Sıcak yazdan sonra

loading
15 Temmuz, Çarşamba
£

8.63

7.82

$

6.86

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Sıcak yazdan sonra

Yaz biterken, ülkemizde siyaset ısınıyor. Sıcak bir sonbahar ve kış yaşayacağımız meydanda. Bir yandan adamızın bitmez tükenmez yılan hikâyesi, ömrünü buna harcayanları bile usandırmış "görüşmeler"in yeni boyutu, öte yandan iç siyasetteki gelişmeler.

Annan Planı'nı tartıştığımız günlerde, güneyden bir takım "solcu" arkadaşlarımız, "Neden yabancı bir plana evet diyelim? Yerli bir plan olsun, biz yapalım planı…" demekteydiler. İşin doğrusu ben bizim plan yapacağımızdan umudu keseli, çok oluyor. O kadar siyasi olgunluğumuz olsaydı, iki taraflı olarak, başımıza bu gelenlerin gelmesine gerek kalmazdı zaten. Yıl sonuna kadar, çözüm olur mu? Bence "dış güçler" isterse olacak! İstemezlerse, olmayacak! Kıbrıslılar'ın bunu belirleyecek ne insiyatifi, ne siyasi olgunluğu ne de niyeti yok! Ama öyle ya böyle, yıl sonuna doğru bir şeylerin pişirileceği ortada olduğuna göre, sonbahar sıcak geçecek, bu aşikâr…

İç politikaya gelince…

Örneğin DP'de olanlar, acaba gerçekten de bu partinin topu attığının mı kanıtı? Yoksa Serdar Denktaş'ı iyi tanıyan biri olarak öngördüğüm gibi, yeni bir sürece mi gebe? Şu kadarını söyleyeyim ki, Serdar kendi liberal görüşleri ile ortaya çıkmakla, aşırı sağı da soyadı ile arkasına takmak arasındaki kararsızlığını sürdürürse, bayrağı çekecek! Ya MAP'ın rolünü çalmaya kalkmaktan vaz geçip liberal bir parti olarak yaşamayı seçecek veya siyaseten bitecek… Tercih Serdar'ındır… Denktaş soyadı avantaj gibi görünür ama aslında çok ağır bir yüktür. Ya bunu aşacak veya işi çok zor…

Veya TDP nereye koşuyor? Hükümet ortağı olarak, ezeli politikası ile CTP'den kırpmaya mı? Yoksa, hükümette olmanın yıpranması ile büsbütün yok olmaya mı? Annan Planı'nın nasıl bir can simidi olarak geldiğini, hadi Çakıcı bilmez ama partinin akil beyinleri de mi unuttu? "Bakan olacam!" Ol, hayırlı olsun da meselâ Serdar'ı bakan olmak kurtardı mı? Avcı'nın başı göğüzüne mi erdi? Siyasi parti olmak, elbette ki iktidar talep etmektir ancak, sadece hükümette bakan olmakla parti olabilmek ayni şey değil. Ve parti olmak, hükümet olmaktan çok daha önemli siyasette kalıcı olabilmek için…

Ya hükümet partisi UBP? İçi boş sözler verip hükümet olmak, nispeten kolay! Ama ya Eroğlu saraya sıçradıktan ve yeni bir koalisyondan sonra, bırakın seçmeni parti içindeki çalkantıyı engellemeye, kurultay yetebilecek mi?

Ve CTP! Hazırlıksız gelinen bir hükümetten, daha doğrusu "çözümü buluyorum" zannıyla gelinen ama "sürdürülemez" diyerek geldiği bir düzeni kucağında bulduğu o hükümetten sonra, CTP halkın ihtiyaç duyduğu yeni yüzü yaratabilecek mi? Bir defa daha geldiğinde, bu kez eski hatalarını tekrarlamayacağına, seçmeni ikna edebilecek mi?

Bu türden değişimler, elbette ki önce düşüncesinin yaratılmasını gerektirirler. Ayni düşünce sistematiği ile farklı isimlerin ortaya sürülmesi, uzun vadede ayni sonucu verir. Ama öte yandan, çok açık bir gerçektir ki yeni düşüncenin vitrininin de farklı olması gerekir. Bu türden partilerde, devrim niteliğinde, tepeden tırnağa değişimler de görülmüştür siyasi tarihte ancak, bunun için, kişisel değil siyasi bazda yeni bir proje ortaya koyan bir alternatif kadroya ihtiyaç vardır. Ki bizde henüz böyle bir kadro ortaya çıkmış değil… Pilav daha bir miktar su kaldıracak belli ki… Ancak böyle bir değişim dinamizmini CTP düzeyinde ortaya koyacak başka bir partimiz de yok… Bunun da hakkını teslim etmek lâzım…

Tabii bütün bu söylemler, belki de yıl başından sonra hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Anlaşma olsa da, olmasa da önümüzdeki yıl siyaseti başka bir düzlemde sürdüreceğimizi de unutmayalım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.