Ekonomi'nin yasalarını siyaset belirleyemez! Ama...

loading
25 Kasım, Çarşamba
£

10.66

9.51

$

7.99

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ekonomi'nin yasalarını siyaset belirleyemez! Ama...

Geçen hafta yayınlanan "Bugün eylem var" başlıklı yazıda, ta başından bizim ekonomik yaşamımızın, sürdürülebilir olmadığını anlatmıştım. Bu kadar küçük bir toprak parçasını, bu kadar küçük bir nüfusla, "dünyadan kopararak" hiçbir ekonomik düzende gönendiremezdiniz. Anahtar kelime, "dünyadan koparmak"tır…

Kimse, Luxemburg şu bu diye örnek göstermeye kalkmasın, onların varlığının esası, etraftan izole olmak değil, tam tersine bütün komşularına entegre olmalarıdır. Politik sebeplerle, buradaki ekonominin hep tekleyeceği, eksiğini de her zaman Türkiye'den ikame edileceği varsayılmıştı. Herkesin bildiği bir sırdı bu… Batacağı aşikâr olan gemi, battı…

Eğer biri çıkar da "yok öyle hesaplamamıştık" derse, hiç kusura bakılmasın ama ne ekonominin "e"sinden, ne de politikanın "p"sinden haberi olmadığını söylerim. Ürettiğini satamayan bir Sanayii Holding, ulaşım sağlamadan turizm, iletişimi olmayan bir adada Off Shore bankacılık, ABAD Kararına itiraz etmeye bile lüzum görmeden tarımsal ürün ihracatı, dünya finans mekanizmalarının dışında ticaret ile kalkınıp, yaşamımızı sürdüreceğimizi var saydı iseydi eğer biri, akıldan yoksun olmalıydı!

Politik bir tercihle, bizim dünyanın dışında kalmamız ve bundan dolayı uğrayacağımız zararın da Türkiye tarafından ikame edilmesi öngörülmüştü. En üst düzeyde yıllarca bulunan bir TC yetkilisinin ağzından işittim bir zamanlar: "Sizin masrafınız, orta boy bir otelin masrafı kadardır. Bayrağı dik tutun, biz size bakarız…" Rahmetli Özal da burada buna benzer sözler etmemiş miydi? Bu, politik bir tercihti…

Şimdi görülüyor ki öyle ya da böyle, Türkiye politik durumumuzdan dolayı ekonomimizin verdiği açığı, artık ikame etmek istememektedir. Oysa düzen buna göre kurulmuştu ve üstelik da kuran da biz değildi. Ve bir daha vurgulayalım, bunun nedeni, politik tercihti!

Geçen hafta içerisinde, yalnız bu satırların yazarı değil, pek çok köşe yazarı da bu konuyu ele aldı. Bence en dikkate değer yorum, hemşerimiz Milliyet gazetesi yazarı Metin Münir tarafından yapılan bir yorumdur. Bu konuda bir dizi yazan Münir, Cuma günkü yazısında diyor ki: "KKTC, bu haliyle, Türkiye için kusursuz bir çıkmazdır. KKTC ne terk edilebilir, ne ilhak edebilir, ne bir anlaşmaya bağlanabilir. Ne de tanınabilir."

Bu ne demektir? Metin Münir'in tespiti, aslında uğrunda bu çarpık ve yaşayamayacağı aşikâr ekonomik düzenin kurulduğu politik tercihin de iflas etmiş olduğunun, kanıtıdır.

Meseleyi bizim tembelliğimiz, memurumuzun açgözlülüğü, özel sektörümüzün beceriksizliği, ya da Türkiye'yi yönetenlerin bizi sevmemesi, Cemil Çiçek'in bizi kıskanması, düzeyinde ele alırsak, anlayamayız. Bence sorun, gerçekçilikten yoksun; uluslar arası hukuktan habersiz bir takım insanların, Türkiye halkına yaptıkları gibi bize de ulaşılması olanaksız, anormal politik hedefler gösterip, ona uygun ekonomik sistemler kurmalarından başka bir şey değildir.

1974'te Limasol'da Esir Kampı'ndaydım… Adanın tarımsal arazilerinin nerdeyse 2/3'ü, turizm kapasitesinin %60'ı, sanayi tesislerinin de %50'den fazlası bizim elimize geçmişti. O günlerde Kliridis'in kendi halkına yaptığı bir açıklamayı, bunca yıldır hiç unutmadım. "Merak etmeyin" demişti, "Türkler bu kadar şeyi yönetemez, hepsini de batırır, eninde sonunda, bize gelirler. 'Aman alın, siz yönetin. Bizi bu belâdan kurtarın' derler."!

"KKTC ne terk edilebilir, ne ilhak edebilir, ne bir anlaşmaya bağlanabilir. Ne de tanınabilir." Politik tercihin vardığı nokta bu… Ekonominin hali ise meydanda… İkisi de iflas etti… Buyrun…

Hristofyas'a ne kızıyoruz? Reşme'yi boynumuza geçirdik, gittik karşısında oturuyoruz… Niye kabul etsin? O zamanın toplum mühendisleri, eserlerinden utanmalıdırlar… Ama halâ konuşup saçmalamaya devam ediyorlar… Tilmizleri de cabası…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.