Gene Sakine ve recmetmek hakkında…

loading
25 Kasım, Çarşamba
£

10.66

9.51

$

7.99

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gene Sakine ve recmetmek hakkında…

Bendeki nüshası, Elmalı Tefsiridir… Kur'an-ı Kerim'den bahsediyorum. Birkaç defa okudum. İncil de var, birkaç değişik yorum… Onları da okudum. Tevrat'tan da bihaber değilim. Recm hepsinde de var. Ama Hz. İsa'nın "ilk taşı hiç günahı olmayan atsın" demesinden, onun da bu işi yokuşa sürmeye yatkın olduğu görülüyor.

Kur'an-ı Kerim'deki ayetler, geliş zamanları ile ele alınarak yorumlanırlar. Ayetin hangi zaman, hangi olay üstüne geldiği önemlidir. Herhangi bir ayet, mutlak olarak, kelimeleri ile değil, onların yanında geldiği günün koşulları ile yorumlanarak değerlendirilir.

Kur'an'daki erken ayetlerden birinde, zina eden kadının recmedilmesi, evet vardır. Taşlanarak öldürülmesi yani… Ama geç ayetlerden birinde de zina'nın kesinlik kazanması için, "duhul"ün, dört değişik yönden, dört farklı tanık tarafından görülmesi koşulu vardır. Çarşının ortasında yapmazsanız, ispat etmek imkânsızdır özetle! Hadi ispat ettiniz, o zaman da deniyor ki:" yatağınızı ayırın, olmazsa hafifçe dövün, gene rahat durmazsa, boşayın." Her kademede dört tanığı nasıl bulup da ispat edeceğiniz de size kalmış bir şeydir. Taşlanacak mı? Yatak mı ayrılacak? Teolog değilim, bilemem… Ama önce "taşlayın" dendiği, sonra da bunun yumuşatıldığı da ortada!

Günümüzde, İslâm'da kadının aşağılandığını ileri sürmek, çok kolay. Oysa her tarihsel veri, kendi koşullarında değerlendirilirse anlam kazanır. İslâm öncesi Arap toplumunda, ki şimdi biz ona Cahiliye Dönemi diyoruz, insanlar doğan bebekleri erkek değilse, yeni doğan bebeği çöle götürüp, kuma gömmek özgürlüğüne sahiptiler. Bir kızınız oldu, eyvallah… Bir daha oldu, hadi katlanalım… Bir daha mı oldu? E, elverir… Ne bu? Çöle götürür, kuma gömer, döner çadırınıza gelir, şerbete yumulabilirdiniz… Bu bakımdan şimdi bize çok yetersiz gibi görünen kadın hakları, o dönem için nerdeyse bir devrim niteliğinde idi, insancıllık açısından…

Ama bugünden bakınca, kadın zina ederse, taşlanır, dövülür falan… Peki erkeğin bu durumdaki hakları ne? Dört eş ünlüdür, bilinir… Ama "besleyebildiğin kadar odalık ve cariye" gözden kaçar nedense! Onlar da helâldir oysa… Ve üstelik, zina da ederse, hiçbir sorumluluğu yoktur. Ne taşlanır ne dövülür ne birinin yatağını ayırması önerilir… O da ayrı bir haktır sanki de… Keyfi bilir… Bir de "kudreti"!

Ramazan gününde, dine lâf söyleyecek halimiz yok! İnanan, inandığı gibi yaşar, bize ne? Ama özellikle Türkler arasında, hali vakti yerinde olsa da bu dört eş, besleyebildiğin kadar cariye ve odalık, yetmezse de önüne gelene dalmak geleneğinin, ta başından beri çok tutulmadığı da bir gerçek, çünkü kadim Türk toplumu, Şamanizm'den İslâmiyet'e geçerken de bırakın tek eşliliği, nerede ise daha anaerkildi. Halâ da öyle değil mi? Geçenlerde bir arkadaşımın oğlu anlatıyordu:

"Bizim evde son lâfı daima babam söyler: Peki karıcığım…"

Peki ama erkeğe bu geniş özgürlük, kadına da recm uygulamak, kuralın "geldiği" çağın koşulları ne olursa olsun, (ki o da yukarıda anlatıldığı gibidir) bugün acaba, Tanrı'nın adaletine sığar mı? Dünyadan bakılınca zaten her dinde olan hoş görü ruhundan ayrı, dar bir püritenizm olarak, Hasan Sabbah, Haşhaşinler veya modern versiyonları Usame bin Ladin, El Kaide ile algılanan İslâm'a; ne gibi bir katkısı olacaktır bir kadını öldürmenin?

İran İslâm Cumhuriyeti'ndeki Sakine olayını ben böyle de ele almanın belki de yararı olacağına inanmaktayım. Türkçe bildiğini iyi bildiğim sayın İran büyükelçisi, acaba bizi duyar mı? Duyduklarını Tahran'a yansıtır mı? Yansıtsa bir faydası olur mu?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.