AİH Mahkemesi'nin son kararı ve 74'ün o sıcak yazı…

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

AİH Mahkemesi'nin son kararı ve 74'ün o sıcak yazı…

AİHM'nin son kararı, sanırım herkese bir şeyi hatırlatmak zorunda:

Yeterinden fazla beklerseniz, bazen fiili durumlar da kişisel haklar doğurabiliiyor.

1974'ün yaz aylarını hatırlıyorum. Esir kampındayız Limasol'da ve dışarıdan haber almak yasak. Bir su bidonunun altına gizlenmiş bir tek transistörlü radyodan, üç bin kişi dışarısı ile ilgili haberleri almaya çalışıyoruz. Rum muhafızlarımız da radyonun peşinde… Bulup imha edecekler ki dünyadan tamamıyla izole olalım. O savaş koşullarında, savaşın son günü esir alınmışız… İlk birkaç gün, RumuTürkü hepimiz, oluşan yeni durumu, bunun bize ne sağlayacağını, örneğin bizim Türkiye'deki öğrenim hayatımızın devam edip etmeyeceğini anlamaya çalıştık. Daha sonra da gene herkes, Rum Türk ayırımı olmadan, memleketin halinin ne olacağını konuşmaya başladık. Meselâ muhafız Gatto, savaştan sonra Limasol Limanı'nda bir at arabası edinip, hamallık yapmak istiyor, kendine Türk ortak arıyordu her nedense! O sanıyordu ki savaştık bitti; herkes kendi eski düzenine dönüp, devam edecek… Mahsuscuktan har bettik, ölenler de çullden gidi gidiverdi… O ilk günlerde, sanırım Kliridis cephesinden akılcı bir lâf edildiydi:

" Artık, coğrafi federasyon, kaçınılmazdır."

Gençler hatırlamaz, 1974'e kadar Türk Tarafı Kantonal bir federasyon talep etmekteydi; Rumlar ise üniter bir devlete 1960'da edinilmiş haklarımızı terk edip, azınlık statüsünde dönmemizi. 1973ilk baharında, Rauf Denktaş "artık bir şey olmaz" zannedip, nerede ise bütün Rum şartlarını kabul ettiği halde, gene de anlaşma olmamıştı. Çünkü, Kliridis'in anılarında yazdığına göre Makarios, "Kabul etme…Bekle de daha çok şey kabul edecekler " demişti. O arada Türkiye'de seçimi kazanan Ecevit, "Kıbrıs tezimiz, coğrafi federasyon esasına dayanmaktadır" deyince, Makarios bu açıklamanın tahrik edici ve içişlerine karışmacı olduğunu ilan edip, görüşmeleri kesmişti. Yani Nisan 1974'te "coğrafi federasyon" lâfı, görüşmelerin kesilmesine neden olmaktayken, Ağustos 1974'te Kliridis artık başka çare kalmadığını beyan ediyordu ki bu devrim niteliğinde bir cümle idi… Çünkü, 23 Temmuz'dan itibaren, adadaki Türk askeri varlığına dayanarak, Cenevre'de yapılan toplantılarda, Nisan'da nerede ise teslim olmuş olanTürk tarafı; Kantonal Federasyon önermiş ve reddedilmişti. "Ayşe tatile" bunun için çıktıydı…

Bir hafta sonra, o zaman Cumhurbaşkanı Vekili olan Kliridis, "coğrafi federasyon" deyince vebiz de esir kampında bunu duyunca, şok olduk! "E be Allah müstehakını versin! Bir hafta evvel kantonal'ı ne kabul etmedin da bu kadar insan öldü?" dediğimi hatırlarım, kendi kendime… Ama gerçekten de başka yol kalmamıştı ve varsın geç olsun da güç olmasındı… Rum politikası, akıl yoluna mı girmişti?

Hayır! Ne münasebet?

Birkaç gün içinde Makarios'un sesi duyuldu: "Uzun vadeli mücadele bayrağını açıyorum. Kıbrıs Helenizmi teslim olmayacak, uzun vadede Türk politikasının iflas etmesini bekleyerek, bütün haklarını geri alacaktır!" Neydi bu haklar? Malûm ev, mal,mülk v.s. Ve dahi kahrolsundu coğrafi federasyon, yaşasın ıdı uzun vadeli mücadele yoluyla Türk politikasını iflas ettirip, sebep olunan savaşta yenilen köteğin intikamını alıp, 1964 koşullarına, üniter bir Helen Devleti içindeki Türk azınlığı hedefine varma mücadelesi! Ve bir şey daha kahrolsundu:

Emperyalizm'in koşullarına teslim olup, coğrafi federasyon lâfını ağzına alan, işbirlikçi, ajan Kliridis!

Rum siyasi hayatı, o günden sonra süratle bu yönde yeniden örgütlendi… Makarios bir sol parti kurdurdu. Başına da kendi özel doktorunu koydu: Lisaridis ve EDEK… Ayni Makarios bir de sağ parti kurdurdu ve başına da eskiden beri askeri olan, 28 yaşında Dışişleri Bakanı yaptığı Spiros Kiprianu'yu koydu. Anti-emperyalizm kontenjanından, bunlara AKEL de katıldı… Bunlar oldu RED cephesi! Hiçbir öneri kabul edilmeyecek, hiçbir haktan vazgeçilmeyecek, hiçbir uzlaşmaya gidilmeyecek ; uzun vadede Türk cephesinin çökmesi beklenecekti… Ondan sonrası, kolaydı…

Beri yandaysa, Kliridis bunlardan ayrılmış, artık dünya koşullarının 1955 dünyası olmadığının bilincinde, bu dava uzara, değişen dünya koşullarında, Helen tezinin toptan yitireceği endişesi ile Coğrafi bir federasyonun, ehven-i şer olduğunu söylemekteydi. Nasıl nitelendiğini, yukarıda söyledik…

74'ten bugüne böyle geldik… Kaya gibi durdular, Türk cephesinin çökmesini beklediler… Otonom Türk Yönetimi, federe devlet oldu… İnat ettiler, KKTC oldu… Bir türlü empati geliştirmeyi denemediler. Hamamda kendi seslerinden mutlu, kendi türkülerini çağırdılar. Her kim ki "Be patriyodiler, be yoldaşlar, be kumbarolar, be simbettoralar; tamam değilsiniz!Bir bakın halinize da siz da biz da kaybedeceğiz sonunda" dedi; onu da şeytanlaştırıp, "Denktaşçı" ilân ettiler…

Denktaş ve ekibinin hataları konumuz dışı ama gelinen noktada ayni kafa yapısının güneydeki sinonimi, insan faktörünü mal kaygısının ardına koyduğu için sille tokat dayak yemektedir, dünyadan! Konumuz da onlar zaten…

" Mahkemeye, mahkemeye…" Hadi buyurun size mahkeme de işte… "Dayanacağız da çökecekler" derken, aradan geçen zaman fiili duruma insan hakları açısından bir hayli de ekleme getiriyor işte… Dayandınız, belediye lâyık görmediğiniz Türkler bir devlet yapısına sahip oldu! Dayandınız, Türkiye'den gelen "Tarım iş gücü", Türkiye'de doğmuş vatandaşlar oldu… Dayandınız, AİHM, KKTC Mahkemesini tanıdı! Dayandınız, ayni AİHM şimdi size" kim dedi da mal tapuyu tutanındır illâ ki" dedi, diyecek…

Yeter be arkadaşlar… Akıl yolunu hiç mi bulamayacaksınız?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.