Anayasa - referandum

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.49

7.62

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Anayasa - referandum

Türkiye'deki referandumda, olması gereken oldu… "Yetmez ama evet" dediğimiz referandum sonunda, Türkiye anayasası şimdi biraz daha demokratik. Pazar akşamı sonuçları yorumladığımız bir yerel televizyonda, ekrana bakarken, kıyılardaki hayır kuşağının haricinde, bütün ülkenin demokratikleşme yolunda oy verdiği görülüyordu. Güney doğu dahil! PKK'nın boykotu, bazı illerde %50, ötekilerde çok daha geride kalmış, buna rağmen evet oyları %90'lara tırmanmış, hatta geçmişti. Yani boykotçuları da katsanız, evet oyları gene de %50'yi aşıyordu.

Ülkenin oy haritası, çok ilginç bir tablo ortaya koyuyor: Geleneksel olarak tutucu oyların egemen olduğu iç kesimlerde, örneğin MHP'nin çok güçlü olduğu Yozgat, Çorum gibi illerde değişimden yana oylar tavana vururken, bir evvelinden sol oyların egemen olduğunu varsaydığımız kıyılarda, "hayır" etkindi. Adeta, Prof. İdris Küçükömer teyit edildi: "Bizde sağ sol, sol da sağdır…"!

Referandum gecesi tartışmalarında, herkes eteğindeki taşları döktü: " Yüksek yargı'da yasamanın bu kadar etkili olması, tehlikeli… Çünkü, cumhurbaşkanı ile hükümet Anayasa Mahkemesi'nin çoğunluğunu atamış oluyorlar." Önceden böyle söyleseydiniz ya arkadaşlar! Dünyanın her tarafında meclis atar! Türkiye'deki itiraz, seçimi kazanın değil; kazanmayanın yargıda etkin olmasının yolunun yapılmış olmasıydı. Elbette yasama yargıya egemen olmamalı ama tam tersi de daha doğrudur: Yargı yasamanın patronu değildir… Görevi yasa yapmak değil, yasamanın yaptığı yasaları uygulamaktan ibarettir. Anayasa hukuku başka! O siyasetin ta kendisidir…

Bu arada aldığım bir maildeki ifade derin derin düşünmeme yol açtı: " Uğraştınız çabaladınız, Anayasa Mahkemesi'ndeki Alevi hakim çoğunuğunu kırdınız…!" Birincisi: U, öyle miydi? İkincisi: Hayatım boyunca Alevileri savundum ama o yargıçların Aleviliğe ne katkısı olduğunu da doğrusu anlayabilmiş değilim. Türk toplumunun en ileri kesiminin böyle bir meseleye "cemaat" gözüyle bakması, ayrıca "hayretime mucip" oldu… Üçüncüsü de, ben neymişim be abi… Facebook'ta yazılan birkaç mesajla Türkiye seçmenini etkiliyormuşum da haberim yokmuş! Farkında değildim, yazıklar olsun…

Şaka bir yana, yargı elbette ki yasamanın emrinde olmamalıdır. Hele yüksek yargı… Ancak, bu yargıçlar kendi aralarında kapalı devre bir kast oluşturup, kendi ideolojik yaklaşımlarını topluma ve siyasete dayatmak üzere örgütlenmek hakkına sahiptirler şeklinde de algılanamaz. Hele Türkiye örneğinde olduğu gibi bu durum, karargâhlarda brifing almalar, anayasayı ilga eden her askeri darbenin baş destekçisi olmalar şeklini alırsa, hangi gerekçe ileri sürülürse sürülsün, bunu anlayabilecek bir düşünce bulamazsınız. Toplumu halkın iradesini ikna edenler mi yönetecek, yoksa belirli okulları bitirenler mi?

Bu gözle bakınca, yüksek yargı siyasallaştı diyenlere hak veremiyorum. Çünkü zaten siyasaldı! Ve bütün hukuk fakültelerinin Anayasa Hukuku derslerinin ilk lâfı da şudur: Anayasa hukuku, siyasettir… Türkiye'deki anomali, 1946'dan beri hiçbir seçimi kazanamayan bir "siyasetin" orayı adeta bir notere çevirmiş olmasıydı. Yoksa seçimi kazananın, özellikle anayasa hukuku konusunda toplumun bütününü temsil edecek bir düzenleme yapmasını beklemek normaldir. Eski kapalı devre "seç beni, seçeyim seni" düzenlemesi karşısında, yeni gelen yüksek yargıyı, hakim ve savcıların tümü, hukuk fakülteleri ve belirli bir kıdemin üstüne çıkmış bütün avukatların seçmesi biçimindeki yeni düzenleme, bana amacına daha uygunmuş gibi geliyor. Ne kaldı? Seçimlerin tümünü AKP kazanıyor, yüksek yargıyı da ele geçirecek! Bir siyasetçi için böyle bir argüman, aslında siyasi intihardır…

Tabii eski liderinin oy vermeye giderken yanına kimlik almayı unuttuğu, yenisinin de seçmen listesini denetlemeyip, seçmen dahi olmayı beceremediği bir siyasi hareketin bu korkusunu anlamak, kolay… Oy vermeyi beceremiyorlar! Nasıl seçim kazanacaklar?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.