Barış nefretle olmaz ki

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Barış nefretle olmaz ki

İstanbul-Tam bavulumu toplayıp kaldığım otel odasında hemen her seyahatimde yaptığım gibi bir şey unutup unutmadığımı kontrol ederken, açık olan televizyondan Ankara Garı önündeki patlamaların haberi geldi. Televizyonlar çıldırmış vaziyette, sağdan soldan gelen bilgileri haber haline dönüştürüp paylaşmaya çalışıyor, an be an değişen KJ'lerdeki ölü rakamları her değişimde üçer beşer artıyordu.

Yatağın kenarına oturup, "Türkiye'de neler oluyor. Bu işler nereye gidecek?" diye hayıflanırken, yatağın altına sıkışmış ayakkabılarımı gördüm. "Az kalsın bunları unutacaktım" diye düşünürken, gözüm televizyonda üzeri pankartla örtülmüş bir cansız bedenin ayağında ayakkabı olmadığını görünce, ayakkabımı unutma telaşı içerisinde olduğum için kendi kendime kızdım, hatta utandım.

Türkiye'de ya da Türkiye'ye neler oluyor gerçekten.

Türkiye'de gazetecilik yapan dostlarla öğleden sonra sohbet ederken, farklı farklı ancak çoğunluğu siyasi görüş dürtüsü ve kızgınlıkla yapılan yorumlar dinledim.

Sonra siyasiler birer birer açıklama yaptılar. İlk konuşan Selahattin Demirtaş nefret kusarken, diğer siyasiler de ondan kalır yanı olmadı.

Selahattin Demirtaş "bunu devlet yaptı" diye sert çıktı.

Sosyal medyaya bakıyorum aynı değerlendirmeler yapılıyor.

İnsanlar gerçekten mi öyle düşünüyor, yoksa Erdoğan ve Ak Parti nefreti midir bunları yazdırıp söyleten.

Benim bu görüşe aklım ermedi. Böylesine bir bombanın ve böylesine bir katliamın Ak Parti'nin oylarını artırdığını düşünenleri anlamakta güçlük çekerken, mantık silsilesi içinde bir yere oturtamıyorum.

Aksine güvenlik ve istihbarat zaafları nedeniyle hükümetin dolayısıyla Ak Parti'nin itibarını sarsar.

Sosyal Medya üzerinde HDP'nin kendi kendini bombaladığı şeklinde saçma sapan Tweetler dahi görebiliyorsunuz. Bunu gerçekten söyleyen milliyetçi unsurları da görebilirsiniz Türkiye'de olup biten anlamaya çalışırken.

O da HDP'ye karşı nefret duyanların nefretlerini kustukları sırada akıllarına gelen bir düşüncedir.

Mantıklı yorum ise Türkiye'nin aynen Amerika, İngiltere gibi çok sayıda farklı farklı terör örgütünün hedefi olduğu şeklindeki yorumdur. PKK'sı var, IŞID'i var, El Kaide'si var, DHKP-C'si var ve bunların fraksiyonları, gençlik örgütleri, bilmem ne yapılanmaları var. Onlar da nefretle beslenen, nefretle büyüyen örgütlerdir. Nefret olmasa insanları öldürebilirler mi.

Bu terör eyleminin sorumlusunu içerde aramak ve hedef gösterip suçlamak, içerdeki bir grup tarafından yapılması kadar tehlikelidir bence. Ama nefret bunu da yaptırıyor. Ak Parti yaptı, ya da HDP kendi kendini bombaladı. İkisi de aynı şey.

Somut bilgi olmaksızın onu suçlamak bunu suçlamak zaten eylemin ve teröristlerin hedefine ulaştırmaktan başka bir işe yaramadığının Türkiye'deki siyasilerin şimdiye kadar öğrenmiş olması gerekirdi diye düşünüyorum.

Bu terör eylemi sonrasında bütün partiler ve sivil toplum örgütleri devletin her kademesi ile kenetlenip bir arada durması gerekirken, Türkiye'nin daha fazla ayrışması, ayrılması ve bölünmesine yönelik nefret dolu söylemler ve sosyal medya paylaşımları teröristlere yardım ve yardım ve yataklıkla eşdeğer.

Nefret ile barışın sağlanmayacağını herkes artık biliyor olması lazım. Öğrenmeyenler kaldıysa, haklarına hayır.

Türkiye'de yaşamayan bir gazeteci olarak bu değerlendirme belki haddim değil ancak, bundan böyle "Ankara Katliamı" olarak anılması muhtemel terör saldırısı yapıldığında Türkiye'de olduğum için ve de Türkiye'yi sevdiğim için bu hakkı kendimde buldum.

Türkiye'nin ve hepimizin başı sağ olsun. Acıları acımdır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.