Cumhuriyet Bayramı

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.51

7.58

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Cumhuriyet Bayramı

Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin ilân edilişinin, yıldönümü…

Ellinci yıl dönümü kutlamalarını dün gibi hatırlıyorum. İstanbul'da öğrenciydim…

Belli bir yaşı aşınca galibe ilerleme ivme de kazanıyor.

Bir yandan "şu kadar yıl nasıl geçti, yahu" diye soruyorsunuz kendi kendinize, öte yandan "meğer ne kadar da gençmiş o zaman" diye tarihe bakıyorsunuz…

Cumhuriyetin, beğenirsiniz beğenmezsiniz, birinci adamla kıyaslayınca eksik, aksak bulursunuz o ayrı mesele ama ikinci adamı; İsmet İnönü, sanırım hayattaydı ama hasta yatağında, komada yatıyordu.

İsmet Paşa ve onun Ecevit'e katlanmak zorunda kaldığı "ortanın solu" politikası, hayatımızın içindeyken, cumhuriyetin ilânı nasıl tarih olabilirdi ki?

Aksaray'da, alt geçitten Valide Camii'nin önündeki yaya geçidinden karşıya geçeceğim bir gün…

Bir cenaze geçiyor, mecburen durduk…

Saygısızlık olur mu?

Geçen, Yakup Kadri Karaosmanoğlu…

Cumhuriyet ideolojisinin "kadro"su, Şevket Süreyya hayatta ve tartışmaların içinde, Yakup Kadri hayatta, işin doğrusu Falih Rıfkı'nın ne zaman aramızdan ayrıldığını unuttum, ama ikinci adam dimdik politikanın içinde ve biz, tarih konuştuğumuzu zannetmekteydik.

Elli yıl geçmişti üzerinden, önemli aktörler henüz hayattaydı ve bizim tarih sandığımız şey, aslında politik bir mücadelenin sürdürülmesinden başka bir şey değildi, oysa…

Yoksa bizim ta o zamandan bilmemiz gerekirdi, örneğin Rauf Orbay'ın açıkça, bütün İstanbul basınını da arkasına alarak, cumhuriyet ilânına karşı çıktığını.

Kurtuluş Savaşı kahramanı üç paşanın, kuşku ile karşıladıklarını…

Atatürk'ün ölümünden sonra, meclise de girdiler, başkanlık koltuğuna da oturdular ama demek ki onların projesi başka türlü bir cumhuriyetti…

Daha o zamandan bilmeliydik biz de ki; Latin Alfabesi, Tevhid-i Tedrisat, Medeni Kanun gibi cumhuriyet devrimlerinin, taa 1903'ten başlayarak, Kahire'de yayınlanan Türk; önce Tiflis'teki Hayat, sonra da Bakû'deki Füyuzat dergilerinde yayınlanıp, savunulan görüşler olduğunu…

Bilmeliydik Fethali Ahundov, Gaspıralı İsmail, Yusuf Akçurin, Ağaoğlu Ahmed gibi Tatar ve Azeri; Müsevvitzade Ahmet Raik gibi, Lefkoşalı ulusçuluk ideologlarının, Ziya Gökalp'ten çoook önce yazdıklarını…

Türk ulusçuluğunun doruğudur siyasette evet, cumhuriyet ilânı…

Ve belki de Mustafa Kemal, yenik, ezik, fakir düşmüş, cahil bir halktan, siyasi anlamda bir ulus ve bir ulus devlet yaratmakla, gerçek anlamda da Atatürk'tür, evet…

Ama bu yolu döşeyenleri, bunu hiçbir biçimde kavrayamayıp, bir başka imparatorluk yaratma peşinde, ülkeyi mahvedenleri, olanlardan ders almayıp, ayni eski fikirlerle onu bile öldürmeye kalkanları, biz çok sonra öğrendik…

Aramızdan kimileri, hem Mustafa Kemal'e, hem de ona "bizim deli" diyen Talât Paşa'ya ayni anda biat edilemeyeceğinin halâ farkında değil örneğin…

Cumhuriyet ilânı, bir doruktur, evet…

Ama bir günde ortaya çıkan bir dahinin eseri değildir tek başına…

Ta Genç Osmanlılar'dan başlayarak, Jöntürkler'den geçerek, Türk modernleşme tarihinin satırlarını bir bir yazanlar olmasaydı, Mustafa Kemal daha orta okulda Namık Kemal okumasaydı örneğin, daha pek çok Osmanlı Paşası gibi, İstanbul'da padişahın dizinin dibinde de oturabilirdi…

Meclis'te "Ben bunu okudum, siz de okuyun" diye Rousseu tavsiye edecek düzeyde bir fikir dünyasına aşina olmasaydı Mustafa Kemal, acaba "Ata" olabilir miydi?

Ancak, dedim ya… Ellinci yılda, biz henüz aktüalitenin tartışmalarının göbeğindeydik demek ki…

Sadece sahnenin önünü görüyor, adamın son başbakanının, ona karşı olduğu meselleri ile avutuluyorduk…

İsmet Paşa hayattaydı henüz, İktisat Vekili Celâl Bayar, hayattaydı…

Onların politik çekişmesini, biz tarih zannediyorduk…

Aradan, otuz yedi yıl geçmiş…

Bugün Yirmi Dokuz Ekim…

Cumhuriyetin Yıl dönümü…

Yalnız Türkiye değil, Türk fikir dünyasında da bir devrimin yıl dönümüdür bugün…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.