Davul tozu

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Davul tozu

Taner Ulutaş birkaç gündür köşesinde veya ilk sayfada Lara Beach ile ilgili bir haberi işleyip, geliştiriyor. Bizim hükümette olduğumuz günlerde, "yatak sayımız şu kadar arttı, bu kadar arttı" söylemleri karşısında, hep şunu sorardım. Kendime de "yetkili" arkadaşlarıma da:

Yatak sayımız, örneğin İtalya'yı aşsa ne olacak? Ne anlamı var? Buraya insanları ulaştırmak için kaç koltuk sayımız var? Asıl önemli olan o değil mi? Yatak sayınızı 25 bin yapın ama adaya haftada ulaştırabileceğiniz insan sayısı, 3 bin bile değil… İki haftalık bir tatil dönemi için buraya ulaştırabileceğiniz yolcu sayısı hadi olsun 5 bin… Yataktan da domates salçası ya da reçel yapıp konserve olarak satamayacağınıza göre, ne faydası var size yatakların?

" Ercan'ı uluslar arası trafiğe açacağız!"

Yalandır, açamayacağız… Birkaç sebepten:

Öncelikle dünya sivil havacılık örgütü IATA bunu kabul etmiyor da ondan… Niçin mi etmiyor? Güney Kıbrıs oranın üyesi ve bizim de ayrıca üye olmamıza izin vermez. Ama sadece bundan değil. Mısır ile Anadolu'nun güney kıyıları arasındaki hava sahasını kimin denetleyeceği, 2.Dünya Savaşı'ndan sonra kararlaştırılırken, Türkiye bu alanın kontrolünü o zaman doğu Akdeniz'in patronu olan İngiltere'ye hediye etti. İngilizler de bu hava sahasını, Lefkoşa Havaalanı Kule'sinden yönetmeye başladılar. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken de bu sahanın kontrolü, bu yeni devlete verildi. 14 Mart 1964 tarihli Güvenlik Konseyi de bu devletin, Makarios'un başında bulunduğu hükümet tarafından temsil edildiğini tescil etti. Türkiye temsilcisi de o karara olumlu oy kullandı. Böylece o "yeni devlet"in erkinin kim olduğunu uluslar arası hukuk, belirledi. Denktaş'tan başka karşı çıkan da bulunmadı, söylendiğine göre… Şimdi bu hava sahası, Avrupa ile Uzak Doğu arasındaki uçuş koridorunun bulunduğu alandır. Istanbul'dan Kuala Lumpur'a uçmak için izlediğiniz güzergâh, İstanbul, Lefkoşa, Şam, Dubai, Mumbai, Madras ve Kuala Lumpur'dur örneğin. Geri dönerken pilot ayni rotayı ilân eder ama örneğin Lefkoşa'nın üstünden değil, Karpaz'ın üstünden geçer. "Gık" da diyemezsiniz… Burada bir ikinci kontrol otoritesini resmen tanımak, hava ulaşımının ana arterlerinden birini kesmek demek olur. IATA böyle bir riski göze alamaz… Orası onaylamadan da bir havaalanını uluslar arası tarifeye sokamazsınız. İşte bunun için, bizim Ercan'ı açıp da doğrudan sefer yapabilmemiz için, önce güney'in bunu kabul etmesi lâzımdır ki herhalde intihar edecek kadar geri zekâlı ya da saf değiller.

O zaman sizin kendi ulaşımınızı, kendinizin sağlamanız gerekir. 25bin yatağınız mı var? En azından haftada 12bin 500 yolcuyu, Ercan'a indirebilmelisiniz… En büyük yolcu uçağı 300 küsur yolcu taşıyabildiğine göre, kaç uçak ve kaç sefere ihtiyacımız olduğunu, siz hesap edin… Bu gerek şarttır ama yeter şart değildir. Bir de bu insanları, dünya fiatlarında ve dünya zamanında indirmeniz gerekir. Güney'e dört saatte ve meselâ elli euro'ya gelen adama sekiz saat yol ve 400 euro fiat da önermemeniz lâzım… Kıbrıs Sorunu bu halde kaldığı sürece, o da mümkün değil… O zaman ben yalnız Lara Beach'de değil, herhangi bir yerde verilen teşvik'i şaşkınlıkla karşılarım. O sayıda turisti nasıl getireceksiniz ki o yatakları dolduracaksınız?

Neyi teşvik ediyorsunuz? Yoksa, aradaki "çorba paraları" mıdır mesele?

"Kumarcılar gelecekler"! Kumarbazın kendine bile hayrı yok! Bize ne hayrı olacak? Adam kumarhane açıp önüne gelen kazı yolacaksa, devlete ne? Vergi mi alabiliyor? İş zaten İstanbul'da bitiyor… Neyin vergisi?

Resmen davul tozu, minare gölgesi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.