Yerel yönetim seçimleri ve yeni bir dünya

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yerel yönetim seçimleri ve yeni bir dünya


Bir yıl içinde, üçüncü seçimi idrak ediyoruz. Sanırım politikacılar bile bıktı, usandı.

Ne var ki günümüz dünyasında, demokrasi artık dikey bir ilişki olmaktan çıktı. Yâni seçmenin belli bir dönem sonunda sandığa gidip hükümete gelecek partiyi seçmesi, artıl tek başına demokrasi kavramını doldurmuyor. Çünkü günümüz demokrasisi, asıl olarak artık "birey"in devlet karşısındaki haklarını savunmakla eş anlamlı hale geldi. Çünkü kavram olarak devlet güçlü, birey ise zayıftır. İki yüz sene önce sınıflar bazında ele alınan bu kavramlar, özellikle Bilgi Çağı ile beraber, birey düzeyine kadar inmiştir.

Bu bakımdan bugün demokrasi, yatay bir ilişki biçimidir. Ne kadar yaygınsa, ne kadar küçük ünitelere kadar iniyorsa, o kadar başarışı kabul ediliyor çünkü sonuçta asıl olan, bireyin haklarıdır. Yâni temsili demokrasi, doğrudan demokrasiye doğru evrilmektedir. Bu anlayış, özellikle AB bünyesinde, Brüksel ile AB vatandaşları arasındaki doğrudan ilişkiyi, ulusal hükümetler yerine, "yerel" hükümetlere dayandırmayı esas alıyor. Çünkü son tahlilde, "ulusötesi devlet" vatandaşları ile doğrudan temasa en yakın ilişki biçimini, yerel yönetimler aracılığı ile kurmayı planlıyor.

Bu anlayış, "yerel yönetim"de, "vatandaşlık"ı değil; "kentlilik"i öne çıkarıyor. Geçen sonbaharda, öğrenci olan oğlum Paris Belediyesi'ne ikamet belgesi almak üzere baş vurduğunda, kendisi seçmen listesine de dahil edilmek isteyip istemediği soruldu. "Komünist Partisi'ne bir oy da benden" diyerek, yazıldı. Babasına kısmet olmadı, umarım oğluna olur! Nerede doğduğunuza değil, nerde yaşadığınıza bakılıyor. Bu, şu demek:

Bir yandan ta bireye kadar inen bir ölçeği küçültme gayreti sergileniyor ama öte taraftan da "kent kimliği", "hemşerilik bilinci" gibi, aslında Avrupa'da hiç de bilinmez olmayan değerlerle, toplumsallığa adeta "tüme varım" yoluyla varılması hedefleniyor. Yâni, 19.yy sonlarından başlayan "aslolan toplumdur, birey de bunun bir aparatıdır" anlayışından, giderek, "toplum özgür bireylerden oluşmuş bir bütündür" anlayışına doğru gidiliyor.

Yerel yönetimler, dünyada böyle bir devinim ve devrimin asıl oyuncuları iken, bizde belediyelerde halâ, klâsik alt yapı yatırımları ve su, çöp, yol v.s. gibi konuların ön almasını, bir yandan çok geç kalmış olmamıza, ama öte yandan da çok uzun yıllar, "Lokmacı-Girne Kapısı" ekseninde düşünmemize, bağlayabiliriz.

Modern belediyecilik anlayışı bakımından, kent ruhu yaratma, kent kimliğini yönlendirme, hemşerilik bilinci yaratma konularında, ülkemizde bir marka var: Mağusa Belediyesi ve Oktay Kayalp… Oktay, dünya çapında bir belediyeci! Yerel yönetimin modern kapsamının her vechesini içselleştirmiş bir başkan. Girne'de Sümer Aygın ve son yıllardaki açınımıyla, Gönyeli'de Ahmet Benli'yi de o eksene oturtabiliriz. CTP'li olduklarından değil! Bu satırların yazarının kendi partisini meclis kürsüsünden bile eleştirecek bir yapıya sahip olduğu, bilinmeli… Bu arkadaşların eserleri, zaten kendilerini ispat etmeye kâfi…

Sorun, hangi partiden olursa olsun, her belediye başkanının da artık dünyada yaşadığının farkına varması. Köyümüz, kasabamız, kentimiz artık dünyanın bir parçasıdır!

Bir yılda üç seçimden bezdik! Evet… Ama sanılmasın ki yerel yönetim seçimleri, hükümet ya da cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önemsiz! Tam aksine… Dünyada gelişen yeni anlayışta, belediyeler; hükümetlerin önüne geçiyor…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.