KIBRISLILAR TEMBEL!

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

KIBRISLILAR TEMBEL!

Ayrıntıları, tarih kitaplarımda da vardır... Kıbrıslı Türk diye bir mahlûktan bahsedilmesi, adanın İngiltere'ye devri ile mümkündür. Ondan önce burada ya da Musul'da veya Kırşehir'de yaşayan herhangi bir Türkmen'in, birbirinden farkı yoktu. ll.Abdülhamit, elbette ki kimseye sormadan adayı İngiliz'e verdi ve buradaki vali ve ileri gelenlere de "Devlet-i Aliyye'nin çıkarları, İngiliz'e itaat etmenizi gerektirmektedir" diye bir mektup gönderdi. Garibim vali bile padişaha itaat etmek için, İngiliz'e boyun eğdi ve gidip altı aylık birikmiş maaşını, sömürgecilerden aldı... Yıl, 1878...Kıbrıslı Türkler, beklemeye geçtiler... Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi koca padişahın emrine karşı mı geleceklerdi?

1892'de, İngiliz bir anayasa yaptı ve müslüman ahalinin ada yönetimindeki söz hakkını, %50'den, %30'lara indirdi... Önde gelenler, hemen itiraz ettiler, çünkü ada halâ Osmanlı'ya aitti. Seçimi ve meclisi boykot edeceklerini söylediler... Ama İstanbul'dan bir emir geldi: "İtaat ediniz!" Onlar da uydu... Nasılsa ada Osmanlı'ya geri verilecekti... Merkezdeki önde gelenler öyle söylüyorlardı, inanıp, geri Osmanlı idaresine dönecekleri günleri bekleyerek, padişahın da emri uyarınca, İngilize zaptiye yazıldılar...

1885... Kıbrıslı Türkler İngiliz 1912, fesleri ile Kıbrıslı Türk İngiliz polisleri...
Zaptiyesi...
(Altay Sayıl'dan)

Derken, Birinci Dünya Savaşı çıktı... İngiliz, adaya el koyduğunu açıkladı, Türkler'in adadan çıkışını ve hele Anadolu'ya gitmesini, yasakladı... Bizimkiler de burada bir isyan düzenlemeye giriştiler... Bütün önde gelen Kıbrıslı Türk'ler, Girne kalesine hapsedildiler... Ticaretle uğraşanlarının, tümü de battı... Dört yıl, hükümsüz yattılar...

Ardından, Kurtuluş Savaşı... Dedik ya adadan çıkış yasaktı... Millet burada atını ve hatta yumurtasını satıp, Donanma Cemiyeti'ne gönderdi... Önceden orada olanlarsa silaha sarıldı, bütün yurtseverlerle birlikte... Mustafa Kemal'in yanı başındaki Hikmet Bayur, Kıbrıslı idi... İlk TBMM Hükümeti'nin İktisad Bakanı Sırrı Benlioğlu da... Unutuldu...Söylenmedi...

Lozan'da, ada elden hepten çıkarıldı... Kıbrıslı Türkler'e, "isteyen Anadolu'ya gelsin" denildi... Hakk-ı Hıyar idi bunun adı... 5000 Kıbrıslı Türk, varını yoğunu satıp, gitti... Önemli bir kısmı, doğru dürüst iskân edilemediğinden geri geldi... Arada mülksüzleşmesi, cabasıydı... Adadakiler, gitmekle kalmak arasında denkleri çözemeden, beklemeye başladılar... 1934'te, Sırrı Benlioğlu adaya gelip, Ankara'nın isteğini iletti: "Burada kalın, Anadolu'ya göçmeyin, bekleyin..." Haydaa... Gidenlerden kalanlar da mülküzleşmeyi göze alıp, geri döndü, beklemeye, onlar da katıldı...

1939'da, İkinci Dünya Savaşı çıkmaz mı? Hadeee... Zaten yarı aç, yarı tok olan bütün üretici genç nüfus, İngiliz askeri oldu, darı tanesi gibi dünyaya yayıldı... 1946'ya kadar...

1942... Elyeli Gadara, İngiliz Lefkeli Makri Mehmet Sinekçi Mustafa Dayı...
askeri...Gitti, gelmedi... Mısır'da, İngiliz askeri Faşizm'e karşı savaşta...

1946'da terhis olan gençler, daha köylerindeki nadasın tümünü süremeden, 1949/50 geldi... Rumlar'ın ENOSİS çığlıkları arasında, Plebisit yapıldı, Rumlar Yunanistan'a bağlanmaya kalktılar... Yardım istemek için Türkiye'ye giden heyetlere, Dışişleri Bakanları'nın ağzından "Bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur. İngiliz'e itaat edin, bekleyin" denildi... Onlar da geri gelip, İngiliz'e biat ettiler... Hoooop... Gençler bir defa daha İngiliz askeri oldular, 1955'e gelirken...EOKA ile kim mücadele edecekti? Üretim bir daha durdu... 1960'a kadar...

1958... Kıbrıslı Türk gençleri, Yunanistan'a bağlanmamak için elde silâh, İngiliz askeri... İş başa düşmüştü...

1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu...

Millet daha iskemlesini ısıtamadan, 1963 Olayları patlak verdi... Hürrraaaa... Sısamımızdan ufağımıza, hepimiz mücahid olduk... Ne çırak kaldı, ne usta... Ne de rençber...


Yıl 1970... Bu çocuklar gece asker, gündüz lise öğrencisi idiler... İkisi haricinde tümü bu adadan göçtü...

Kızılay yardımları ile yaşamaya başladık, 103 köy de göçmen oldu... Tarım da öldü... Ekmeği, tuzu paylaştık... 1974'e kadar... Anavatan, "bekle" dedi, bekledik...

1974 oldu...İyi, ne güzel...

74'ten bugüne kadar da dünyadan izole bir mandrada, kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurmaya çalışıyoruz... Ürettiğini kimseye satamadığı için, Sanayii Holding battı... ABAD Kararı çıktı, narenciye dalında, yaş sebze elde kaldı... Rahmetli Özal geldi, "siz turizm yapın, biz sizi domatese boğarız, ne ekeceksiniz?" dedi... Tarımın tam canı çıktı ama, turist de otuz yılda direkt gelecek bir uçak bulamadığından, gelemedi... Anavatan, "herkesi memur alıp, uygun konjonkürü bekleyin" dedi...

İnandık, herkesi memur yazıp, bekledik...

Şimdi Türkiye'den gelen her baldırıçıplak kenar mahalle uyanığı, karşısına birkaç şerefsizle, biriki aptalı alıp, "Kıbrıslılar tembel" demeyi diline pelesenk ediyor ya, içimden "Ulan, yüzelli yıldır biz, savaşmaktan ne vakit çalışacak zaman bulduk da çalışmadık?" demek geliyor... Bölücülük olur diye dilimi tutup, söylemiyorum... Siz de söylemeyin...Ayıp olmasın... Dilinizi tutun...Bekleyin... Yukarıda beş kuşak "bekleyenin" resimleri var...

Beş kuşak daha bekleyin anasını sattığımın... Tohumunuza biri para mı verdi? O kadar soytarı sırtınızdan köşe oldu... Bekleyin, daha ensenizden para kazanacak, çok şaklaban var... Tembel herifler sizi...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.