Meclisin kapısında olanlar

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Meclisin kapısında olanlar

Köşe yazısı yazmanın bir zorluğu da yazınızı bir önceki gün belli bir saate kadar, gazeteye ulaştırma zorunluluğudur. Bu bakımdan burada okuduğunuz yazı, bazen nerede ise iki gün önce yazılmıştır. Kimi zamansa, akla geldikçe kaleme alınan konular, "soğuk yazı" şeklinde depolanır, haber sıkıntısı olan gün servise sunulur.

Dün bu köşede okuduğunuz futbol yazısı, aslında işte o bahsedilen "soğuk" yazılardan biriydi. Oysa bir gün önce, meclis önünde yapılan eylem, orada olup bitenler, çoğu tanıdığım, önemli bir kısmı da arkadaşım olan 24 sendikacının tutuklanması, bir polis memurunun (Fırtına Sadrazam) ciddi biçimde yaralanması, göstericiler arasında da ciddi yaralanmaların oluşması, üzerinde durulmadan geçiştirilecek bir olay değil!

Fakat yazının yetiştirilmesi gereken saate kadar gelen haberler, yorum yapacak açıklıktan yoksun olduğu için, servise bir "soğuk yazı" verildi. Oysa dün, ele alınacak iki konudan biri, kaçınılmaz olarak meclis önündeki eylem olmalıydı zira orada bazı ilkler yaşandı ki son derecede tehlikeli ilkler bunlar.

Meclis Güvenlik Amir Yardımcısı Fırtına Sadrazam'ın yaralanması, bana göre çok önemli bir gelişme! Çünkü bizde polis, klâsik devletin baskı aygıtı olmanın ötesinde, çoğumuzun akrabası, kardeşi, yeğeni; aslında bu memurun hak mücadelesini için için benimseyen, işsizlik yüzünden, başka seçenek bulamadığı için bu mesleğe intisap etmiş halk çocuklarından oluşur çoğunlukla.

O fakir aile çocukları, orada ekmek paralarını kazanırken, çoğunlukla mesleklerinin izin verdiği en yumuşak tavırlarla muhatap olurlar sizinle. Doğrusu, al-kan içinde kalmayı haketikleri, hiç de söylenemez. Bu aslında kendileri de emekçi olan bu insanlarla, diğer emekçi kesimler arasındaki söylenmeyen dayanışmayı ortadan kaldıracak bir gelişme, tatsız bir durum.

Mutlaka bir kazadır ama bir daha asla tekrarlanmaması için de azami gayret gösterilmelidir… Ancak bu dikkatin karşılıklı olmasında da büyük yararlar vardır…

Ama öte yandan, göstericilere reva görülen muameleyi de ele almamız lâzımdır. Elbette ki dünyanın hiçbir meclisine, halkın kitle halinde doluşmasına izin verilmez. Meclis halkındır elbette ama "temsili demokrasi" diye de bir şey vardır. Gerekçesi ne olursa olsun, her ciddi meselede kitlelerin meclise dolmasını talep edeceğimize, ondan vaz geçer, Atatürk Stadı'nı biraz daha büyütür, eski Atina'nın "doğrudan demokrasi"sine geçeriz, olur biter… Zaten etimiz ne? Budumuz ne? Ancak… Görünen de o ki, talep zaten bu değildi!

Bazı sendika liderlerinin, sözcü olarak meclise girip, yetkililere endişe ve taleplerini iletmeleriydi istenen… Reddedilen, havayı bozan da buydu!
Geçmişte bu yazının sahibi, geçen gün birkaç sendikacının içeri girip taleplerini iletme isteğini reddeden anlayışın, meclis bahçesine "eşek" atılırken, eşeği atanları alkışladıklarını, meclis penceresinden seyretme bahtsızlığına uğramıştır. Hükümette ben değilsem, meclise eşek atılmasını alkışlarım, bensem kapıdan içeri girmelerine izin vermem mantığı, hiç de etik değil… Kusura bakılmasın…

Siyaseten çok farklı çizgilerde olmamıza rağmen, gerekli saygıyı bir gün esirgediğimi söyleyecek durumda olmayan günümüzün Başbakan'ı, o eski yılları hatırlatırcasına, "amaçları siyasi" deyiverdi dün gene… Say ki öyle! Siyaset yapma özgürlüğü, sadece iktidar milletvekillerine verilmiş bir hak mıdır? Onların amacından çok hükümet edenlerin amacı değil midir, demokrasilerde ortamı belirleyen? Ve gerçekten de meclis önüne gelenlerin amacı siyasi olsa bile, hükümet sadece taraftarlarının mı hükümetidir, yoksa ülkenin mi? Oraya gelenlerin de hükümeti değil mi "İrsen Abi"nin başında bulunduğu hükümet? Hükümetin görevi, ülkeyi yönetmek midir? Vehmettiği amaçlara cevap vererek, kaosa sürüklemek mi?

Günün belki de daha da önemli gelişmesi, Alexandr Downer'in açıklamalarıydı… Ona da yarın değinelim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.