Öntaç'ın kitabı

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.53

7.67

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Öntaç'ın kitabı

Türkiye basınında yayınlanan bir makaleye göre, Türk kafa yapısı, görünürde batılı, ama aslında doğulu imiş! Bilinmeyen bir şey, değildi… Çünkü coğrafyadan sonra en yavaş değişen şeyin, zihniyet olduğu biliniyor. Türk kafa yapısı deyince, ta Asya günlerimizden beri bizde "Birey" denilen şeyin hiç olmadığını, unutmamalıyız. Uçsuz bucaksız bir bozkırda, gündüz elli derece, akşam eksi on beş dereceye varan bir iklimde, ottan başka bir şeyin yetişmediği bir coğrafyada, insan fiziksel olarak "birey" olamazdı zaten. Olmaya kalkıp kabileye baş kaldırsa, birkaç günde ölürdü…

Kurduğumuz en önemli devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda da bu anlayış, öyle bir ete kemiğe büründürüldü ki ortada bir tek birey kaldı: Padişah… Geriye kalanların tümü, onun kulları idi… "Ben" dediğiniz anda, padişahın egemenlik alanına girmiş oluyordunuz. Siz kimdiniz, "ben" olacak? Siz bir "kul"dunuz… Canınız, malınız, mülkünüz, servetiniz, ırzınız, namusunuz da padişaha emanet… Kanuni'nin oğullarından birinin, sefere giden paşanın eşine zorla sahip olduğu ve dönüşte paşanın "gık" diyemeyip, hırsından öldüğü kayıtlıdır. Hoş, padişah bu şehzadesini de öldürtmüştür sonradan ama gerekçe, bu olay değildir. Bu kadar "kul" idik yani! "Kulunuz, bendeniz, biz…"! Osmanlı'da ben yerine kullanılan bu sıfatların yanında, hele birisi var ki: "Refikam cariyeniz…"

Bizde "ben" demek, halâ ayıptır… Solcularımız bunu "toplumsalcılığa" bağlar; sağcılarımız "edep ve erkân"a… Ama hepsi de bilmeli ki bu "ayıbın" kökeni, Osmanlı mentalitesidir. Ne soldan alıyor menşeini, ne de herhangi bir "sağ" düşünceden… Modern anlamda sağ da sol da batı kaynaklı tavırlar olup, her ikisi de modernitenin ortaya sürdüğü kavramlardır. Hele sağ, "ben" üzerine kuruludur o anlamda… Asıl ayıp olan, "ben" diyememektir, modern düşünce açısından. İster sağ olsun, isterse sol!

Bugün, değişik kılıflar giydirerek, ayni zihniyeti sürdürüp, birey olamamayı beceriyoruz. Kâh sağdan, kâh soldan… Çünkü ideoloji değişik olsa bile, zihniyet yani mentalite ayni…

Bu bakımdan, batıda siyasiler, üst düzey memurlar v.s. görevleri bitince, anılarını yazarlar. Gelenektir nerdeyse… Bu anılar, tarihe ışık tutarlar. Bizde ise herkes, her bildiğini mezara götürür ve sonra da oturup, "neden bizim tarih bilincimiz ve bilgimiz bu kadar zayıf" diye ağlaşırız. Niçin? Çünkü öncelikle oraya yazdıklarımızın reaksiyonundan korkarız ve sonra da genel olarak çevrenin bize göstereceği tepkiden çekiniriz. "Ben ölünce yayınlayın" diyen, bir sürü insan biliyorum…

Öntaç Düzgün'ün kitabını, kitapçıda değil; bakkalda buldum… Bu da bir ayrı garabet ya, neyse! Bir solukta da okudum… Milletvekili ve MYK üyesi olarak, benim de bilmediğim bazı ayrıntıları, Öntaç'ın kitabından öğrenmiş oluyorum. Hayri Kıvrıkoğlu'nun patavatsızlığı zaten bilinmeyen bir şey değildi ama işin doğrusu, ne o olayda kopartılan gürültü ile olayın boyutunu anlamlandırabildim; ne de kitabı okumadan gözden geçirdiğim "eleştiriler"de yaratılan beklentiyi! Sağda solda, Düzgün "bunları yazmanın zamanı mıydı?" diye, "eleştiriliyor" ama bana kalırsa, bir şeyi yazmanın zamanı yoktur! Ya yazarsınız, veya gizlersiniz… Öntaç, "birey" olmayı bildiğinden, yazmış ama partili kimliğinden soyunamadığından, az yazmış!

Kitabı eleştirebilirsiniz… Kitapta anlatılan birkaç olaydaki tutumu da eleştirebilirsiniz… Ama bu medeni cesareti yüreklendirmek lâzım… Kitapla ilgili olarak, herkes meşrebine göre konuşuyor! Ancak, asıl ilginç olan ve hakkında hiç konuşulmayan tespit : "Parti içi hesaplaşmayı, hükümette iken yapmaya kalktık"! Bence kitabın can alıcı cümlesi bu! Ve "yen içinde" kalmaya, mahkûm… Çünkü nerdeyse her şeyi anlatıyor… Yol, su, elektrik olarak, Öntaç'a geri dönecektir bu cümle… Hiç kuşkusu olmasın!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.