Ben haksız, siz de haklısınız

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Ben haksız, siz de haklısınız

Ben vazgeçtim.

Artık görmeyeceğim. Kim hangi makama hangi kıyafetle gittiği beni niye ilgilendirir ki?

Devletin itibarını saygınlığını korumak bana mı kalmış.

Hasan Sarpten, Doğuş Derya, Ulaş Gökçe, Mutlu Azgın ve daha nice bilgeler zaten devletin itibarını kendi bildikleri gibi koruyorlar.

Bana mı kalmış?

Benimki de işgüzarlık, sen Hasan Sarpten'in söylediklerine bakacağına Cumhurbaşkanı karşısında giydiği sandalete baktın. Halbuki ne ulvi şeyler söylemiştir o görüşme esnasında ki anadan üryan gitse kimse ne giyip giymediğine bakmayacaktı. Hasan Sarpten, gazetecilikten ve haber değeri taşıyan ya da taşımayan olayları birbirinden ayırmak konusunda son derece yeteneksiz ve yetersiz olan ben kulunuzun yönettiği gazeteye sayısız kez manşet olduğu haberleri de sorgulamak lazım şimdi. Neticede o haberleri ben kaleme almış ve gazetenin manşetine yerleştirmişim geçmişte.

Sevgili Hasan Sarpten kardeşim. Cumhurbaşkanlığı'na dilediğin kıyafetle git.

İster sandaletle git. İster şortla. Seni orada öyle kabul ettikleri sürece bana ne yemek düştüğünü buradan yazmayım sen anladın.

Sorun benim biraz geç anlamam oldu.

Sanırdım ki Cumhurbaşkanlığı'nda bir adap bir protokol bir kurallar silsilesi varmış. Meğer yokmuş. Sen haklısın, ben ise haksız.

İnsan olmayanlar takım elbise ile gitsin, insan olanlar da sandaletle sayın Doğuş Derya. Gülüp geçmek lazım benim gibi hassasiyet gösteren salaklara. Gülünç duruma düştüğüm doğrudur, sizi de güldürmüşsem ne mutlu bana sayın vekilim.

"Roma tarihi, devlet adabı, protokol nanesi uzmanı" olmaya da gerek yok değil mi Sevgili Ulaş Gökçe, sakız çiğnenmesin yeter. Son derece haklısın.

Yanlış yapıyoruz demek ki. Erdoğan veya şürekası geldiğinde Cumhurbaşkanlarımıza hitap şekilleri ya da davranış şekillerinden mesajlar çıkarıp, "Kıbrıs Türk halkının seçtiği kişilere saygı göstermeniz lazım" diyerek serzenişte bulunurken.

Onlar da öyle geçerken uğrasın bence. Canları nasıl isterlerse öyle davransınlar.

Devletmiş, siyasetmiş, medyaymiş. Ne luzüm var?

Bırak işte facebook'tan arkadaşlar ülkeyi yönetsin ve de denetlesin.

Eleştiri yapanlara ağır hakaretler yapsınlar, karakter suikastı ile söylediklerini sıfırlayıp kendi doğrularını sosyal medya üzerinde yaysınlar.

Ne gerek var farklı bir şey söyleyene. Hiç lüzum yok.

Şimdi durup farklı konuşan adamın söylediklerini tartışmak ve içinde zerre kadar doğru bir şey varsa onu alıp değerlendirmek. Kim uğraşacak.

Saldırın. Hem prim yaparsınız hem de sesiniz daha da fazla çıktığından namınız yürür. Namınız yürüyünce de sizi eleştirme cüretini gösterecek adam sayısı azalır.

Bak bir tane azaldı bile.

Ben vazgeçtim.

Anladığım kadarıyla Cumhurbaşkanlığı'nı da korkutmuşlar ki sesi çıkmıyor.

Bundan sonra takım elbise ile Cumhurbaşkanlığı'na gidenleri eleştireceğim.

Mevlana'nın sözünü alıp onları "adam olmayan" kategorisine koyan Televizyon gazetecisi meslektaşlarımız bile türedi farklı bir görüş ve eleştiri ortaya koyana saldırmak adına.

Onlara uyacağım artık...

Bu konuyu da burada kapattım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.