Beytambal kalsın halılarımız…

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Beytambal kalsın halılarımız…

" Halılar kayboldu…" Tunus'a mı uçmuş ne? İlgilenmedim… Bu memlekette neler kayboldu bilir misiniz?

Osmanlı bir ülkeyi fethettiğinde, o zamanın usulü gereğince, bütün başkentlere bir elçi gönderir, fetih haberini bizzat verirdi. Ülke içindeyse ilk Cuma hutbesinde, camii imamları fethi duyurur ve hem onu hem de fethi sağlayan padişahı kutsarlardı. Fethedilen ülkeye de sultan, bir adet kılıcını gönderirdi, egemenliğinin sembolü olarak. O kılıç, o memleketin en merkezi camii'nde sergilenir, Cuma hutbelerini imamlar o kılıcı kuşanarak verirlerdi. Kıbrıs'a gönderilen kılıç da o zamanki adıyla Aya Sofya Camii'nde (Selimiye adı 1954'te verilmiştir) durur, her Cuma hutbesinde halka sergilenerek memleketin egemeninin kim olduğu hatırlatılırdı. İngiliz adayı 1914'te ilhak ettiğini ilân etti ama bunun meşruiyet kazanması, Lozan'da ilhak ve sonuçlarının kabul edilmesinden sonradır. Nitekim adanın bir Taç Kolonisi haline gelmesi, 1925'tedir. Kılıç da o güne kadar kuşanılmıştır. İngiliz döneminde, cumaları Sultan II. Selim'in kılıcı kuşanılıyor muydu bilmem! Cumhuriyet döneminde de… Ama kılıç, Selimiye Camii'ndeki yerinde, duruyordu… Teşkilât döneminde de kılıç yerindeydi, KTFD döneminde de… Ama biz özgürlüğümüze kavuşup, kendi devletimizi kurunca, ne olduysa oldu! Bir gün Sultan Selim'in, egemenliğinin sembolü olan ve 400 yıl yerinde duran kılıç, sırra kadem bastı… Katoloğu yoktu, belgelenmiş değildi, bir tek fotoğrafı bile yoktu ki hiç değilse interpola haber verilip, aranılabilsin… Gitti gider… Görevli imam bir sorguya tabi tutuldu. O da "Yıllardır zaten kuşanılmıyor. Ne zamandan beri yerinde değil, farkında değilim." Dedi, bitti! O kadar… Eski bir kılıç canım, cana gelmesin de varsın mala gelsin… Gönül mü kıracağız? Unuttuk… Hatırlayanınız var mı? Hem padişah mı kaldı? Gericiliğin lûzumu yok! Yâni… Ayıptır…

Ya Kanakarya Kilisesi? Karpaz'da Bizans döneminden kalma antik kilisenin tavanı, bir gece ansızın ayaklandı… "Kalk gidelim" oldu… Yürüdü gitti… Hep bitti eski kiliselerle mi uğraşacağız? "Zaten kaç yüz yıllık bina… Çökmüştür zaar… Biri de süpürüvermiştir, akıbet…" diyecektik ki bu "gahbanalı" Urum, rahat durmadı… Kilisenin tavanını, Avrupa'da eski eser kaçakçılarının elinde bulup, mahkemeye başvurdu! Hem de "Türkler bunların değerini anlayacak uygarlık düzeyinde olmadığından, kilisemizin tavanını bize iade edin" diye… Bak, bak… İşte bu olamazdı! Ne demekti? Karpaz bizim değil miydi? Versinlerdi "kilisemizin" tavanını geri bize… Biz kan dökerek aldıydık! Davaya müdahale ettik. Etmez olaydık! Bu "gahbanalı" Urum Yunan İkilisi'nde oyun çok! Mahkemede kilise tavanının bizim başbakanın yazılı izniyle adadan çıkarıldığını ortaya koydular, onlara iade edildi! Maksat, Türk hayır etmesin… Tabii ki KKTC'yi sonsuza kadar yaşayacak… "En güzel kilise, bizim kilise…"

Ya 1960'larda bir ayağı Kıbrıs'ta yaşayan o İstanbul'lu gazeteci? Hani Cemaat Meclisi'ne danışman yaptıydık da ölümünden sonra mirasçıları İstanbul sahaflarını, Kıbrıs arşivlerinden apartılmış tarihsel belgelerle doldurdulardı? Allahtan İstanbul'daki Başbakanlık Osmanlı Arşivi yerinde duruyor yoksa bize kalsaydı, şimdiye tam "basdarda" sayılacaktık. Arşiv gitti… "Dâvâ"yı Türkiye'de duyurmanın karşılığınında, birkaç eski yazı, kimsenin anlamadığı kâğıt parçasının lâfı mı olurdu? Helâli hoş olsundu… "Efsanevi TMT'yi unutturmayacağız" dı… O kadar…

Meğer yıllarca, bunlar da eski el dokuması halıları, "eskidi, bize yakışmaz" diye bir Ermeni'ye verip, yerine makine halısı alıp sermemişler mi yerlere? Son dördü de birinin hizmetine mukabil verilmiştir gene… Bu memleketin polisi ne yapıyor? Bu da hırsızlık değilse, hırsızlık nedir? Tavuri'ye de yazık değil mi?

Halıları boş verin, bizim ruhumuz gitti, farkında değiliz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.