Vekil mi partiden çıkar? Parti mi vekilden 3

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.51

7.58

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Vekil mi partiden çıkar? Parti mi vekilden 3

Bu dizinin ilk iki yazısında, bugünkü parti anlayışımızın Kıt'a Avrupası'nın düşüncesi; ama seçim sistemimizin Anglo Saxon anlayışının ürünü olduğunu anlatmaya çalıştım. Vekilin seçilmesinde, hiç de öyle sanıldığı gibi "kendisinin hiçbir rolü yok" değildir! Yoksa siyasetçinin, parti değiştirmekle, vekilliğinin sona ereceğinden en ufak bir kuşkusu olsa, kılını bile kıpırdatmaz; değil parti değiştirmek. Vekil "partinin" olsa, yabancı bir parti örgütüne biat etmek, bu kadar kolay olur muydu? Adam kendi oylarına güvenmese, hiç cesaret edip parti değiştirir mi? Bu, seçim sistemi ile kendine güvenen "vekil"i zaptetmenin, olanağı yoktur.

Çare, hiç de sanıldığı gibi karma oyu veya tercih oyunu kaldırmak değildir. Geçen yazıda da yazdım: Hiçbir milletvekili, kendi seçilmesini sağlayan, nasıl aşacağını yıllar içinde çözdüğü ve tatbik ederek seçildiği bu yapıyı ortadan kaldırmayı kabul etmeyecektir. Ve ikincisi, özellikle Avrupa'da bu karma oy ile tercih uygulaması, giderek benimsenen ve takdir edilmeye başlanan bir anlayış olarak ortaya çıkıyor. Bir süre sonra AB'a uyum süreci içinde, buna geri dönmek gibi bir mecburiyetle karşı karşıya gelinebilir.

Değişmesi gereken, seçim sisteminin kendidir.

"Değişelim" deyince, bu ülkede, ya Nisbi Temsil Sistemini terk edip, örneğin İngiltere'deki gibi "Dar Bölge Sistemi"ne geçmeyi savunabilirsiniz!. Ancak bırakın anavatanındaki temsil sorunlarını, burada iş "muhtarlık" düzeyine iner! Kendi dar bölgeciğinin kralı olacak olan milletvekillerinden, ortada parti marti kalmayacağı gibi, "milletvekil borsaları" seçimin ertesi günü kurulmaya başlanır. Yani Dar Bölge, bizim derdimize deva değildir.

Milletvekili iken, bir kutlama töreninde, meclis başkanı bana Pakistanlı bir milletvekili ile ilgilenme görevi vermişti. Sayın Kaşmala Tarık, bir avukattı. Bana kaç oy alarak seçildiğimi sordu. "10 bin" dedim… "Benim kaç oyla seçildiğimi merak ediyor musunuz?" dedi… Olumlu yanıtım üzerine söyledi: "700 bin…"

Bizim derdimizin dermanı da budur…

Ölçeği büyütmek… Çarşaf liste, KKTC milletvekilliği…

Ölçeği küçülttükçe, adayın kendisine bağlı birkaç yüz kişilik bir teşkilat kurup, karma ve tercih oyunu ile her partide seçilmeyi sağlaması, mümkündür. Zaten ona güvenip istifa ediyorlar… 160 bin seçmen içinde, kendinize ait bir örgütçük kurup, sadece kendinize işletmeniz ise imkân dahilinde değildir. Önündeki seçimi kesin olarak kaybedeceğini bilen siyasetçinin, parti değiştirmesi intihar anlamına gelir. Çünkü yeni gittiği partinin örgütü, genel olarak onu sahiplenemeyeceğine göre, kendi yöresindeki birkaç yüz "mürid", hiçbir işine yarayamaz. Ülke sathında seçilebilecek kadar "karma" oy alması ise o vukuatla imkânsızdır. Partiyi değiştiren, ilk seçimi kaybeder. Cezayı iradenin kendi verir, aracılar değil…

Tabii buna da itiraz edilecektir. "160 bin seçmeni nasıl ikna edeceğim?"

Elin kızı 700 bin oyu nasıl topladıysa, öyle… Ev ev gezip, kişi kişi söz veremeyeceksin! Oturup memleketin sorunları için projeler üretecek, iş bulma bürosu gibi çalışmayı terk edecek, eski deyimle "teşrii" mesai yapacaksın. "Dava vekili" değil, milletvekili olacaksın…

Peki bu öneri yukarı ile çelişki halinde değil mi? "Bu sistemle seçilen vekil bunu değiştirir mi?"

Kamuoyu baskısı yeterince güçlü olursa, "hem ağlarım, hem giderim" diyerek değiştirmek zorunda kalır. Bugüne kadar, ağaçlardan ormanı görmedik! Her kim partisinden ayrıldıysa ona sövdük ama neden korkmadan ayrılabildiğine bakmak hiç aklımıza gelmedi. Korkmadan ayrılıyor, çünkü gittiği yerden de seçileceğinden emin. Birkaç yüz kişiyi peşine takması kolay… Hele bakanlık da kaptıysa! Bozulacak olan oyun bu olmalıdır.

Bakanlar bakan olur böylece, vekiller vekil, partiler de parti!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.