Affet bizi oğlum...

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Affet bizi oğlum...

Adını yeni öğrendim. Aylan'mış. Belki de kimse adını bilmeyecekti eğer babası sağ kurtulmasaydı. Ona da kurtuluş diyebiliyorsanız şayet.

O kumlarda kumdan kale yapıp, sonra kahkahalarla dalgaların o kumdan kaleyi yıkışını seyretmesi gerekirdi.

Annesi arada sırada gelip, "oğlum şapkanı tak, başına güneş geçecek" diye seslenmesi lazımdı.

O da, şapkasını ıslatıp yeniden başına takacak, annesi bakmadığı sırada yeniden çıkaracaktı.

Kolunda kolluklarla ilk yüzme denemelerini yapacak, birkaç metre denizin içine doğru ilerledi mi annesi küçük oğlunun boğulma tehlikesi geçirebileceğinden endişe edip, onu yeniden kumlarda güvenli bir şekilde oynamaya ikna etmeye çalışacaktı.

Peki ne oldu?

O anne ve baba. Üzerlerine titredikleri ve normalde genzine kaçacak ve onu bir iki dakika öksürtecek birkaç damla deniz suyundan bile korumaya özen gösterdikleri oğullarını; düşen bombalar, kafa kesen caniler, İslam diyerek insanlık suçlarını normal yaşamları haline getirenlerden korumaya çalıştılar.

Çocukları ile birlikte bir bot ile denize açıldılar. Normalde, güneşten korumak için başına şapka konusunda ısrar eden aile bu sefer bir can yeleği bile tedarik edemedi minik oğullarına. Gecenin karanlığı. Karşı kıyı daha iyi bir yaşam umudu idi.

Bot battı, gerisi malum.

Minik bir çocuk, normalde kumdan kale yapıyor olması gereken yere, kumdan kalesini korumaya çalıştığı dalgalar tarafından cansız bir şekilde bırakıldı.

Ahmet Hakan "Affet bizi çocuk" başlıklı bir yazı yazdı dün Hürriyet'te.

İnsanlığımızı yitirdiğimiz için o küçük çocuktan af diliyor.

Independent Gazetesi tek fotoğraflı bir manşet yapmış ve başlık olarak, "Someones child" (Birisinin çocuğu) demiş ve büyüyen bu sorunun hala Avrupa ve İngiltere'nin sorunu olmadığına inanıp inanmadıklarını sordu.

Evet bu çocuk birisinin çocuğu ama bana göre artık hepimizin çocuğu.

Bütün dünya insanlığının, ya da en azından insanlığını yitirmeyenlerin çocuğu olsun.

O fotoğrafı gördüklerinde yürekleri cız eden ve gözyaşlarını tutamayanların çocuğu, oğlu olsun. Kimi ona oğlum Mehmet desin, kimi George desin, kimi Hans, kimi ise Guang diye çağırsın. Ya da gerçek adıyla Aylan.

İsteyenler ise sadece "oğlum" desin.

David Cameron, Angela Merkel, Heinz Fischer, Charles Michel, François Hollande ve Avrupa Birliği üye ülkelerin diğer Başkan ve Başbakanları bunu söylemesin ama. Çünkü bu küçük çocuğun hayatı kaybetmesinde onların da payı var.

Aslında hepimizin payı var. Verdiğimiz oy, tükettiğimiz ürünlerin bazıları bile bu insanlık dramını besliyor.

Sessizliğimiz besliyor, Avrupa Birliği, Amerika hayranlığımız büyütüyor bu trajediyi. "Bizde savaş yok o yüzden boşver" deyişimiz bile etkili.

Affet bizi oğlum... Sana şapkanı tak başına güneş geçmesin diye seslenip, ilk yüzme girişimlerinde sana göz kulak olmamız gerekirken, dünya insanlığı olarak, seni ölüme gönderdik.

Affet bizi oğlum...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.