Dünkü yazım üzerine

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

A- A A+

Dünkü yazım üzerine

"Ben kimsenin elektrik parasını ödemem" başlıklı dünkü yazım bayağı bir reaksiyon aldı.

Yanlış anlamayın olumsuz bir tepki almadım. Aksine yorum yazan, arayan, sosyal medya üzerinde paylaşan hemen herkes yazılanlara katıldı.

Elektrik Kurumu çalışanlarının Elektrik Muafiyeti'nden neşet eden ek ücret almaları kabul edilemezdi.

Bence bu noktadan sonra bütün siyasi erk bunu gözden geçirmeli ve elektrik kurumu çalışanlarına verilen bu ek tahsisat derhal ortadan kaldırılmalı. Kimse kusura bakmasın. Aynı şekilde farklı avantajlar da varsa onlar da "kazanılmış hak" hikayesine takılmadan ufak ufak hemen kalkmalı.

Bir dostun bana gösterdiği mesajında aynen şunları yazdı yazım üzerine:

"Sen ben evde 0,44 kuruştan KWS öderken; Memleketteki 5 yıldızlı oteller, kumarhaneler, gece kulüpleri de 0.29-0,30 kuruştan ödüyor"

Cevabım çok netti. Ben kimsenin elektrik parasını ödemem derken, sadece Kıb-Tek çalışanlarınınkini ödemeyeceğimi kastetmedim zaten kumarhane baronlarının da elektriğini ödemem, gece kulübü patronlarınkini de. Hatta askerin ya da devlet kurumlarınınkini de ödemeyeceğimi söyledim.

Bir başka dost benim yapmadığım bir hesabı yaptı.

Elektrik Kurumu çalışanlarına elektrik yardımı adı konmayan ancak elektrik muafiyetinden neşet eden 700 TL civarındaki ödeme ile ilgili idi bu hesap.

"700 TL X 12 ay =8400 TL

8400 / 0,41 (kw) = 20487 KW yıllık ödenen Kw karşılığı.

15000 KW oldu 20487 KW"

Bir başka ifadeyle eskiden 15 bin kilovat saat yılda muafiyet alan elektrik kurumu çalışanları, Toplu İş Sözleşmesi masasında dönemin yönetim kurulu ve hükümetini öyle bir sıkıştırmışlar ki, eskiden aldıklarında fazlasını, bu sefer nakit olarak almaya başlamışlar. Aman Tanrım.

Bir başka okuyucum, karı kocanın elektrik kurumunda çalıştığı durumlarda bu ödeneğin tek bir ev için iki kez alındığını söyledi ki, akıllara zarar.

Dönemin sendikası ile dönemin Kıb-Tek Yönetim Kurulu ile yönetiminin içinde bulunduğu durumla alakalı olarak ise sevgili dostumuz Metin Yalçın tarihe ışık tutacak bir paylaşımda bulundu yazımın altına, ki o zamanın vahametini anlamamız için etkili oldu. Sağ olsun.

Önemli bir itirafı da içeren mesajı aynen şöyle:

"1993-1998 arası İşadamları Derneğini temsilen Kıb-Tek Yönetim Kurulu'na atanmıştım. O dönemde tükettiğimiz enerjinin sadece %10'unu üretiliyor (sadece akşam saatlerinde Teknecik ve Dikmendeki gaz tribün santralları dönüşümlü devreye alınarak), harcanan motorin bedelinin sadece %10'u tarife ücreti olarak fatura ediliyordu.(Savunma, devlet, tüm kamu kurumları, belediyeler, Kıb-Tek Yönetim Kurulu ve tüm çalışanları bu bedelden muaftı). Yeni YK'mızın 1 no'lu kararında önce YK'nın beleş elektriğinin iptali, çalışanların da ileride kaldırılması prensibi kabul edildi. Peşinden yaşananlar malum, Rum tarafının elektriği kesmesi, termik santralının devreye alınan ilk ünitesinde kazan patlaması vs.. Kaos günleri. Yeni yapılanma için elektrik bedeli ödemeyenden tahsili için karar alınması, tarifelerin dövize endekslenmesi gibi bir dizi karar alarak uygulamaya koymuştuk. Her adımda direniş ve grev.. Reşat kardeşimizin bahsettiği ilk kararda vardım. Bedava elektriğin kalkması, YK direndiği için greve gidilmişti, o günkü bakanımız ara bulucu olarak kararı yukarıda anlatıldığı şekli ile tadil etmişti.. İstifa etmeliydik. Durum o kadar kötüydü ki işe devam edelim belki bir şeyler yaparız düşüncesi hakim olmuştu. Çalışmıştık da... Yanlış karardı ...

Başka söze de gerek yok sanırım ama biz söylemeye devam edeceğiz. Çünkü başkasının elektrik parasını ödememeye kararlıyız.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.