Bir Ramazan hikâyesi

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bir Ramazan hikâyesi

Ramazan geldi… Ramazan ayları, gazeteler için nimettir. Ramazan köşeleri, yazı işlerini rahatlatır. İmsak ve iftar saatlerinin tabloları, hadisler ve Kuran-ı Kerim tefsirleri, iftarlık tavsiyeleri, her ramazanın olmazsa olmaz soruları, oruç ve cinsellik şu bu… Sayfaları kurtarırlar.

Bizim delikanlılığımızda, Osmanlı'dan miras köşe yazarları vardı… Ramazanda doruk yapan, eski gösteri sanatlarını anlatırlardı: Karagöz, meddah, orta oyunu… Karagöz'ün yerini tv, meddah'ın yerini "stand up", orta oyununun yerini de tiyatro aldı şimdilerde ve üstelik izlemek için de ramazanı beklemek gerekmiyor. Ama ben ne yalan söyleyeyim, kırk yılı bulan yazarlık macerama rağmen, her ramazan halâ, Burhan Felek'in Direklerarası'nı anlatan ramazan yazılarını özlüyorum. Ne çare ki bizim kuşak, cumhuriyet çocuğuyuz ve Osmanlı ramazanlarını hatırlamıyoruz ki yazalım… Yazsak yazsak, ilk gençlik yıllarımızda, her ramazan zamanın tek kanallı televizyonunda düzenlenen ve sahura kadar süren tv programlarını yazacağız… Yok başka bir şey ki… Sahurda yatılıp, iftardan bir iki saat önce uyanılarak tutulan oruçları mı anlatalım? Yoksa dinsel ritüellerin çok dikkatle uygulandığı Çayeli'nde, çocuklar ve eşim de oruç tuttuğu için, gün boyu hiçbir şey yemeyip de sigara belâsı yüzünden, tutamadığım oruçları mı?

Ama hadi gene size bir hikâye anlatayım, buyurun:

Dört yaşımda mıydım, beş mi unuttum… O zamanlar Lefke'de yetmiş iki millet beraber yaşıyor. Ermeniler'in dinsel pratiklerini hiç hatırlamam, her halde Lefkoşa'ya gelirlerdi o iş için, İngilizler'inkini de… Ama Rumlar, her Pazar çan seslerinden sonra, kiliseye giderlerdi. Paskalarda pilavuna, Noel'de boyalı yumurta, hangi paskada olduğunu unuttuğum bir dönemde de "gollifa" dağıtılırdı. Herkese… Hep beraber kutlanırdı yâni… Bunun Müslüman karşılığı da her ramazan, iftar saatinden biraz önce açılan fırınlardan çarşıya yayılan, mezlekili çörek kokusu olurdu. Rumlar da ramazan çöreği alırlardı… Toplumlar galiba kendilerini henüz dinsel kimlikleri ile de tanımlanmaktaydılar. Bundan etkilenerek, o sene ramazan orucu tutmaya "niyetlendim" ve aileye de bu kararı "tebliğ" ettim… Annem sevindi, babam bıyık altından tebessüm etti… Ramazan ayının ilk günü, sabah sahura falan kalkmadım… Oyun mu oynuyorduk, nefis mi terbiye ediyorduk? Bütün gün, aç susuz gezdim… Akşam yemeği hazırlanırken, hiç ilgilenmedim… Nihayet, sofra kuruldu… Avluda olmamız ve etrafın aydınlık olmasından şimdi anlıyorum ki bir yaz ramazanı idi… Herkes sofraya oturdu, ben bahçedeki erik ağacının altında oynuyorum. Sonunda, top atıldı… Annem dedi ki "Hadi oğlum, gel iftar et…"! Ne iftarı? İftar da ne ola ki? "Ben" dedim, "oruçluyum. Size afiyet olsun!" Sanıyorum ki oruç, bir ay boyunca sürer… Çile'ye yatmışım, sizin anlayacağınız… Dervişmeşrep olacağım, demek ki o zamandan belli… Bana kimse anlatamadı ki oruç sabahtan akşama kadar sürer… Neden sonra, karşı komşumuz Sami Hoca Efendi'ye gidildi! Yemeye o beni ikna edecek… Rahmetli hoca efendiye saygım sonsuz, bu sabah aç kalıp, akşam da tıka basa yenilerek nefis terbiye işini anlamasına anladım ancak, aklıma yatmadı…

"Magarına bulli"yi yedim ama orucu da bıraktım! Bir daha da tutmadım… Bıraksalardı, ben o yaşta kendimi "çile"ye çekmişim, erişeceğim… Koymadılar! İyi de yaptılar sanırım…

Bir sohbetimizde "adaşım" Mevlâna Nâzım-ı Kıbrısî el Hakanî Hazretleri, "itikatım" olup olmadığını sordu, "elhamdülillah" deyince de "Hade yahu, işte bal gibi Bolşevik'sin" dediydi… Anlatamadım ki hazrete… Bıraksalardı, ben de bir Rufai şeyhi olabilirdim… "Çile'yi doldurup çıksaydım, bir Kıbrıs'a iki Nazım Hoca çok gelirdi, ondan kestiler önümü herhalde?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.