Müdür beyin yeşil kürkü

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Müdür beyin yeşil kürkü


Kıbrıs köylülüğünün felâket yılları, 1930'lardan başlayarak, 2. Dünya Savaşı başlarına kadar geçen süredir. Adanın her zaman devam eden kuraklık belâsı, o yıllarda fakr-ü zaruretin, açlık düzeyine varmasına neden olmaktaydı.

Öte yandan, kuraklık ve açlık kadar önemli bir başka belânın elinde, köylülük dinine falan bakmaksızın inim inim inlemekteydi: Tefecilik…

Köylü, tohumluk şu bu ihtiyacını da karşılayan bir miktar insandan, borcunu hasatta ödemek üzere nakit para da alıyor, sene kurak geçince, bir sene sonraki hasatta ödemeye gittiğinde, aldığı üç kuruş borcun faizi ile bin kuruş olduğunu, tarlayı satsa o borcu ödeyemeyeceğini görüyor ve tarladan da oluyordu. Ünlü İngiliz diplomat Sir Ronald Storrs, o dönemde Kıbrıs Valisi idi… Anılarında, bu durumu anlatırken, meclisin çoğunluğunun da bu tefecilerden oluştuğunu aktarır. Adanın en büyük "müksüzleşme" dönemidir bu…

Küçük ve orta boy tarımsal işletmelerin çoğu, bu dönemde el değiştirmiştir. Elbette Türk köylünün de bundan hali kalması, düşünülemez. Bizim mülksüzleşmemizin tarihi budur… Hani şimdi dilimize pelesenk ettik ya! Bir zamanlar toprağın çoğu da bize aitti, Rumlar elimizden aldı, diye… Ha işte o "alma" böyle oldu… Benim kuşağımdan herkes, nenesinden, dedesinden bu şekilde elinden alınmış bir tarla hikâyesi dinlemiştir.

Örneğin bizim Elye köyünde, tarlaların çoğu, bu şekilde komşu Rum köyü, Petre'deki tefeci Kameno'nun eline geçmiştir. Türk olsun, Rum olsun, adadan göçün yolu da o dönemde açılmıştır.

Sömürge yönetiminin valisi, bu mülksüzleşme ve fakirleşme sürecini kendine dert etmiştir. Tefecilerin meclisin çoğunluğunu da ele geçirmiş olmalarına karşın, İngiliz Vali, halkı onların elinden kurtarmak için, köylüyü kooperatifleşmeye hem teşvik etmiş, ve hem de köy kooperatiflerine, kâr amacı gütmeden köylüyü borçlandırıp, uygun şartlarda borcu hasatta ödenmeleri için, büyük oranda yardımcı olmuştur.

Bu meyanda, tarımsal girdilerin de tüccarlar tarafından değil, bu köy kooperatifleri tarafından ithal edilip, çok ucuza köylüye satılmasını sağlamak üzere, kaynaklar yaratmıştır.

Sömürge Valisi'nin bu girişimini, her zaman olduğu gibi, önce Rumlar anlayarak kooperatifleşmeye girişmişler, onların başarılarını gören Türk köylüler de 1940'ların başından itibaren, kendi köy kooperatiflerini kurmaya başlamışlardır. Her köyün bir "kooperatif kredi şirketi", onun bir yönetim kurulu ve adı "şirket"le özdeşleşen bir kooperatif kâtibi vardı uzun yıllar!

Bir yandan Rum köylünün ama öte taraftan da Türk köylünün mülksüzleşme, toprağını hepsi de Rum olan tefecilere kaptırma süreci, böylece son bulmuştur.

Yanlış hatırlamıyorsam, 1940'ların ortalarından itibaren de bir yandan Rum; öte yandan da Türk kooperatifleri, birbirlerinden bağımsız, birleşmeye, bütünleşmeye girişirler. Bizim tarafta, "Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası" oluşturularak, köylerdeki küçük "kooperatif kredi şirket"lerinin, ekonominin içinde yutulmaması sağlanır.

Eğer elimizdeki toprağı, 1974'e kadar tutabilmiş, hepsini de Rum tefecilere kaptırmamışsak, bu sayede tuttuk, bunun için kaptırmadık…

Geçen dönem mecliste iken, önemli bir Türkiye yetkilisinden, "bütçenizin kara deliklerinden biri de Kooperatif Merkez Bankası'dır" denildiğini işittiğimde, bunları anlatacak zaman ve koşulları bulamamıştım. O banka, İngiliz Sömürge döneminde, kâr etsin diye değil; köylünün topraksızlaşmasını önlesin diye, sömürge bütçesinin de desteği ile kurulmuş bir bankadır. Kuruluş amacı budur, yapısı budur… Şimdi bize ağır mı geliyor?

Eğrisi varsa, ki bana göre de vardır; düzeltelim ama bizim için bu anlamda tarihsel bir değeri olan bir kurumu, ne bizi ne de tarihimizi bilmeden, yıpratmayalım. Ronald Storrs kadar olsun, dersimizi çalışalım. Storrs, savaş boyunca, şu ünlü Lawrence'in komutanı idi… Hani Arabistan'ı elimizden alan! Adamı döve döve sömürgeleştirmezler…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.