İngiliz politikaları

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İngiliz politikaları

Bir zamanlar, Amerikalı bir diplomatla görüşüyorduk.

Bana, "Ne dersin bu Kıbrıs Sorunu'nu çözebilecek miyiz?" dedi…

Aldı beni bir gülme…

"Bana mı soruyorsunuz?"

Sözlerimdeki ironiyi kaptı!

"Hiç bizi suçlamaya kalkmayın, bu işi biz çıkarmadık… Sizi dünyanın başına İngilizler sardı…"dedi…

"Açıklarım bu söylediklerinizi" deyince de "Ben de inkâr ederim, ne olacak?" deyip, tartışmayı kapattı…

Birkaç gün önce İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı'nın, "Son turu yaşıyoruz. Bu da olmazsa, adada kalıcı bölünmeye gidilecek" anlamındaki sözlerini okuduk.

Straw, bu görüşünü, Financial Times'da yayınlanan bir makalesinde dile getirmişti.

Birkaç gün sonra da bu kez eski değil, görevdeki bir İngiliz bakanın, tam ters görüşler içeren demeci düştü ajans haberlerine.

İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakan'ı David Lidington, "Kıbrıs'ın bölünmesine veya başka bir ülke ile birleşmesine karşıyız ve engel olacağız." deyiverdi.

Olur mu?

Olur…

Çünkü İngiltere hem adanın üç garantöründen biri ve hem de Kıbrıslılar'a "bağımsızlık"ı deyim yerinde ise "lütfeden" hükümetin bir bakanı!

Bitmedi, üstüne üstlük, adada 99 mil kare de "egemen" toprağı var…

Ne var ki, bu "adayı bölme" lâfını icat eden devlet de Amerikalı diplomatın söylediği gibi, İngiltere!

Gerçi Yunanistan'la birleşmek üzere ayaklanan komşularımız Kıbrıslı Rumlar'ın, Britanya'nın önerdiği "Self Government" önerisini kabul etmemeleri üzerine bir tehdit olarak dile getirilmişti ama diş macunu tüpünden öyle çıktı…

İngiltere'nin, "bölelim" önerisini ilk defa kim ciddiye aldı biliyor musunuz?

Bence bilemediniz!

Türkiye değil, Yunanistan!!

Yunan Dışişleri Bakanı Averof, Türkiye'nin Atina büyükelçisi Esenbel'e bu öneriyi, bizzat yaptığında, TC Başbakanı Adnan Menderes, "Bir vatan toprağı, terzinin kumaşı mı ki bölelim?" diye reddetmişti…

Sonra Averof da tevil yoluna gitti, söylediğini inkâr etti ama raporlar hariciyede duruyor.

TC Hükümeti'nin bu "Taksim" lâfını kabullenmesi, 1958 Kasım-Aralık aylarında, başbakanın mecliste yaptığı bir konuşma ile gündeme geldi.

CHP buna karşı çıkmış ve İstanbul milletvekili Kerim İsmail İncedayı, Menderes'i "vatanı satmakla" itham etmişti…

"Kıbrıs Türk'tü, Türk kalacak"tı…

O sıralarda zaten İngiltere Mc Millan Plânı'nı yürürlüğe koymuştu.

Ondan kurtulmak isteyen Makarios, bağımsızlık tezini ortaya atınca, suyun yolu değişiverdi.

Ancak, tarih de dünya alem de bilir ki Türkiye'yi Kıbrıs meselesinin içine sokan da İngiltere'dir, TAKSİM diye, adayı bölme plânını dillendirip, taraflara teklif eden de…

Hükümette olduğumuz dönemde, İngiliz diplomatların bize anlattıkları ile Hristofyas'la başbakanlarının ilân ettiği memorandum, birbiri ile çelişince, gösterdiğimiz sert tepki üzerine, bizi ikna turları yaptıkları esnada, görüştükleri CTP yöneticilerinden biri de bendim.

Diplomat olmadığımdan, klâsik terbiyeyi koruyup, isim vermeyeceğim.

Ama önemli bir diplomat, bana durumu izah etmeye çalışırken, "Bunu yapmak zorundaydık!

Çünkü, Rumlar bizi öteden beri düşman olarak kabul ettiklerinden dolayı, burada etkili olamıyoruz.

Dolayısıyla, barışa katkı da yapamıyoruz.

Rum ağzı ile konuşursak, belki bizi artık dost kabul ederler ve çözüme biz de katkıda bulunuruz." dediydi…

Nasıl?

Yanıtını nezaket kuralları içinde verdim tabii…

"1878'den beri Rumlar bizi, sizinle işbirliği yapmakla suçluyor ve düşman görüyorlar. Demek ki atalarımız tarihsel bir hata yapmışlar! Tabii bizim diplomatik deneyimimiz, sizinkinin yanında önemsiz… Keşke biz de ta başından Rum ağzıyla konuşsaymışız… Çözüme daha çok katkımız olurdu! Yüz elli yıldır, hata yapıyoruz demek ki…"

Şimdi, Straw mu doğruyu söylüyor?

Lidington mu?

Biri iyi, öteki kötü polis mi?

Öyleyse "master mind" ne diyor?

Asıl İngiliz politikası ne?

Bilebilmek için, yüz yıl sonra bunların bugünkü resmi yazışmalarını okumayı beklemek gerek…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.