sorarım. Aslında devlet sektörünün dağıttığı sıcak parayı paylaşmakla ayakta duran reel sektörünün batması için kaç ay gerekecek? Üçüncü de bunları sorarım…

Meğerse "bilen"lerin tek bildiği, doğruyu halktan gizlemekmiş…

Önüne gelene yalancılık basarak muhalefet eden çevrelere de sorarım:

Gördünüz yalan nasıl söylenir?

Kısa vadede, iki seçim yaşadık. İkisini de UBP kazandı… Kazansın! Yarasın! Ama her ikisinde de seçimde halktan oy isterken başka söyledi, seçimden sonra başka yaptı. Önce, "reçete cebimizdedir" dedi, gelince gitti yukarıdaki anlaşma ile ipliğini pazara çıkardı. Sonra da "taviz verdileeer, geri alacaaaam; çakıl taşııııı, kum tanesi…" dedi geldi, üç gün sonra Ban Ki Mun'a mektup yazıp, "Yes be annem" dedi…

Bu öyle bir sarmal ki, Allah çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini muhafaza etsin… Galiba elden gittik, öldük de ağlayanamız yok…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.