Pazar sabah konferanslarım ve bilmediklerim

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.43

7.58

$

6.81

A- A A+

Pazar sabah konferanslarım ve bilmediklerim

Pazar sabahları her ne hikmetse bizim evde sabah kahvaltısı için eksik bir şeyler hep vardır. Her Pazar yataktan zorla kaldırılır alışveriş yapmaya gönderilirim. Yıllardır bu böyle. Cumartesi akşamüzeri eve giderken, o eksik unsurlar hiçbir zaman fark edilmez, Pazar sabahı aniden, ya bir ya da birçok eksik ortaya çıkar.

Uykulu gözlerle yakındaki markete doğru gönderilirim.

Markette henüz afyonum patlamamışken, edindiğim alışveriş arabasına dayanarak reyonlar arasında "ya ben ne alacaktım" diye dalgın dalgın dolaşırken illaki "Ya Rasıh bey ne olacak bu memleketin hali? Siz bilirsiniz" diyerek siyasi sosyal ya da ekonomik izahat isteyen bir ya da birkaç tanıyana rastlarım.

Yanlış anlamayın, tanınıyor olmak ve fikrime değer verildiğini bilmek gurumu ve egomo okşamıyor değil, ama bu market konferansları Pazar günleri sabahın en kör vaktinde olmasa çok daha süper olacak.

Yurttaş soruyor cevap vermek lazım tabi.

Bu birkaç Pazar'dır, Süpermarket konferanslarının en önemli konusu Kıbrıs sorunu. Aldanıp bir de Atina'ya gittik ya, insanlar benim Kudret Özersay'ın yanında oturup tüm görüşmelerinde not tuttuğumu düşünüyor olsa gerek ki, "Sen bilirsin" diye üsteleyip, bilmediğini söyleyince sanki konuşmak istemiyormuşum gibi algılayıp kırılıyorlar da.

Hemen kerli ferli diplomat edasıyla dilimin döndüğünce bir şeyler anlatıyor, kamuoyunu bilgilendirme ödevimi, Cumhurbaşkanlığı ve hükümet sözcüleri sıcacık yataklarında Pazar keyfi yaparken, Pazar sabahları yerine getiriyorum.

Dün yine öyle bir gündü. Bu sefer ekmek lazımdı. Hoş bir sesle uyandırıldım. "Kahvaltı hazır" diye. Mutluluğum anlıktı, çünkü devamı geldi. "Kahvaltı hazır ama ekmek çok az alman lazım"

Kalkıp giyindim markete doğru yola çıktım. Kapıdan çıkarken ekmeğin yanına birkaç talep daha katıldı.

Markette başıma geleceklerin bildiğim için stratejik davranmaya çalıştım. Hızlıca ekmeği kapacaktım. Diğer alacalarımın yerleri de belliydi. hızlı bir turla onları da alıp ödemeyi yapıp masada bekleyen kahvaltıya ekmek yetiştirip kendim de yetişecektim.

Hata yapıp gazetelerin satıldığı reyona doğru kahvaltıda okuyacak bir iki gazete almak geçince yakalandım.

Türkiye kökenli bir KKTC yurttaşı çözüm olursa kendilerinin halinin nice olacağını soruyordu haklı olarak.

Çözüm istediğini söylüyor ve çözümün Kıbrıs için önemli olduğunu ifade ediyor ama kendi kişisel geleceğini de merak ediyor. 55 Bin kişilik listeden bahsetmeye ve Talat döneminde bu listeyi bile dolduramadığımızı anlatmaya çalıştım ama yemedi. O zamandan bu yana Türkiye kökenli KKTC yurttaşlarının çoğaldığını ifade etti. Bilinçli bir sorgulayıcım vardı bu Pazar. Kolaya kaçıp, "Derviş Bey sizi satmaz. Tüm yurttaşlar eşittir" diyecek oldum, o da olmadı. Eveledim geveledim, sonra da sorgulayıcım yurttaş, "sen de bir halt bilmiyorsun" der gibi bakarak, teşekkür edip uzaklaştı.

Doğru ben de bir halt bilmiyorum. Özellikle bu konuda.

Sanırım bunu bir propagandaya dönüştürmeden, çözüm için çalışanlar bu konuda halkı rahatlatacak bir şeyler söylemeli, Pazar konferanslarımdan sonuncusundan anladığım bu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.