Bizim oğlanın Kalaşnikof'u

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.78

A- A A+

Bizim oğlanın Kalaşnikof'u

Charlie Hebdo saldırısı ve sonrasında Paris'teki katliam... Güneydoğu'daki ölümler, çatışmalar. Öncesinde Savoy Otel'in taranması.

Hepsinde karşımıza tanıdık bir isim çıkıyor. Kalaşnikof.

1947 yılında Kızıl Ordu'da tankçı çavuş ve tamirci olarak görev yapmış makine mühendisi Mihail Kalaşnikov tarafından Alman STG 44 tüfeği baz alınarak tasarlanmış ve Izhmash firması tarafından üretimine başlanan bu ölüm makinesi, dünya üzerinde geliştirilmiş türevi olan AKM'lerle birlikte 100 milyondan fazla bulunmaktadır.

Bir tane de oğlum Demir de var ne yazık ki.

Pazar günü Lefke'de yapılan Hurma Festivali'ne gittik. İlk durağımız tabii ki annemdi. Kızım Fidel artık genç kız havalarında anne ve babasıyla pek bir yere çıkmak istemez, "Ne yapacağım be Hurma Festivali'nde. Ben babaannemle kalacağım" deyince biz de 5 yaşındaki oğlum Demir'i alıp Lefke çarşısına çıktık.

Biraz hurma, biraz üzüm sucuğu, bir porsiyon lokma, incik boncuk derken, oğlan oyuncak satan bir standın önüne dikildi ve elinden çekiştirmemize rağmen kıpırdamadı: "Oyuncak istiyorum"

Zaten işlerin yoğunluğundan sınırlı zaman ayırabildiğim çocuklarım bir şey isteyince hayır diyemeyen babalardanım. Demir efendi de bu zafiyetimi iyi bildiğinden hiç boş çıkarmaz, benimle bir yere gittiğinde mutlaka bir talebi olur.

"Oyuncak istiyorum" dedi ve küçücük eli çenesinde standa yığılı duran envaı çeşit oyuncaklar arasından kendine uygun olanı seçmeye çalıştı.

Köpekler, kediler, arabalar, uçurtmalardan geçti ve kocaman bir makineli tüfek beğendi.

"Bunu istiyorum" dedi.

Oyuncakçı arkadaş da bir şey söylemem fırsat bırakmadan kalaşnikofa benzeyen tüfeğin özelliklerini sıralamaya başladı. Ses çıkarıyor, lazerlidir. Ateş edince namlusunda ışık çıkarıyor falan.

Ipad jenerasyonunun en yeni üyelerinden bizim Demir'in gözleri parladı ve son kararını verdi.

"Ben, "Oğlum silah almasak. Bak ne güzel oyuncaklar var. Başka bir şey seç" diyecek oldum ama alternatifler de pek parlak değildi. Beş yaşındaki çocuğu da kıracak ağlatacak değildim ya. Zaten çocuk beni doğru dürüst görmüyor işlerin yoğunluğundan, çaresiz teslim oldum.

Ben parasını verirken, satıcı arkadaş da az önce sıraladığı özelliklerini yerine getirmesi için gereken pillerin silahın kabzası içerisindeki yuvadan içeriye sokmuş ve bir iki el ateş ettikten sonra Demir'in eline çoktan tutuşturmuştu bile.

Lefke çarşısı festivalin nedeniyle kalabalık. Demir elindeki kalaşnikof ile kalabalığa rastgele ateş ediyor, çıkan ses ve ışık onu heyecanlandırıyor.

"Yapma oğlum. Evde oynarsın" diyorum ama dinletemiyorum.

"Oğlum Paris'te geçtiğimiz akşam bir sürü insan seninkinin gerçeği silahlarla öldürüldü. O yüzden insanlar hassas. Yapma" diye açıklayamazdım ki.

Neyse festival gezimizi, yanımızdaki küçük terörist nedeniyle yarıda kestik, ama insanları bakışları da üzerimizdeydi.

Düşünüyorum da benim de küçükken kapsüllü tabancam vardı. Demir'inki kadar gürültülü olmasa da makineli tüfeğim de vardı. Bunun etkisiyle gidip bir metropolde katliam yapmadım.

Uzmanlara sorunca da "çocuğa oyuncak silah verilmemesi ve oyuncak silahlarla oynamasını yasaklamak durumunda silahlara olan merakı ve ilgisi daha da artar" deyince rahatladım. Oğlum Demir'e bir oyuncak kalaşnikof aldık ama kuvvetle muhtemel bundan dolayı terörist olmaz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.