Aferin alıp anlatamamak

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

A- A A+

Aferin alıp anlatamamak

Yeni hükümetimizin kurulması ve 20 Temmuz Anma ve Kutlama etkinliklerinin aynı günlere denk gelmesi doğurabileceği sinyaller açısından önemli bir tesadüf olmuştur bana göre.

Hele hele geçtiğimiz günlerde duyurusu yapılan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz törenlerine katılmak üzere adamıza gelecek olması durumu daha da "izlenmesi şart" seviyesine getirmiştir.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın Türkiye'nin ağır telkinleri nedeniyle kurulduğunu iddia ettiği bu hükümeti, "Telkin Hükümeti" olarak adlandırırken, iddia ettiği telkini yapan ya da yapılması konusunda talimat verdiği iddia edilenin ülkemize bugünlerde geliyor olması durumu daha da ilginç kılıyor doğrusu.

Erdoğan'ın görüşme programı henüz elimize geçmiş değil. Kimlerle görüşeceği, ne kadar kalacağını net olarak bilmiyoruz.

Ancak Türkiye'nin bir evvelisinden KKTC'de birtakım reformların gerçekleşebilmesi için CTP ile UBP'nin geniş tabanlı bir hükümet kurmasını istediğini biliyoruz.

Hatta 2013 seçimlerini hemen ardından yapılan hükümet kurma çalışmaları sırasında gelen o meşhur telefonu Sevgili Hüseyin Ekmekçi'nin kaleminden okumuş ve dilimize "Alo Ben Beşir" şeklinde dilimize dolanmasına neden olmuştu.

Şimdi Ankara'dan gelen telkine göre hükümet kurma aslında algı biçimi ile değerlendirilebilir ancak.

Kimilerine göre, "ne münasebet" kimilerine göre "Gayet tabi" ifadeleri ile değerlendirilebilir.

Bu değişik perspektifler ilginçtir ki şu anda hükümetin iki kanadında var.

Bir başka ifadeyle herhangi bir CTP yöneticisine, "Türkiye size talimat verdi siz de UBP'yi tercih ettiniz" diye bir iddia yöneltseniz, bunu hakaret olarak algılar ve size ömür boyu düşman olur. Cevaben de "ne münasebet. Biz çözüm yolunda ilerlerken, UBP'yi de yanımıza almak istedik", ya da; "UBP'nin DP'den ne farkı var. Daha kalabalık bir Meclis desteği lazımdı. Onu tercih ettik. Türkiye telkinde bulunmadı" diye yanıt verir. Tabi hala sizinle konuşuyorsa.

Diğer taraftan Ulusal Birlik Partisi'nden bir yöneticinin yüzüne aynı iddiayı, "Türkiye'den gelen telkin üzerine tabanınız çok sıcak bakmasa da CTP ile koalisyon kurmayı kabul ettiniz" şeklinde söyleseniz, size pekala, "Bundan daha doğal ne olabilir. Anavatan bizim her şeyimiz. Karşılıksız desteği ile ayaktayız. Öyle bir talebi olmuşsa bir bildiği vardır. Biz Anavatan Türkiye'nin yolundayız zaten" der rahatlıkla.

Hatta devamla, "Ne yani bazıları gibi gidip Rumdan mı medet umalım" diye de sizi tersler.

Demem o ki, Erdoğan geliyor. Eğer iddia doğru ise ya da bundan bir iki yıl önceki var olan Ankara'nın tercihi geçerli ise, hükümeti kuran her iki parti başkanına koskocaman bir aferin diyecek.

Özgürgün, bu aferini partisi içerisinde ballandıra ballandıra anlatacak, ancak Talat bundan hoşnut olmasına karşın bu aferini anlatamayacak.

Fark bu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.