Bayan Markulli sayfayı değiştirir misiniz?

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.45

7.58

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bayan Markulli sayfayı değiştirir misiniz?

Gazetelere bir göz atayım dedim, Bayan Markulli, gene şikâyet ediyor… Haberin altını okumadım. Bu yaşa geldik… Halâ mı ağlaşma?

Bu "şikâyet" politikası, iki yüzyıldır, devam ediyor. Osmanlı'nın parçalanması kararı verildiğinde, I. Enternasyonal'de Roza Luxemburg ve Alman sosyalistleri bile, Osmanlı'nın parçalanmasının "ilerleme", "ulus devletlere ulaşma" olduğunu ileri sürmüşlerdi. Karşı çıkan kimdi biliyor musunuz? Karl Marx!!! O, "Doğu Sorunu"nun Osmanlı'nın parçalanması ile çözülmesi durumunda, Osmanlı bölgesinde ortaya çıkacak istikrarsızlığın, yüzyıllarca çözülemeyeceğini söylemişti. Bu konuda onu dinleyen olmadı… Sağı ve solu ile Avrupa, Osmanlı'yı parçalamayı, kendi çıkarlarına uygun buldu. Sonunda tam ortadan kaldırılmasına karşı çıkan Mustafa Kemal'in tek destekçisi de Lenin oldu ya! Bu ayrı bir mesele…

O bölme/parçalama "ameliyesi" esnasında, Osmanlı azınlıklarının ana politikası, devleti kışkırtıp bir miktar Bulgar, Ermeni, Rum, Sırp v.s. öldürülmesini sağlamak; sonra da bu ölüleri batı kamuoyunda reklam ederek, "Bakın Türkler bize nasıl işkence ediyor" diye, ağlaşmaktı. Oysa o esnada, Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında, Türk üyeler azınlıktaydı. Nerdeyse kabinede de… İttihat Terakki'nin başbakanları Memduh Şevket Paşa Iraklı, Sait Halim Paşa da Mısırlı idiler örneğin… Gayri Müslim bakanın da sürüsüne bereket… Posta Telgraf Bakanı, Ermeni idi meselâ…

Söz konusu taktik, Sırbistan'da işe yaradı… Bulgaristan'da sonuç, "alâyül alâ" idi… Bulgarlar'ın azınlık olduğu bir coğrafyada, önce Bulgar Prensliği kuruldu, sonra da krallık… Mora'da da bir dereceye kadar işledi… Hadi Arnavutluk'ta da diyelim… Ve hatta Arabistan'da da… Cemal Paşa'nın Suriye'de, Lübnan'da sakallarını dimdik ederek, gerekli gereksiz her önüne geleni nasıl astığını, kendi yaveri Falih Rıfkı Atay, pek güzel anlatıyor, Zeytin Dağı'nda… O astıkça, Araplar'ın Osmanlı'dan nasıl koptuğunu da… Yâni, ittihatçılar da o taktik sanki de başarılı olsun diye, ellerinden geleni yapmışlardır; bu da başka bir hikâye… Ünlü İttihatçı fedailar Aziz El Mısrî, Nuri Paşa, Şeyh Sunusi bile, Arap milliyetçisi olup çıktılarsa, boşuna değildir. Sonunda ilki Mısır Savunma bakanı oldu, ikincisi Irak Başbakanı, sonuncu da Libya Kralı…

Ama ayni taktik, yâni hükümet kuvvetlerini kışkırtıp, bir miktar militan öldürterek, bunu batı kamuoyunda propaganda malzemesi yapmak, ne zaman ki Anadolu içinde kullanıldı, hiçbir işe yaramadı! Tam tersi sonuçlar verdi… Sanırım bunda siyaset sahnesini devralan Mustafa Kemal ekibinin karşı taktiklerinin de önemli payı vardır… Anadolu Rumluğu, böyle ortadan kalktı… Pontus Rumluğu da… Ayni taktiği çok daha uzun bir süreden beri uygulamakta olan, Anadolu Ermeniliği de… Ama sanki de kromozomlarına işlemiş bu taktik, bu eski azınlık mensuplarının, Türkiye söz konusu olduğunda, halâ sarıldıkları tek silah olma özelliğini, koruyor.

Birkaç yıl önce konuştuğum bir İtalyan entelektüel bana: "Aman ne yapın edin, bir saat önce AB'ne girin… Bunların ağlaşmasından, biz bezdik… İlaçları sizsiniz… Bunları ancak siz susturacaksınız." dediydi! Tabii Rumlar ve Yunanlılar'ı kastederek… Ben de üşenmeyip, İtalyan dostuma bu tarihsel serüveni anlatmıştım… Dinlemedi bile! Sadece "Susturun yahu şunları" dedi… Yunanlılar gene bir derece ama bu bizimkiler? Hafazanallah…

Adamlar, hep "mağdur"!

Tamam yahu, anladık! Kadim siyasetiniz bu… Ama canım kardeşim iki yüz senede, başka da bir politika geliştirilmez mi? Bu ağlayan çocuk imajı sıktı? Bizi değil, dünyayı da… Kaldı ki son yüz yıldır bu yoldan başarılı da olunamamış…

Bayan Markulli, gene sızıldanmaya devam ediyor…

Okumadım… Açın geçen yüzyıldan bir Atina gazetesini, ayni şeylerdir… "Hausa re gumbera!"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.