Bir süre Bilal-i Habeşi gibi okuyun

loading
5 Ağustos, Çarşamba
£

9.21

8.30

$

7.02

A- A A+

Bir süre Bilal-i Habeşi gibi okuyun

Lefke'deki camilerde ezan sesinin ara emri ile geçici olarak yasaklanması işi canımı sıktı doğrusu.

İş din düşmanlığı ve dincilik ayrışmasına yol açtı. Sanırım amaç da oydu hasıl oldu vesselam.

Sevgili Süleyman Ergüçlü'nün bütün Lekelilerle ilgili espri ve fıkralarına rağmen Lefkeli olmakla övünürüm.

Lefke'deki insanların tümünü severim. Çünkü farklı ve adanın başka yerinde olmayan bir hoşgörü sahibidirler.

Kimisi rakısını küfelik oluncaya kadar içer, bir diğeri ise beş vakit namazını kılar. Sonra aynı insanlar kahvede buluşup sohbet ederler.

Rahmetli Şeyh Nazım Kıbrısi'nin İslami yorumlarken ortaya koyduğu hoş görülü yaklaşımdan mıdır nedir bilemem ama Lefke böyle bir yerdir işte.

Rahmetli Şeyh Nazım'ı bir ziyaretimde, yanındaki müritlerinden birisi beni işaret ederek, "efendim bu adam içki içiyor" diye yüzüme baka baka ihbarda bulunmuş, rahmetli de "Bize asıl içki içen adamlar lazım. İçmeyenler zaten burada" deyip onu haşlamıştı.

Bir gün Lefke'de konser veriyorduk ceviz festivali miydi hurma festivali miydi hatırlamıyorum. Tam Cem Karaca'nın "resimdeki gözyaşları" parçasının ortalarında camiden yükselen ezan sesi ile şarkıyı yarıda kestik.

Ezanın bitmesini bekledik. Birkaç dakikalık sessizlikten sonra Lefke ahalisi ezana saygı gösterdiğimiz için bizi alkışlamıştı. İtiraf edeyim ki, çaldığımız şarkılar o kadar alkış almamıştı.

Bas gitaristimiz, azılı Lefkelilierden, Sevgili Dr. Nazım Beratlı o arada mikrofonu kapıp bir de anekdot aktarmıştı.

Davulda oturan beni işaret ederek, 60'lı yıllara gitti. "Bu gördüğünüz baterist Rasıh Reşat'ın büyük dedesi Lefke'nin önde gelen din adamlarından Süleyman Hoca idi. Bir akşam tam caminin yanındaki bir dükkanda, hem şarap içiyoruz. Hem de gitar çalıp şarkı söylüyoruz. Ezan okunduğu esnada kendimiz şarkıya mı şaraba mı fazla kaptırdık bilmiyorum ama şarkıyı kesmedik devam ettik. Süleyman Hoca kapımıza dayandı. Bastonunu sallayarak 'Hade benden korkmazsınız. Allah'tan da mı korkmazsınız' diye çıkıştı. Hemen müziği kestik. O gün bugündür ezan sesini duyduğumda eğer müzik çalıyorsam paralize olur, çalmayı keserim" demişti.

Aslında Büyük Dedem Süleyman Hoca'nın "hade benden korkmazsınız Allahtan da mı korkmazsınız" derken, Ben sizim şarabınıza müziğinize saygılıyım ancak bu birkaç dakika süren Ezan'a da siz saygı gösterin" demek istemişti anlayabildiğim kadarıyla.

Her şeyin başı saygı değil mi. Ateizmin temelinde inanmamak ama inanana saygı göstermek yok mudur.

Havadis Gazetesi dün yaptığı haberinde Lefkelilerin nabzını tuttu. Hiçbiri bu karardan memnun değil. Yıllardır sabah ezanıyla kalkar, Ezanla yaşar ezanla yatarım" diyen var. Hatta evi camiden uzak olduğu için ezanın sesini duymadığı için şikayet eden bile var. Şimdi ezan sesini duymak istemeyen bir avukat nedeni ile ezan sesini hayatının, çocukluğunu ve geçmişinin bir parçası olarak gören ve duymak isteyenleri bundan nasıl mahrum edeceksiniz?

Lefke'deki ezan sesini kesecekseniz, oldu olacak yüz yıllık hurma ağaçlarını da kesin. Osmanlı zamanından kalan cumbalı evleri de yıkın.

Çözümü kolay aslında bu işin.

Bence sesi en gür müezzinlerden üç tanesi görevlendirilsin. Bilal-i Habeşi'nin Medine'deki ilk camide okuduğu ilk ezan gibi okunsun Lefke'de sabah ezanları.

En azından bu mahkeme sonuçlanıncaya kadar. Türkiye basınındaki provokatif söylemi ile "ezanlar susmamış" olur.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.