Devlet devletse gıda güvenliği ondan sorulmalı

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

A- A A+

Devlet devletse gıda güvenliği ondan sorulmalı

Gıda ve Tarım Bakanlığı'nın yaptığı denetimler sonucu zehirli üzümü tespit etmesi ve üzümleri imha etmesi bence duymak istediğimiz türden bir haberi.

Diğer haberler fasa ve de fiso.

BRT'de izlediğim habere göre bölgede 136 yerden örnekler alındığını ve 5'inin zehirli olduğunun tespit edildiğini, söz konusu bağdan da 2 ton üzüm hasat edilerek imha edilmek üzere götürüldüğü belirtildi.

Aslında kalbim, kabul edilebilir limitin 135 katı üzerinde ilaç kalıntısı olan üzümleri üreten adamın "Adam öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanması gerektiğini söylüyor, ama öyle olmayacağını biliyorum. O yüzde, "yazıyı yazmaya başlarken hayal ettiğim "bu adamı hapse atın" başlığını atmadım.

2 Ton üzümü çöpe giden bu üretici sanırım aklını başına devşirmiş, bir daha üzümlerini insanları öldürürcesine ilaçlamamayı öğrenmiştir.

Ha gelecek yıl aynı üretici yine aynı şekilde üzümlerini ilaçlar ve yapılan testlerde pestisit kalıntıları yeniden kabul edilebilir limitlerin üzerinde çıkarsa o zaman gözünün yaşına bakmadan demir parmaklıklar arkasını boylamalı.

Girne bölgesinde bu kadar sıkı bir denetim olduğunu görmek sevindirici ancak diğer bölgelerde, hatta Girne'den daha fazla üretimin olduğunu Mesarya, Güzelyurt ve de Mağusa bölgesinde de aynı sıklıkta ve titizlikte denetim yapılıyor mu?

Bu sorunun yanıtını Sayın Önder Sennaroğlu vermeli bence.

İnsanlar bilmeli ve içi rahat etmeli.

İnsanlar devletin gözünün üreticinin üzerinde olduğunu ve sofralarımıza gelecek olan sebze ve meyvelerin güvenliğinin devlet tarafından sağlandığını bilmeli. Onu hissetmeli.

Haftalık olarak bu tür açıklamalar yapılmalı. Vatandaş artık gıda güvenliği ile ilgili devlete güvenmeli.

Bu sadece sebze ve meyvede olmamalı ama.

Et ürünlerin de olmalı.

Şu kadar et kaçak olduğu için ya da veteriner kontrolünde kesilmediği için imha edildiğini duymalıyız.

Halk duymalı ki, mangalında pişirdiği etin de devletin güvencesinde olduğunu hissetmeli.

Çok tüketilen tavuk da aynı şekilde. Ülkemizde hormonlu tavuk söylentileri alıp başını gitmiş vaziyette. Devlet korkmadan, çekinmeden tavuk üreticilerinin de üzerine gitmeli ve bir sıkıntı varsa bulmalı, yoksa da "denetledik. Herşe tamam" deyip bu söylentilere de son vermeli ya da kurallara uymayanlara en ağırından cezayı yapıştırmalı ve ürününü imha etmelidir.

Aynı şekilde sütü ürünleri de sıkı bir şekilde denetlenmeli.

Toz süt ile üretilen hellim, büyük bir parça halinde ithal edilen ve küçük küçük parçalara kesilip, üzerine keyfi üretim ve son kullanma tarihi basılan ithal peynirler de kontrol altına alınmalı hemen.

Neticede çocuklarımın yediklerinin güvencesi devlet olmalı, başka bir çaresi yok. Çünkü eğer bu devlet benim gıda güvenliğimi sağlamazsa, ben de gıdamı gıda güvenliği konusunda halkının güvenini sağlayan bir başka devletten almak zorunda kalır, batacak olan Kıbrıslı Türk tüccarın ya da üreticinin gözünün yaşına bakmam.

Anladınız siz onu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.