Cemil Çiçek'i protesto etmek...
Dün KKTC'nin kuruluş yıldönümü idi
Uzun mücadele tarihinde, sanırım ilk defadır ki dün, Kıbrıslı Türkler (sayısı hiç önemli değil) Türkiye'den gelen yetkili konukları, alenen protesto da ettiler.
O bakımdan dün, bir milat yaşandı.
Bir ilk...
Oysa bu, çok geç kalmış bir protestoydu
Aslına bakarsanız biz, çok uzun bir tarihsel dönemi, iki cami arasında beynamaz yaşayan bir halkız.
Şanssızlığımızın kökeninde, bizi hiç kimsenin ayrı bir antite olarak görmek istememesi yatmaktadır.
Rumlara göre biz Kıbrıslı; Türkiye'ye göre ise Türk'üz
Kimse ikisinin bir arada var olabileceğini anlamak istemiyor
Herkes bizi, kendinin bir alt kategorisi olarak görmeye, görmek bir şey değil, bunu bize zorla kabul ettirmeye uğraşıyor.
Ve biz bu "kırk satır mı, kırk katır mı?" ikilemi karşısında, ne yapacağını bilmez bir konumda, elli yıldır çırpınıp da yok olmamayı başarabilmiş bir halkız.
Türkiye egemen çevrelerine göre biz, herhangi bir "Türk" olmayı kabullenmeli ve "varlığımızı Türk varlığına armağan etmekten", kaçınmamalıyız.
Rum komşularımıza göre de biz, "Kıbrıslı" olduğumuza göre, etnik, ulusal, kültürel aidiyetlerimizi terk etmekten çekinmemeli, bu uğurda varlığımızın devamı için, mücadele etmemeliyiz.
"Varlığımız Kıbrıs'a armağan" olmalı
Her ikisi de dar ulusçu, kısır birer şovenizm olan bu yaklaşımlar sonucunda, Kıbrıslı Türkler gerek ekonomik, gerek kültürel ve gerekse de politik olarak, gelişmekte almaları gereken yolu alabilmiş değillerdir.
Birine karşı çıkarken, ötekinin tehdidini yaşamadan sağlıklı bir yol izlemeleri, bu güne kadar mümkün olmamıştır.
Çünkü sonucu itibarı ile niyetten bağımsız olarak her iki yaklaşım da "kimliğinizi terk ederseniz, hiçbir sorun kalmaz" yaklaşımının ta kendisidirler.
Oysa bu adadaki sorunun kaynağında da bizim kimliğimizi terk etmek istemememiz yatmaktadır.
Yoksa, 1955'lerde asimile olur veya 1963'lerde topluca Türkiye'ye göçerdik. Kıbrıs Sorunu diye bir belâ da hiç olmazdı
Geç kalmış bir protesto, evet
Ama sayın Cemil Çiçek bilmelidir ki bu protesto, (meydana çıkanların sayısı hiç önemli değil) aslında kendinden çok önce başlayan bir sürecin doruğa çıkmış halidir.
Gide gide ta 1958'lere varan bir süreç
"Biz Kıbrıs'ta camii de yaktık"lara varan bir süreç
Koskoca kasabaları, on bin kişilik yerleşim yerlerini, bir üsteğmen ile bir başçavuşun emrine veren zamanlara dayanan bir süreç
Kendi ulusal aidiyetini korumak üzere ayağa kalkmış bir halka, Amerikan kontr-gerilla yöntemlerinin uygulanmasına, ses çıkarmamaya dayanan bir süreç
Kırk yıldır, "yabancı bir ülkede" imiş gibi davranılmasına, ne yönetimde, ne istihbaratta, ne güvenlikte, hiçbir şekilde güvenilmemesine kadar varan bir süreç
Yüz elli yıldır, ulusal/kültürel/etnik aidiyetini, İngilize terk edilmesine, zaman zaman "bizim Kıbrıs diye bir sorunumuz yoktur" denilmesine, kendi kendine bırakıldığı günlerde bile hiç gönül koymadan dirençle savunmasına rağmen, bir halkın durduğu yerde horlanmasına duyulan tepkinin, ortaya konulmasıdır söz konusu olan.
Sayın Çiçek'in kişiliği ile hiç ilişkili olmadan.
Geç kalmış bir protestodur, evet
Zamanında ortaya konulmamasının sebebi de karşı tarafta, ağzı açık bizi yutmak için bekleyen hakimiyetçi zihniyettir.
Yoksa daha o sancaktarlık günlerinde seslendirilmeliydi
Belki o zaman bugüne gelinmezdi
Bir zamanlar çok üst düzey bir yetkiliden, "Sizin masrafınız, orta düzey bir otelin masrafı kadardır" lâflarını işitmiş biri olarak diyorum ki:
Protesto edilen, ne Türkiye devleti, ne Türkiye halkları ne de Türklüğümüz'dür
Bu meseleyi bir türlü anlamak istemeyen, kendi paradigmasının at gözlüklü şablonunu, elli yıldır illâ ki bize giydirmeye çalışan anlayıştır sadece
Cemil bey, üstüne alınmasın
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.