Otuz Ağustos

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Otuz Ağustos

Yalnız bizde değil, hiçbir yerde de resmi tarihin, geçmişte olanları tastamam doğru anlattığı söylenemez. Bizde hayda hayda böyledir. Anadolu Savaşı her gün terennüm edilir ama olup bitenleri doğru bilenlerimiz, nerede ise tarihi meslek olarak seçenlerden ibarettir. Örneğin Doğu Cephesi!'nde olup bitenler, hep flûdur, insanların zihninde… Güney Cephesi de öyle… Antep, Maraş, Urfa ile geçiştirilir. Özellikle Kurtuluş Savaşı'nın başları da öyledir. Ta İnönü Savaşları'na kadar. Ondan sonra, Kütahya Eskişehir Savaşları genellikle sessiz geçiştirilip, Sakarya'ya atlanılır. Neden?

Ya muharebe kaybedilmiştir söylenilsin istenilmez, veya bugün savunulan politik tez ile olaylar uyuşmaz, duyulsun istenilmez. Örneğin, İzmir'in işgali ile başlayan olaylar, nasıl oldu da ta Sakarya önlerine kadar geldi? Neden geldi? Gölgededir… Çünkü, İstanbul Meclis'i Mebusan'ı İngilizlerce basılıp dağıtıldıktan ve mebusların bir kısmı Malta'ya sürülüp, geriye kalanlar da Ankara'ya kaçtıktan sonra, Ali Fuat Paşa kuvvetleri Geyve Boğazı'nı tutmuş, Kuvayi Milliye ile İstanbul Boğazı arasında, başka bir güç kalmamıştı. Çetelerin, Beykoz'u basıp, Boğaz'daki İşgal Kuvvetleri Karargâhı karşısında, havaya silah sıkacak hale geldikleri, bilinen bir şeydi. Yıl, 1921dir henüz. İngilizler, kendi kamuoylarının baskısı ile askerlerini terhis ettiklerinden, ellerindeki kuvvet, Mustafa Kemal Paşa'ya bağlı kuvvetlerin, İstanbul'a girmesine engel olacak güçte değildir. Kemal Paşa ile boğaz arasına bir başka kuvvet sokabilmek için, ellerinde kullanabilecekleri bir tek güç vardır Anadolu'da: Yunan İşgal birlikleri… Loyd George, bu koşullarda Gunaris'e "Yürü ya kulum, boğazın kontrolü bende olsun da varsın Anadolu'yu da sen al" demiştir. Aslında kendi çıkarına bakıyor, altında kalanın boynu kopsun… Umurunda değil… Yunan birlikleri yürüdü… İnönü'lere bakmayın! Birkaç ay içinde Afyon, Kütahya, Eskişehir, Bursa, İzmit ellerine geçti. Türk kuvvetlerinin, boğazla ilişkisi kesildi.

Bu olanlardan bir yıl önce, Mustafa Kemal henüz ülkedeki dengeleri tartarken meydana gelen bir olay, paşanın ufkunu anlatmak bakımından önemlidir. Mete Tunçay ve Eric von Zürcher'in bir çalışmalarından öğrendiğimize göre, (Milliyetler ve Sınırlar, İletişim yay.) Osmanlı döneminden beri, devam eden kilise içindeki tutucu ve milliyetçi kanatların ayırımı, o günlerde bile devam ediyordu. Milliyetçi kanadın temsilcisi Trabzon metropoliti, bağımsız, Helen karakterli bir Pontus Devleti için çalışırken, eski tutucu kanadın temsilcisi Giresun metropoliti, Osmanlı içinde kalmaktan yanaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'daki temsilcisi ile görüşen metropolit, paşaya bir tür federasyon önerir. Yerel özerklik, yerel polis v.s. Paşa bu önerilerin tümünü kabul ederek, Karadeniz'de bir Türk/Rum federasyonunu kabul eder. Zavallı metropolit, bir şey başardığını zannederek, Atina'ya Venizelos'a haber uçurur, " Ankara bu şartları kabul ediyor, gelin anlaşalım!" Venizelos ne cevap verir bilir misiniz? " Ben bir seneye kadar,
Erzurumu da alacam! Sen kimsin be adam da onunla bununla görüşme yapan? Haddini bil…" kaynak yukarıda yazılı!

Yâni İngiliz kendi oyununu oynuyordu ama Yunan da pürü pâk değildi… Savaş karşıtı Gunaris bile bu çarkın içinden böyle çıkamadı… Polatlı önüne böyle gelindi… O sille böyle yenildi…

Kendisine başka hiçbir olanak tanınmayan bir askeri deha, 30 Ağustos gününe bunlardan dolayı, zorla geldi. O zafer akşamında savaş meydanını gezerken, "düşman" ölülerine bakıp, "Zavallı yavrucaklar, sizi analarınızın kollarından koparıp, bu kadar uzaklara kimler getirdi?" dediği söylenir. Naturasına da uygundur bu sözler! "Savaş, bağımsızlık için olmadıkça, cinayettir!" sözleri de ona aittir…

Balkan romantizmi, yalnız küçücük Yunanistan'ı mahvetmekle kalmadı, Anadolu ve Pontus Rumluğu'nu da yok etti… Yazık etti…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.