İstanbul'da bayram

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İstanbul'da bayram

İstanbul'a gider gitmez dört arkadaş Şişli'de bir daireye yerleşmiştik. Bizden bir yıl önce gitmiş olan bir arkadaşımızın evinden üç arkadaşı ayrılmış, o da ısmarlama gibi bizi yanına almıştı. Deyim yerinde ise "sokakta" kalmışlığım bir tek gecedir ki Şehzadebaşı'nda bir otelde geçirilmiştir. O zamanlar Çevre Yolu yok, Ermeni Mezarlığı'nın arkasından yürüyerek Mecidiyeköy'e gitmiş, yatak döşek, yorgan morgan ne ihtiyacımız varsa alıp, sırtımıza vurarak eve getirmiş, ilk akşamdan yerleşmiştik.

1974'te esir kampına düştüğümde, bir ara öğrencilerin erken serbest bırakılması gibi bir durum hasıl olmuştu. On sekiz elli yaş arası herkes öğrenci olduğunu ileri sürünce, Urum, bir komite kurup, gerçek öğrencileri tespit etmeye kalkıştı. Her kim ki "öğrenciyim" der, sorguya alındı. Sıra bana geldiğinde, komitede bulunan rahmetli Taşkent Atasayan sordu:" İstanbul'da nerde oturuyorsun?" Sokağın adını söylediğimde yüzü değişti… "Bu sokak, parke mi, asfalt mı?" dedi… Yanıtladım: " Kasaba kadar parke, kasaptan sonra asfalt…" Gülmeye başladı… Öğrenciliğinde o da o sokakta oturmuş meğer… Kızılhaç görevlisine döndü, "Bu kesin öğrencidir, İstanbul'daki bir sokağın ayrıntılarını anlatıyor. Ben de o sokakta oturmuştum. Ben kefilim buna…" dedi… Bayram günü Allah rahmet eylesin, çok erken gitti…

Evet… Biz o sokakta hayatımıza başladık. Kimse bize selâm vermiyor… Apartmanda vebalıyız sanki! Oysa son derecede mazbut çocuklarız daha… Eve kız arkadaşlarımız bile gelmiyor, çevre rahatsız olur diye… Bir tek ihtiyar var alt katlardan birinde, "Benli Nail" diyorlar… O bazen apartmana girer çıkarken rastlaşırsak, büyük bir neşe ile bizi durdurup, hal hatır soruyor, neşe içinde bir şeyler anlatıyor! Söylediğine göre, Yassıada'da Celâl Bayar'ın avukatlarından biriymiş. Askere, falan değil, Süleyman Demirel'e sövüyor… Ev arkadaşlarımın politika ile ilgisi yok, ben de hayretten hayrete düşerek, anlattıklarını dinliyorum rast geldikçe, o kadar… Bir de bizim alt katımızda bir Ermeni aile var! Annenin adı Alice… O kadıncağızla merdivende karşılaştığımızda, sabahları bir tek o bize "günaydın" diyor… Başka bir Allahın kulunun yüzünü görmüş, değilim… Apartmanda kim var, kim yok? Tanrı bilir… Merdiveni iner ya da çıkarken, bir kapı aralıksa, ayak sesimizi duyar duymaz, "küt" diye kapatılıveriyor.

Zaten biz de sabahın köründe yollara düşüp üniversiteye gidiyor, akşamın karanlığında geri dönüyoruz. O zamanlar İstanbul'un iklimi de mi farklıydı ne? İnce bir yağmur, siyim siyim yağıyor… Hava hep kapalı. Hüzünlü bir ruh haliyle, dört arkadaş kendi kendimize yaşıyoruz… Okula git, eve dön, ders çalış, gene okula git, gene eve dön, gene… Hafta sonları, cuma gecesi pasaj; cumartesi hamam, pazar günü sinema… Pazar öğle yemeklerinde de özel bir menümüz var: Ciğer kuvuruyoruz… Eğlencemiz bu kadar… Tiyatroyu, konseri, sergileri falan keşfetmemiz çok sonradır.

Nihayet, ramazan geldi… Geldiği gibi de geçti… Tamam, on bir ayın sultanı ama bize ne? Bayram sabahı kalktık, çayımızı demledik, sigaramızı yaktık, oturduk ders çalışmaya… Öpülecek elimiz, gidilecek ziyaretimiz yok ki! O zaman telefon falan da hak getire… Evlerimizi aramamız falan bile, söz konusu değil… Birer transistörlü radyocuğumuz var… Açtık birini, ders çalışmaya ara verdik salonda sohbet ediyoruz! Zil çaldı… Allah Allah, bayram sabahı bizim kapımızı kim çalar İstanbul gibi yerde? Kapıyı açtık… Elinde bir tepsi baklavayla, alt kattaki Ermeni!

"Çocuklar" dedi, "siz gurbette, kimsesizsiniz. Ablanız size baklava açtı. Tatlı tatlı yiyin… Bayramınız mübarek olsun!"

Bayramınız mübarek olsun… Alex abinin, Alice ablanın da…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.