İzcan kaş yapayım derken göz çıkardı

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

İzcan kaş yapayım derken göz çıkardı

Olmadı be İzzet Abi! Olmayan ne diye hemen açıklayayım da ne İzzet İzcan, ne BKP ne de AKEL beni yanlış anlamasın.

BKP ve AKEL heyetleri Muratağa, Atlılar ve Sandallar Şehitlikleri'ne bir ziyaret yapmak istediler.

Yaptılar da.

Gelen AKEL heyetinin samimiyetine inanarak, çok da güzel bir düşünce olduğunu da ifade etmekte bir sakınca görmüyorum.

Güney Afrika'da yürütülen ve toplumsal barışın sağlanmasının en büyük enstrümanlarından biri olan "Unutmamak ama affetmek" sürecine benzer bir mantıkla düşünüldüğüne de eminim. Ya da en azından öyle düşünmek istiyorum.

Toplumsal bir anlayış içerisinde karşılıklı olarak, herkesin katıldığı bir organizasyonla karşılıklı toplumlar birbirlerinin şehit ve ölülerine saygı göstermek, manevi huzurlarında özür dilemek, herkesi inancına göre dua etmek son derece güzel bir davranış olurdu.

Ama olmadı.

Neden?

Çok basit.

İzzet İzcan gereken hassasiyeti, gereken özeni göstermediği için.

Bu organizasyonun Kuzey Kıbrıs bacağınınım sorumlusu konumundaki BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, yakınları o toplu mezarlarda bulunan insanları önce bir ziyaret etseydi. "Ey insanlar. AKEL'den bir heyet gelip, sizinle birlikte şehitlerimizin mezarlarını ziyaret etmek, çiçek koymak istiyor. Ne dersiniz?" diye sorsa alacağı yanıta göre bu organizasyonun seyri değişir, bu tatsız olaylar olmazdı.

Alacağı yanıt olumsuz olsa ve Sandallar, Muratağa ve Atlılar köylüleri; "Hayır. Buraya Rumları getirme İzzet Bey" dediğini varsayalım. İzcan defalarca o köye gidip o insanları bu organizasyona ikna etmeye çalışması gerekirdi. Mekik diplomasisi yürüterek, AKEL heyetinin ziyaretini sağlamak için, toprak altında yakınları bulunan insanların olurunu almaya çalışması lazımdı.

Eğer tüm çabalarına rağmen bu insanlar, ikna olmaz ve şehitliklerinde AKEL heyetini görmek istememek doğrultusunda diretselerdi o zaman İzcan pes edip, muhatabına, "Sorry be gumbaro. Bizimkiler henüz hazır değil" deyip böylesine bir olumsuz tablonun oluşmasına izin vermeyecekti.

Dünkü olayda İzzet İzcan, yakınları toprak altında yatan insanlara sormadan, olurlarını alamadan, hayatlarının kaybından sorumlu tuttukları insanları oraya götürmekle hata yaptı. Bu net.

Halbuki, Muhtar yumuşatılıp, Muratağa Sandallar ve Atlılar Şehitlerini Yaşatma Derneği yetkililerine yakınlarını öldürenlerin AKEL'ciler değil de Rum faşistler olduğu konusunda inandırmış olsa ve hep birlikte, bu köylülerin ev sahipliğinde bu etkinlik gerçekleşmiş olsa belki de barış sürecine en büyük katkı yapılmış olacaktı. Sadece Kıbrıs basını değil, Türkiye ve dünya basınında yer alacak bir açılım olacaktı.

Onun yerine yaşanan olaylar çözüm sürecine sekte vurmaktan başka bir işe yaramamış oldu. İzcan'ın Kiprianu'ya mahcubiyeti de cabası.

Olaylarla ilgili İzzet İzcan, istediği kadar "şoven güçler bize saldırdı" desin, bu insanların hassasiyetini önceden görme, onlara ve şehitlerine hürmeten olurlarını almaya çalışma özenini göstermediği için tek başına kabahatlidir.

Kısacası İzcan kaş yapayım derken göz çıkardı ve bir çuval inciri de berbat etti.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.