Mağusa'nın freskleri
Geçen gün hazırladığımız kültür programı ile ilgili olarak çekim yapmak üzere, Mağusa'ya gittik
Programımızda eski Mağusa Kiliseleri'nden birkaçı vardı:
Önce kentin en eski kilisesi olduğu söylenen, Saint George of the Latins
Orada işimiz bitince, şehrin kuzey batı kesiminde, İkiz Mazgal'ın yanındaki iki kiliseye geçtik
Karmelit Kilisesi ve Ermeni Kilisesi! Güya bu ikisini de kısaca anlatıp, devam edeceğiz
Karmelit'te ben söyleyeceğimi söyledim, Murat ayrıntı çekimlerini yaparken, Ermeni Kilisesi'nin etrafında dolanıp, çekilecek ayrıntıları tespit ediyorum.
Duvarlardaki Templar armaları, güneş saati, falan filân
Kilise 13.yy'dan kalma.
Hristiyanlığı iyi bilmediğim ve neden bir Gregoryen Kilisesi'nin duvarlarında, Katolik simgeler bulunduğunu anlayamadığım için kahrediyorum.
Derken, yanı başımda bir kiralık araba durdu
İçinde, dört hanım var
Biri yaşlıca, biri çok genç, ikisi de orta yaşlı diyebileceğimiz yaşlarda
Direksiyondaki hanım bana dedi ki:
"Dün de geldik biz buraya ama hiç kimse yoktu diye, inmeye korktuk Şimdi siz turistleri görünce, cesaret ettik "
Demek ki kuyruk bağlamanın böyle bir avantajı var: Turist sanılıyorsunuz!
Bu hanımlar bu esere bu kadar meraklı olduklarına göre, onlara yardımcı olup, bedavadan rehberlik edeyim, dedim
"Bu binanın tarihini biliyor musunuz?"
"Biz bu binada 11 yıl oturduk "
"Haydaaaa " dedim kendi kendime! "Nasıl oturdunuz?"
"Biz Mağusa'ya Yeşilköy'den göçmen geldiydik O zaman burada oturacak ev falan yoktu Biz de bu kiliseyi işgal ettik, 1974 Şubat'a kadar burada oturduk. Çocukluğumuz bu binada geçti "
Şubat 1974'te babaları, Karakol'da bir ev tutmuş, taşınmışlar.
Savaş çıkıp da sur içine girince, gene kiliseye sığınıp, çatışmalar boyunca, oradaki "Mağara"da saklanmışlar
Sonra kızlar evlenip, Londra'ya yerleşmişler.
Anne halâ Mağusa'da
Bir nefeste, kilisenin tarihini özetleyiverdim.
"Demek" dediler, "onun için her gün bir turist gelir, bizim evi gezerdi?"
Binaya girdik
Girmemizle de şoklarımızı yaşamaya başladık!
"Aman allahım" dediler
"Duvarlardaki fresklere n'oldu? Canlı insan gibi bakarlardı! Kim kazıdı onları? Ya pencerelerin renkli camları? Ya döşeme, hangi akılsız beton dökmüş buraya? Duvarlar gibi taştandır bu döşeme Biz her gün moplar, yalbır yalbır ederdik o taşları! Ya ağır ahşap kapılar? Demir sürgüler? Bu kubbe, olduğu gibi resimdi Ama neçin kazıdılar? Bu avluda, yerde mozaikler vardı! Kim geldi da üstüne toprak döküp kapadı? Allah allaaahhh "
1974 Temmuz'da, mozaikler de duruyormuş, freskler de
Şimdi yok
Kim yaptı?
1974'ten hemen sonra orası askeri bölge olup, kısa bir süre öncesine kadar giriş yasak olduğundan, bunu tespit etmemiz imkânsız
700 yıl dayanan sanat eserleri, ortadan kalkmış!
Benim nutkum tutuldu
Birileri, milliyetçilik gayreti ile herhalde "Mağusa'nın göbeğinde Ermeni kilisesinin ne işi var?" demiştir ama cehaletinden 13.yy'da oraya o kilise yapılırken, Kilikya'ya da zaten Küçük Ermenistan dendiğini ya bilmiyor, ya da duvarları kazıyınca, tarihin de kazınacağını sanıyor!
Örneğin Lüzinyan Kralları'nın bir diğer ünvanının da Ermenistan Kralı olduğunu, dünya unutuverecek, aptalın biri duvarları mahvedince
Mağusa'nın orta çağ boyunca dünyanın en zengin kenti olduğunu, bütün hristiyan mezhepleri ve tarikatlerinin, Mağusa'da bir kilise yaptırmasının prestij gereği olduğunu herkes unutacak ve kentin 15 Ağustos 1974'te kurulduğunu sanıverecekler
Surları, Süleyman Demirel yaptırdıydı!
Othello'yu yazan da aslında Erzurumlu Emrah'tır, "Şekispir" diye bir İngiliz çaldı
Zannedecekler "Bizimdir"!
Mağusa, dünya üzerinde, ortaçağ mimarisinin yaşamakta olduğu iki kentten biridir.
Öteki Dubrovnik!
Orası yılda 2.5 milyon turist çekiyor
Biz, geri zekâlı aptalların kompleksleriyle uğraşıyoruz
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.