Dimyat ile bulgur

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Dimyat ile bulgur

1991'de yayınladığım ilk kitabımın adı, "Kıbrıs'ta Ulusal Sorun" idi... Piyasada mevcudu tükendi, ama Kıbrıs'ta Ulusal Sorun devam ediyor.

"AB ulusötesi devlettir" diyoruz... Evet, öyledir ama şu anda AB'a ulus devletler üye oluyorlar. AB konseptinin kendisi ulusötesi devlet olup, bugün söz konusu olan, ulus devletlerin katılımı ile bu yoldaki yürüyüşün başlangıcıdır. Ulus devletler, kendi yapıları ile bu birliğe katılırlar. Örneğin Fransa üniter bir devlet olarak katılıp, gelişmekte olan yeni konsept içerisinde, kendi Brötonları, Bask'ları v.s.'ye de "azınlık hakları"nı verirken, İtalya kuzeydeki Tirol bölgesinde yaşayan Alman azınlığa ayni hakları veriyor. Öte yandan, Belçika, üniter devlet olarak girdiği bu birlikte, kendiliğinden bir federasyona dönüşüp, egemenliğinin kaynağında Volön ve Flaman halklarının, eşitliğini vurguluyor. Yani örneğin Almanya, Fransa (ve gelecekte Türkiye) baskın, dominan bir halkın, egemenliğin sahibi olduğunu müktesebata, geçirip, ülkede yaşayan azınlıklara da "azınlık hakları" ( kendi dilinde eğitim, kültürünü serbestçe yaşatıp geliştirme hakkı, etnik ayrımcılığa karşı korunma v.b.) vereceğini taahhüt altına alırken, Belçika örneğinde, egemenlğin iki halktan kaynaklandığı, müktesebatın bir parçası haline getirilip, halklardan birinin diğerine eşit olduğu vurgulanıyor. Yani ortadaki dominan kavram, halâ ulustur. Ulusötesi, amaçlanan hedeftir... (Ona da ulaşılacaktır, benim kendi payıma kuşkum yok!) Burada asıl mesele, katılan ulusun kim olduğudur! Polonyalılar(içinde Rus ve Alman azınlıkla), Macarlar (içinde Romen, Sırp, Bulgar ve Alman azınlıklarla), Romenler (içinde Bulgar, Pomak, Macar ve Sırp azınlıklarla)!Ama Belçika sözkonusu olduğunda tanım değişiyor: Volönlar ve Flamanlar'dan ibaret, Belçikalılar...

Kıbrıs söz konusu olunca, gönül rahatlığı ile "Kıbrıslılar" diyebiliyor muyuz? Mesele budur... Hangi tanıma sığacağız? Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler'den ibaret Kıbrıslılar da diyemiyoruz çünkü 12 Aralık 2002 gecesi Kopenhag'da Denktaş/Ertuğruloğlu iklisi ile Türkiyeli akıldaneleri çerçeve andlaşmasını imzalamayarak, bu tanımın müktesebata dahil olmasının önüne geçtiler. Kıbrıs'ın AB'a üye olması, son tahlilde, bir arazi parçasının, haritadaki bir adanın üyeliği değil; Kıbrıs'ta yaşayan, Kıbrıs adasını yöneten, bu adaya egemen olan bir toplumun, deyim yerinde ise Kıbrıs ulus devletinin üye olmasıdır, müktesebat karşısında. Peki bu "ulus", kimdir? "İçinde Türk azınlıkla Kıbrıslılar" mı? Yoksa "Kıbrıslı rumlar ve Kıbrıslıtürkler'den oluşan, Kıbrıslılar" mı? Doğrusu, elbette ikincisi...

Ama şu andaki durum, ilk maddedir, haberiniz olsun!

Yukarıda da yazdığımız gibi, bu gerçekliğin AB müktesebatına kazınması fırsatı, AB'a karşı olan sayın Denktaş ve Mümtaz Soysal gibi akıldaneler marifeti ile elden kaçırılmış olup; şu anda müktesebat açısından Kıbrıs'ı temsil yetkisi 4 Mart 1964 tarihli altında Türkiye'nin de imzasıbulunan Güvenlik Konsey'i kararı uyarınca elinde bulunan Rum Yönetimi, tüm Kıbrıs'ın temsilcisi olarak tanınmaktadır. Ve bu durum bir süre daha böyle devam ederse, nasıl ki 4 Mart kararı söz konusu edildiğinde, sayın Denktaş'a göre batılı diplomatlat "evet haksız bir karardı ama ne yapalım ki 25 yıl uygulandıktan sonra itiraz ettiğinizden, değiştirmek mümkün değil" yanıtı alınıyorsa, bu konuda da ayni yanıtla muhatap olunacaktır.

İşte o "yama olmak" dediğimiz mesele de bu noktada gündeme gelecek, Kıbrıslıtürkler, bir azınlık olarak Rum burjuvazisinin ucuz iş gücü kaynağı haline gelecektir! Ondan sonra artık okullarımızda seçmeli ders olarak Türkçe de okutulması, "köpek Türk" kelimesinin yasaklanması, bayramları ve kandilleri kutlama hakkımızın da bulunması gibi "haklar" ile idare etmek zorunda kalacağız!

Ha... Bu arada TC de AB üyesi olacak ha! Bunun şerefi de bize yeter değil mi?

Efendim? Girit meselesi mi?

Bakmayın siz Sabo'nun ceridesinin garagözlüklerine, bu çağda halkları hele AB içinde öldürerek yok edemezler... Kültürel olarak ortadan kaldırırlar. Ama bu iş için, yabancıya ihtiyaç yok ki! Rauf bey ve avanesi, zaten ocağımıza incie dikmek üzere... Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oluyoruz, dünyadan bihaber...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.