Doğrusu pek dönesim yok

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

Doğrusu pek dönesim yok

İstanbul- Küçük çocukları ile tatile gidenler bilir. Öyle gittiğiniz yerin gece hayatına dalamıyorsunuz. Çocuklar gün boyunca sıkıştırmaya çalıştığınız aktivite ve gezemelerden bitap düşer ve saat 20.00 sularında artık "baba biz uyukladık" diye sızlanmaya başlarlar.

Yemek yedirip, banyolarını falan yaptırdıktan sonra saat bilemediniz 21.30 falan olur ve çocuklar artık uyumuştur. Otel odasında onları uyur vaziyette bırakıp dışarı çıkmayacağınıza göre çaresiz siz de televizyonu açıp önünde tembellik yapar, sonunda siz de normale göre çok erken bir vakitte uykuya dalarsınız. Bu da sabahın kör bir saatinde uyanmayı getirir. Oda ahalisini uyandırmamak için ise kalkar odadan çıkar ve lobiye falan inersiniz.

Yalnızsınız önünüzde yanlı haberlerle dolu, Türk basının son dönemlerde iyice sertleşmiş uslubuyla hazırlanmış ve bundan dolay okumak istemediğiniz bir deste gazete. Oturup düşünmeye başlarsınız.

Bende öyle yaptım dün sabah saat 07.00 sularında. Malum dönüş günü geldi çattı. Siz bu yazıyı okurken bende çoluğu çocuğu toplayıp dönüş yoluna çıkmaya hazırlanıyor olacağım ve 4 günlük kaçış da sona ermiş olacak.

Peki neden kaçmıştım ve neye döneceğim?

Yavaş yavaş kızışmaya başlayan Ulusal Birlik Partisi Kurultay yarışından kaçmıştım. Eleştiriyi kaldıramayan, bundan olumlu çıkarımlar elde etmek yerine saldırıyı ve karakter suikasti girişimlerini tercih edenlerden kaçmıştım. Kıbrıs sorunundan kaçmıştım. Sorunu siyasi malzeme haline getirmeye çalışırken böylesine hayati bir konuyu çarpıtanlardan kaçmıştım. Dövizin sürekli yükselmesi ile ilgili haberlerden kaçmıştım. Elektrik zammı tehlikesinden ve sürekli olarak gündeme getirilip insanların tedirgin edilmesinden kaçmıştım. Suyu kim yönetecek tartışmalarından kaçmıştım. Kaçmıştım da kaçmıştım.

Tabi tilki ile kürkçü dükkanı arasındaki ilişkiyi hepimiz iyi biliriz.

Artık dönüş vakti yaklaşmış bulunuyor.

Kaçtığımız şeyleri yeniden hiçbir şey değişmemiş vaziyette kucağımızda bulacağımız ortama yeniden dönüyoruz.

Haftaya Cumhuriyet Meclisi de açılır, bütün bu saydıklarım daha da şiddetlenecek.

Hükümet icraatları ile ilgili koyulan zaman sınırlamaları daha da sınırlı hale gelmiş olacak.

Polisin sivil otoriteye bağlanması, seçim halkoylaması yasası, siyasi partiler yasası, Genel Sağlık sigortası vs. vs. Bu tartışmalar başlayacak. Onun tam da göbeğine dönüyoruz.

Kıbrıs sorunu ile ilgili kritik aylar olan Ekim, Kasım ve Aralık aylarının içine döneceğiz.

Herkes konuşacak, her kafadan bir ses çıkacak. Aman anam.

Eli kulağında grev sezonu açılmak üzeredir. Tam onun içine döneceğiz. Kim haklı kim haksız onu anlamaya çalışmak için mesai harcayacağız. Ne karar verirsek diğer taraf memnun olmayacak.

Kurultay iyice kızışacak. Adaylardan birisi ya da onun açık destekçilerinden birisi ile yemek yediğimizde, onun adamı olarak damgalanacağız.

Bunun gibi bir sürü bildiğimiz ve KKTC'nin bize hazırladığı birçok sürpriz karın ağrısının içine döneceğiz.

Neticede bu dört gün iyi geldi gelmesine ancak bu dönüşü yok mu.

Kusura bakmayın ama pek dönesim yok.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.