Şeytan ayrıntıda

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.59

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Şeytan ayrıntıda

Parlak kabul ettiğimiz pekçok Türkiyeli yazarın üzerlerindeki cilâ, Kıbrıs konusuna girince, kalkıveriyor. Nedense bu kadar önem verdikleri, kompleks nedeni yaptıkları bir meseleyi öğrenmeye, zerre kadar gayret etmeden, ahkâm kesmeyi, hasbelkader Anadolu'da doğmuş bulunmanın kendilerine verdiği bir hak zannediyorlar. Lefkoşa'nın ortasına Sultan Süleyman Camiisi konduran Sedat Ergin'den tutun, Lefke ile Lefkonuk'u birbirine karıştıracak kadar "Kıbrıs uzmanı" olan Şükrü Sina Gürel'e gelin, bizzat bana "siz burada bir 'ulus devlet' kurmalısınız" diyecek kadar bu meseleden bihaber olan Sina Akşin'den geçin... Bu kadar iddialı oldukları bir konudaki bilgi birikimlerinin düzeyini görünce, fikirlerinin kulaktan dolma safsatalarla oluştuğunu farkettikçe, insanın nutku tutulup, öteki "uzmanlık" alanlarında yazdıklarının düzeyi hakkında da kuşku duymasına yol açıyorlar.

Kemal Karpat, benim de ilgi ile takip ettiğim bir tarihçi olup, parlak bir mesleki kariere sahiptir. Ortadoğu'da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk isimli kitabını görünce, (İmge Yayınları) üzerine atladım. Kitabın sonunda, Kıbrıs'la ilgili bir makale var. Onbeş Temmuz Darbesi, Yirmi Temmuz Çıkarması ve iki Cenevre Konferansını konu edinmiş. Beş on sayfalık makalede, belki de yirmi ayrıntı hatası var. "Hata ayrıntıdaymış" diyeceksiniz ama bir atasözü de "şeytan ayrıntıda gizlidir" der...

Örneğin sayın Karpat, "Yunanlı subayların yönetimindeki Yedek Polis Gücü" diyor! 15 Temmuz'da Yunanlı subayların yönetimindeki Milli Muhafız birlikleri ile savaşan asıl gücün Yedek Polis gücü olduğunu bilmesek, bu birliklerin AKEL üyelerinden oluşturulduğunu unutsak, 13 Temmuz gecesi, Lefkoşa Havaalanı yanında bunlar tarafından durdurulup, "Türk müsünüz? Geçiniz...Sizden de ENOSİS'çi olmaz ya..." lâflarını kendi kulağımızla işitmesek, hocaya inanacağız.... Ayrıntı ama ele alınan çatışmanın iki tarafını birbirine karıştıracak düzeyde bir "ayrıntı"!

Hazret, "Serdarlı" bölgesinin, Mağusa'nın ( "Magosa" diye yazıyor... "Lefkoşe" gibi... Sonra da "neden Rumlar Konstantinopolis diyor?" diye, bağırmaktadır zaar...) Türk mahallesi olduğunu sanıyor... "20 Temmuz'dan sonra" diyor, "Rumlar Mağusa'yı (pardon "Magosa"yı) sarıp, altıbin Türkü esir alarak, Limasol'da bir stadyuma kapadılar. Bunun için, biz de ikinci harekât yaptık"!!! Ben de o esir kampındaydım ama ne orada olanların sayısı altıbin idi, (üçbin) ne o insanlar Mağusa'dan geldiydi (Limasol ve Lefke bölgesi, Mağusa kazasından da iki köyden ikiyüz kişi) ve ne de bizim kimsenin umurunda olduğumuz vardı! Ve daha da mühimi ll. Harekât, biz o kampa götürüldük diye yapılmadı; tam tersine biz o kampa, o harekât başladı diye götürüldük...

Hoca, 1974 Temmuz'unun Kıbrıs'ını anlattığı makalede, "kuzeydeki Türk bölgesi" ile, "güneydeki Rum bölgesinden" bahsediyor! "Türkler'in çoğunluğu, Lefkoşa çevresindeki köylerde yaşıyordu" dedikten sonra gaza gelip; "ne yani yalnız Rumlar mı göçmen verdi, 45 bin de Türk kuzeye göçtü" diye kendi kendini yalanlıyor. (ki rakkam 60 bindir gerçekte.) Lefke'nin 1974 nüfusunu, 2500 (gerçekte 10 bin) olarak veriyor... 1974 öncesinde Rum tarafında çalışan Türk işçilerin sigorta primlerinin yatırılmayıp sömürüldükleri rüyasını görüyor. (O primlerden dolayı o insanlar bugün bile maaş almıyorlar mı?)

Ve AKEL'in başından sonuna ENOSİS'e karşı olduğunu yazıyor! Ne tüzüğünü okumuş, belli ki ne de bir tek demecini Papayuannu'nun...

Bu düzeyde bir bilim adamı, şuncacık konuda bu kadar hata yapar mı?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.