"Kızgın Köşe Yazarı Sendromu"

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

"Kızgın Köşe Yazarı Sendromu"

Yine İstanbul'dayım. Ülke gündeminden uzak bir başka ülkenin gündemi ile kendimi eyliyorum. Gazeteci dostlarla buluşuyor, sohbetler yapıyor. Tecrübe paylaşıyoruz.

Türk medyası mensuplarında "bir dokun bin ah işit" durumu hakim.

Türkiye Medyası öylesine bir kutuplaşma içerisine girmiş ki, bizim KKTC Medyası sütten çıkmış ak kaşık gibi kalıyor.

Haliyle durum şikayeti üzerine bina edilen mesleki sohbetlerde, vereceğim örneklerin yavan kalacağı ya da "O da bir şey mi..." diye başlayan bir cümle ile muhatap olacağım endişesi ile suskun kalıyorum.

Adamlar gerçekten dertli.

Tabi bu durumu anlatmak için hükümet ya da Cumhurbaşkanlığı baskısı deyip basitleştirmek olmaz, anladığım kadarıyla özellikle yazarlar birbirlerinin hayatını zorlaştırmak için ellerinde gelen yapıyorlar.

Fehmi Koru'dan ödünç aldığım bir ifadeyle, "sürekli bir kalem kavgası" durumu hakim.

Hazır uzun zamandır hem Türkçe hem de İngilizce yazdığı yazıları takip ettiğim Fehmi Koru'dan bahsetmişken aslında biz de yazılı basında gerekliliği şimdilik tartışılabilen ancak sosyal medyada dikkate alınması elzem çözüm önerisinden bahsetmek isterim.

Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önerisini aktarıyor önceki günkü yazısında.

"Köşelerinde, başka köşe yazarlarını lanetleyen yazılardan bu arkadaşlarımızın kaçınması lazım."

Koru bu lafı tabi asgari düzeydeki bir durumu iyileştirme hamlesi olarak yorumlarken biraz da eleştirel bir tonla, bunun Türk medyasındaki seviyesiz kavgaların en azından belli bir seviyeye gelmesi açısından önemine işaret ediyor.

Hep şikayet ettiğim ve KKTC'deki ana akım yazarlarımızda Allahtan olmayan ancak sosyal medya silahşorları ve rumuzla yazan, aşağı yukarı kimlerin olduğunu tahmin ettiğimiz, internet yorumcularının, yazarın fikri ile zikrini eleştiren değil de, Koru'nun söylediği gibi yazarın kendisini lanetleyen tavırları bir köşe yazarını ya da gazeteciyi mesleğinden, hatta zaman zaman yaşadığı ülkeden bıktıracak kadar ileriye gidebiliyorlar.

Hadi gazetecini akıl sağlığı ve huzuru pek umurlarında değil, onu anlıyoruz zaten, ancak Türkiye'deki "Kalem kavgaları"na benzer bir durum sosyal medyadan ana akım medyaya sirayet ederse günümüz Türk medyası gibi bir duruma düşmemiz işten bile değil.

Sosyal medya yorumu yazarken bile dikkat etmek lazım anlayacağınız.

Hazır Türk medyasındaki yazarlardan lafı başlatmışken ve Fehmi Koru'nun Erdoğan'dan aktardığını söylediği öneriyi temel kabul etmişken, bizdeki sosyal medya canavarlarına ve rumuz ardına saklanan aklı evvellere, yine Türk medyası üzerinden benim de örnekli tavsiyelerim olacak.

Yılmaz Özdil gibi sağa sola saldırmak yerine, Fehmi Koru gibi kavgaya tutuşmadan fikriniz aktarın ve kaleminize güveniyorsanız da Ahmet Kekeç gibi fikirlerle fikirleri alt edin. Selahattin Duman gibi dalganızı geçerken eleştirmeyi becerin, ya da Hıncal Uluç ile Reha Muhtar gibi ne etliye ne de sütlüye bulaşmayın.

Yoksa şu sıralar Türkiye'de salgın bir hastalık olan ve Türk medyasındaki birçok yazarı telef etmek olan "Kızgın Köşe Yazarı Sendromu" bize de bulaşır. Maazallah, internet ya da sosyal medya üzerinden anasına dinine küfür edecek yazar çizer bulamazsınız. Çünkü onlar da artık sizler gibi olmuş, küfür ve hakaretlere, daha ağırları ile yanıt vermekle meşgul olacaklar.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.