Ne olmuş yani 42 olmuşsam

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

A- A A+

Ne olmuş yani 42 olmuşsam

Dün yine doğum günümdü. Sanki daha dün gibi "30'a gelmek" başlıklı doğum günü yazımı yazmış gibiyim sanki.

Şimdi ise bilgisayarımın başına geçmiş, 42 yaşıma gelmiş olmanın nasıl matah bir şey olabileceğini anlatmak üzere parmaklarımı klavye üzerinde gezdiriyorum.

Gözlüklerimi evde unuttuğum için ise gözlerim hafif hafif yaşarıyor, bir yandan da ona bozuluyorum.

Geçen yıl böyle bir gözlük meselemiz yoktu halbuki.

Saçım biraz daha fazla, aradaki beyazlar biraz daha az ve dünyayı değiştirebileceğime olan inancım daha yüksekti.

"Abartmaya gerek yok Rasıhcığım. Bir yıl içerisinde ne kadar yaşlanabilir ki bir insan" diye kendi kendimi telkin ediyor ve bu süreçteki bir anjiyo, bir köprü ve iki implant denemesi, doktorların sigarayı bırakma konusundaki mütemadiyen telkinleri ve kilo vermeye çalışmalarımın artık eskisi kadar kolay olmadığı gerçeğini bir kenara bırakırsak aslında kendimi iyi hissettiğimi düşünüyorum. Daha önceki yıllarda evde oturup somurtmak ve doğum günümü kutlayan herkese küfret isteyen bendeniz dün yüzlerce (abartmıyorum) dostum, arkadaşım, akrabam hatta bir türlü hatırlayamadığım ama hasbelkader Facebook'tan arkadaş olduğum bir çok ince insan doğum günümü kutladı sosyal medya üzerinden.

Hepsine sonsuz teşekkür ederim. Pazar günü olmasına rağmen ofise çiçek gönderenler bile oldu. Onlara ayrıca teşekkür ederim.

Hiçbirine de küfür etmek ve lanet günü bana niye hatırlatıyorsunuz? demek geçmedi içimden bu yıl ne hikmetse.

Bu bir kabullenme süreci midir yoksa başka bir psikoloji midir bilemem ama kendimi iyi hissediyorum.

Ne olmuş yani, artık ayakta konser izlemekten kaçınıyorsam, ne olmuş yani alkol toleransım iki üç bardak seviyelerine düşmüşse. Ne olmuş yani çocuklarımın doğum günü partilerindeki çocuk seslerinden dolayı çıldırma noktasına gelip intiharı düşünüyorsam. Ya da siyah, beyaz, lacivert veya kahverenginin haricinde herhangi bir giysi tenimde alerji yapmaya başlamışsa. Ne olmuş yani berberim artık "saçını nasıl keseyim abi" demiyor ya da diyorsa bunu espri olarak söylüyorsa.

Abi diyen sayısı çoğaldı, amca diyenler bile türedi bu bir iki yıl içerisinde. Ne var yani..

Yaşım 42.

Yaşlı falan da değilim. Hatta kimilerine göre bile genç sayılabilirim. Yapacak çok işim, büyütecek iki evladım, birlikte yaşlanacağım muhteşem bir eşim var.

Yani hemen teslim olmayacağım bu zaman dediğimiz şeye.

Ne demişler hayat 40'ında başlar. Yoksa o 30 muydu? Acaba 20 miydi? Yoksa 50 Mi?

Aman boş ver.

Hayat bu nerde başlayacağı nerde biteceği belli olmaz. Keyfine varmak lazım...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.